Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/481 E. 2026/331 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/481
- Karar No
- 2026/331
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 2 - 105
I. HUKUKİ SÜREÇ Kasten öldürme suçundan sanıkların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37/1, 81/1, 29, 53, 54... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.06.2021 tarihli ve 483-288 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 23.02.2022 tarih ve 2097-288 sayı ile; "...Tutanakların isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan 'dosyadaki tüm beyanlar, rapor ve tutanaklar okundu' biçimindeki duruşma zaptına geçmiş tüm bilgi belge ve tutanakların okunduğuna ilişkin soyut ifadelerin ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükmüne esas alınan ölü muayene ve otopsi tutanağının ve yukarıda sayılan mezkur tutanakların okunduğu anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin CMK'nın 217/1. maddesi gereğince duruşmaya getirtilmemiş olduğu ve hâkimin huzurunda tartışılmamış olduğu, buna rağmen işbu delillerin mahkûmiyet hükmüne esas alınmış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından CMK'nın 289/1. maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği ve hukuka uygun yöntemlerle elde edilmemiş delil niteliğine büründürdüğü ve bu durumunda CMK'nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olması, Kabul ve uygulamaya göre de; a-Maktulün olay günü sanık ...'i telefonla arayarak çağırması üzerine olay yerine giden sanık ...'e kuşlarının çalınması olayıyla ilgili suçlayıcı beyanlarda bulunması şeklinde haksız eylemi nedeniyle TCK'nin 29. maddesi gereği sanık ... hakkında haksız tahrik indirimi uygulanırken, TCK’nin 3. maddesinde yer alan orantılılık ilkesi de nazara alınarak hükmedilen cezada asgari oranda indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde makul oranda indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini, b-Maktul ...’ten sanık ...’a yansıyan herhangi bir haksız hareket olmadığı halde, yasal koşulları oluşmadan sanık ... hakkında da 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indirimi yapılmak suretiyle eksik ceza tayini, c-YCGK’nın 10.02.19 92... -356/15 Esas ve sayılı kararı ile buna uygun istikrarlı uygulamalarda belirtildiği üzere, cezayı takdiri azaltıcı nedenler hakimin takdirine bırakılmakla beraber, gerekçenin makul ve makbul olması, hukuk kaidelerini zedelemeyecek, yasanın amacına aykırı düşmeyecek ve vicdanları rahatsız etmeyecek, hak ve nesafet kurallarına uygun olması gerektiğinden, takdiri indirim nedenini uygulamama gerekçesi olarak gösterilen ‘sanıkların fiilden sonraki davranışları ve tüm dosya kapsamı’ nedenlerinin dayanağının neler olduğu gösterilmeden soyut olarak yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 16.06.2022 tarih ve 109-212 sayı ile; sanık ...'in TCK'nın 81/1, 29, 53, 54... . maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba; sanık ...'ın ise aynı Kanun'un 81/1, 53, 54... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba; resen istinafa tabi olan hükümlerin sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından da istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 06.10.2022 tarih ve 2040-1476 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın da sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 01.11.2023 tarih ve 15365-6710 sayı ile; "...Sanıklar ve maktul arasındaki tartışmanın büyüyerek kavgaya dönüşmesi üzerine sanıkların iştirak halinde maktulü, sol uylukta 2 adet, sol gluteusta 1 adet, sol humerus bölgesinde 2 adet olmak üzere toplam 5 farklı yerinden bıçakla, tekme ve sopayla vurarak diz bölgesinden yaralayarak ölümüne neden oldukları ve sol uyluk bölgesinde tarif edilen yaralardan birinin tek başına ölüm meydana getirir nitelikte olduğunun anlaşıldığı olayda, sanıklar ile maktul arasında öldürmeyi gerektirir husumet olmaması, ani gelişen olayda sanıkların maktulün hayati organlarının bulunduğu bölgeleri hedef almaması, ciddi bir engel olmamasına rağmen kendiliklerinden eylemlerine son vermeleri dikkate alındığında, sanıkların öldürme kastını açığa çıkaran kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunun tüm unsurları ile oluştuğu gözetilmeksizin suç vasfında hataya düşülerek sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan yazılı şekilde hükümler kurulması," isabetsizliğinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 02.04.2024 tarih ve 2-105 sayı ile; sanık ...'in TCK'nın 87/4, 29, 53, 54... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba; sanık ...'ın ise aynı Kanun'un 87/4, 53, 54... . maddeleri uyarınca 17 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba karar verilmiş; hükümlerin sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.03.2025 tarih, 6714-2248 sayı ve oy çokluğu ile temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.05.2025 tarih ve 99685 sayı ile; "...Sanıkların kastlarının yaralama olmadığı, eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan kastlarının öldürmeye yönelik olduğu ve eylemlerinin kasten öldürme suçunu oluşturduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 17.09.2025 tarih ve 3649-6080 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların eylemlerinin TCK’nın 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunu mu yoksa aynı Kanun’un 87/4. maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin sanıklar hakkında haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiği ve uygulanan indirim oranının hatalı olduğundan bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 388-238 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK m. 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz kanun yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmıştır (CMK m. 288/1, 294/2). Bu hâliyle bölge adliye mahkemesi hem ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı bir denetim mercii hem de denetlediği hükmün hukuka aykırı olduğunu değerlendirdiğinde, hukuka aykırılığı ortadan kaldıracak ölçüde yeniden yargılama yapacak bir ikinci/üst derece mahkemesidir. Her iki halde de ilk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olduğunda kuşku yoktur. Bu tespitlerden çıkan sonuç şudur: a. Bölge adliye mahkemesi kural olarak bir ıslah mahkemesidir. Yani varsa ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerdeki tüm hukuka aykırılıkları resen belirleyerek, yeniden yapacağı yargılama ile hükmü ıslah eder. Yoksa kural olarak bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamaz. b. İlk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olması itibarıyla gerek denetim gerekse yeniden yargılama fonksiyonunu icra etsin, her hâlükârda taraflar açısından başlı başına bir teminat oluşturur. c. Bölge adliye mahkemesi, aleyhine kural olarak bir kanun yolu öngörülmeyen ve direnilemeyen (duruşmasız/evrak üzerinden