Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/519 E. 2026/309 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/519
- Karar No
- 2026/309
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 423-411
I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-3. cümlesi, 103/3.d, 62, 53... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.10.2022 tarihli ve 153-314 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşmalı olarak yapılan yargılama sonunda 21.02.2023 tarih ve 1867-229 sayı ile hükmün kaldırılmasına ve sanığın TCK'nın 103/1-a delaletiyle 103/1-1-3.cümleleri, 103/3.d, 103/4, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 27... ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 30.10.2023 tarih ve 9565-6902 sayı ile; "... sanığın atılı suçu cebir veya tehditle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden müsnet suçtan belirlenen temel cezanın koşulları oluşmadığı hâlde 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile artırılması suretiyle sonuç cezanın fazla tayini ..." isabetsizliğinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi ise 25.04.2024 tarih ve 423-411 sayı ile bozmaya direnerek çocuğun cinsel istismarı suçundan önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2025 tarihli ve 33027 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 24.09.2025 tarih ve 3306-6923 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun TCK’nın 103/4. maddesi kapsamında cebir ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; belirtilen suçtan aynı yer Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan ve duruşmaya bizzat katılma iradesini ortaya koyan sanığın, CMK’nın 196/4. maddesinde belirtilen zorunluluk hâlinin ne olduğu açıklanmadan hazır edilmeksizin ceza infaz kurumundan SEGBİS ile katılımı sağlanarak duruşma yapılması suretiyle karar verilmesinin savunma hakkını kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Soruşturma evresinde sanığın Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 26.02.2022 tarih ve 156 sorgu sayısı ile çocuğun cinsel istismarı suçundan tutuklanmasına karar verildiği, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden tutukluluk bilgileri incelenen sanığın, yargılama süresince Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda aynı suçtan tutuklu olarak bulunduğu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2022 tarihli ve 1135 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında TCK'nın 103/1-3.cümle, 103/3.d, 103/4, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2022 tarihli ve 1109 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında TCK'nın 103/1-3. cümlesi, 103/3.d, 103/4, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2022 tarihli ve 143-140 sayı ile Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/153 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Kovuşturmanın Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde beş celse devam ettiği, Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yargılandığı suçtan tutuklu olarak bulunan sanığın gerekçe gösterilmeksizin ilk dört celse duruşma salonunda fiziken hazır edilmediği, bulunduğu ceza infaz kurumundaki SEGBİS odasından duruşmaya iştirakinin sağlandığı; 19.04.2022 tarihli birleştirme kararına yönelik resen açılan ek tensip ile yapılan birinci celsenin ardından 31.05.2022 tarihli ikinci celsede, iddianame ve birleştirme kararlarının okunduğu, sanığın "mahkemeden herhangi bir talebim yoktur, savunmada bulunacağım" sözlerinin ardından savunmasını yaptığı, ardından on iki tanık dinlenerek duruşmanın ertelendiği, 28.06.2022 tarihli üçüncü celsede, katılan ve tanık beyanlarından sonra bilirkişi raporuna konu görüntülerin izlendiği, 13.09.2022 tarihli dördüncü celsede, beyan, mütalaa ve savunmaların sunulduğu, Duruşmalara SEGBİS ile katılma yönünde bir talebi olmayan sanığın bu aşamada bir itirazının bulunmadığı, 11.10.2022 tarihli beşinci celsede ise sanığın bizzat duruşmada hazır edildiği ve TCK’nın 103/1-3. cümlesi, 103/3.d, 62. maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün tesis edildiği, sanığın tutukluluğunun devamına karar verildiği, İstinaf incelemesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşma açılmasına karar verildiği ve tensiple belirlenen duruşma gününün Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın bulunduğu aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumundan 23.01.2023 tarihinde "... 21.02.2023 tarihinde yapılacak olan duruşmaya bizzat yerinde ve huzurunuzda katılmak ifade vermek istiyorum" şeklinde dilekçe sunmasına karşın 21.02.2023 tarihli duruşmada hazır edilmeden ve bu hususta herhangi bir gerekçe gösterilmeden hâlihazırda bulunduğu Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu SEGBİS odasında hazır edilip bu suretle duruşmaya iştirakinin sağlanarak TCK’nın 103/1-1-3.cümleleri, 103/3.d, 103/4, 43/1. maddeleri uyarınca 27... ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hüküm tesis edildiği, Temyiz incelemesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesince 30.10.2023 tarihinde bozulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince yapılan incelemede tensiple 25.04.2024 gününün duruşma tarihi olarak belirlenerek sanığa, bulunduğu ceza infaz kurumunda usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın bu sefer 22.04.2024 tarihinde yine aynı suçtan tutuklu bulunduğu Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan gönderdiği "25.04.2024 tarihindeki duruşmaya SEGBİS ile değil, fiziki olarak katılmak istiyorum" şeklindeki dilekçe ile bizzat hazır edilme talebini sunmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince 25.04.2024 tarihinde bozma kararı üzerine açılan duruşmada hazır edilmeden ve bu hususta herhangi bir gerekçe gösterilmeden bulunduğu aynı yargı çevresindeki Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu SEGBİS odasında hazır edilerek sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan önceki gibi netice olarak 27... ay 15 gün hapis cezasına mahkûmiyetine dair hükmün kurulduğu, Anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.12.2021 tarihli ve 142-630, 14.01.2025 tarihli ve 439-26 sayı ile müstakar kararlarında açıklandığı üzere; CMK'nın 193. maddesinin birinci fıkrası "Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Ceza muhakemesi sistemimizde sanığın duruşmada hazır bulunması hem bir hak hem de muhakeme şartıdır. Bu nedenle kural olarak sanığın yokluğunda duruşma yapılamaz. Çelişmeli yargılama, doğrudan doğruyalık/yüz yüzelik ve sözlülük ilkelerinin başka türlü gerçekleştirilmesi de düşünülemez. Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup, bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunmak hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir. Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabul edilen bir hususta sanığın, bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbir insiyatifinin olmadığının kabulü hâlinde hakkın varlığından da söz edilemeyecektir (CGK'nın 02.07.2025 tarihli ve 538-320, 03.04.2018 tarihli ve 851-1 44... .01.2017 tarihli ve 449-32 sayılı kararları). Nitekim, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin 12... tarihli Colozza ve Rubinat/İtalya ile 25... tarihli Zana/Türkiye kararlarında, Sözleşme'yle garanti altına alınan bir hakkın kullanılmasından vazgeçilmesinin, açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ifade edilmesiyle mümkün olduğu belirtilmiş olup buna göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmesi de ancak bu husustaki irade beyanını aynı açıklıkta bildirmesiyle mümkün olacaktır. Bununla birlikte CMK'nın 196. maddesinde olduğu gibi istisnai bazı hâllerde sanığın yokluğunda duruşma yapılmasına da cevaz verilmiştir. Zikredilen CMK'nın 196. maddesi; "(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir. (2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur. (3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur. (4) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır. (5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir. (6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir." şeklinde iken, maddenin 4. fıkrası 01.02.2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun'un 142. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu "Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir." biçimindeki güncel hâlini almıştır. CMK'nın 196/4. madde haricinde SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) kullanımını doğrudan ilgilendiren diğer düzenlemeler, aynı Kanun'un 38/A, 52, 58, 94, 147/1-h, 1 80... . maddelerinde bulunmaktadır. Ayrıca ulusal düzenlemeler dışında Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesinin Ek 2. Protokolü'nün 9. maddesinde; taraf devletlerin kendi yetkili adli makamlarının onayıyla sanık veya şüphelinin de video konferans yöntemiyle duruşmaya katılmasını sağlayabilecekleri düzenlenmiş; ancak bunun için şüpheli veya sanığın bu yöntemle duruşmaya katılmak için rızasının bulunması şart olarak belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, daha önce sesli ve görüntülü bilişim sisteminin kullanılmasını, ... ve diğerleri başvurusuna ilişkin 18.11.2015 tarihli kararında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden ele almıştır (Erdal Korkmaz ve diğerleri, B. No: 2013/2653, §§ 98-105). Yüksek Mahkeme bu sistemde yargılamanın taraflarının yargısal işlemleri karşılıklı olarak gerçekleştirilebildiklerini vurgulandıktan sonra SEGBİS vasıtasıyla yapılan yargılamada yüz yüzelik ilkesinin sağlandığını kabul etmiştir. (Erdal Korkmaz ve diğerleri, § 103). Buna karşılık, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 06.02.2020 tarihli kararında, ... (B. No: 2017/38732) ve ... (B. No: 2017/22672) başvurularında Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, her iki başvurucunun infaz kurumunda iddia ve savunmalarını etkili bir şekilde ileri süremeyeceğini tespit etmiştir. Buna göre, SEGBİS yönteminin savunma hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı, yargılama şartları ve meşru amaç kriterleri çerçevesinde her bir somut olay bakımından bağımsız bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Ancak her halükarda duruşmalara katılmaktan açıkça feragat etmeyen sanıkların, bulundukları tutuk evinden duruşmaya getirilmemesindeki zorunlu hâllerin, somut olgusal temellere dayanan, ilgili ve yeterli gerekçelerinin karar yerinde açıklanması gerekir. Tek celsede bitmeyen yargılamalar bakımından, özellikle hükme tesir eden esaslı işlemlerin yapıldığı ve/veya hükmün verildiği celselerde hazır edilmeyen ve infaz kurumunda bulunan sanıkların, iddia ve savunmalarını etkili bir şekilde ileri süremeyecekleri gözetilmelidir. Diğer yandan, sanığın duruşmada fiziken hazır edilmemesine ilişkin zorunlu görülen durumlar açıklanmadan sanığın aynı yer CİK’ndan SEGBİS ile bağlanılarak yargılamaya katılımının sağlanması, fiziken hazır bulunma talebine rağmen bu istemleri reddedilmeden ve istemin kabul edilmemesine dair zorunlu görülen hali içeren bir gerekçe de gösterilmeden sanığın SEGBİS yolu ile savunmasına başvurularak duruşma yapılıp hüküm kurulmasının, aynı zamanda savunma hakkına bir müdahale oluşturacağı da açıktır ve bu usul eksikliği, CMK’nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde belirtilen hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması kapsamında bir kesin hukuka aykırılık nedeni olarak değerlendirilmelidir. B. Hukuki Nitelendirme Sanığın duruşmada hazır bulunması hem bir hak hem de bir ödev niteliği taşıdığından, kanun koyucu tarafından öngörülen istisnai düzenlemelerin dar yorumlanması zorunludur. Nitekim kanun koyucu her hükmü belirli bir amaç ve işleve matuf olarak ihdas ettiğinden, kanun hükümlerini etkisiz veya anlamsız kılacak yorum ve uygulamalardan kaçınılmalıdır. Bu kapsamda, tutuklu bulunan sanığın CMK'nın 196/4. maddesi uyarınca SEGBİS yöntemiyle dinlenebilmesi için gerekli olan zorunluluk hâlinin mahkemece somut olgulara dayalı ve denetlenebilir bir gerekçeyle ortaya konulması zorunludur. Buna rağmen sanığın, İlk Derece Mahkemesindeki yargılamanın ikinci, üçüncü ve dördüncü oturumları sırasında aynı yargı çevresinde bulunan ceza infaz kurumunda tutulduğu, duruşmada bizzat hazır edilmesine engel herhangi bir hâlin de bulunmadığı anlaşılmasına karşın savunmasının SEGBİS aracılığıyla alınmasıyla yetinilmiştir. Bunun yanında, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulması sürecinde sanığın belirlenen tarihte duruşma salonunda fiziken hazır bulunmayı talep ettiği hâlde, tutulduğu aynı yer ceza infaz kurumundan SEGBİS vasıtasıyla katılımı sağlanarak yargılamaların sonlandırıldığı, sanığın bu istemleri hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin Colozza ve Rubinat/İtalya ile Zana/Türkiye kararlarında da vurgulandığı üzere Sözleşme ile güvence altına alınan bir haktan feragat ancak açık ve tereddüde yer bırakmayacak bir irade beyanıyla mümkündür. Somut olayda ise sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından vazgeçtiğine ilişkin açık bir irade açıklaması bulunmadığı gibi aksine bu hakkını kullanmak istediğini istinaf yargılamasında da açıkça ortaya koyduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, SEGBİS yöntemiyle savunma alınmasını gerekli kılan zorunluluk hâli somut ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmaksızın sanığın fiziken hazır bulunma talebi hakkında herhangi bir değerlendirme de yapılmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkını etkili bir biçimde kullanma imkânı kısıtlamıştır. Bu durum, aynı zamanda kararın ilgili ve yeterli gerekçeden yoksun bırakılması nedeniyle Anayasa'nın 141/3 ve CMK'nın 34. maddelerine de muhalefet sonucunu doğurmuştur. Savunma hakkının sınırlandırılması mahiyetindeki ihlallerin CMK’nın 289/1-h maddesinde ifadesini bulan hukuka kesin aykırılık hâlini oluşturduğu kabul edilmelidir. Açıklanan nedenlerle isabetsiz bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 25.04.2024 tarihli ve 423-411 sayılı direnme hükmünün sanığın savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmelidir. Ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 25.04.2024 tarihli ve 423-411 sayılı direnme kararına konu hükmünün; aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan sanığın, duruşmada bizzat hazır edilmesini engelleyen zorunluluk hâlinin ve fiziken hazır bulunma talebinin neden karşılanmadığı gerekçede açıklanmadan, yalnızca SEGBİS üzerinden savunması alınarak savunma hakkının sınırlandırılması suretiyle kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.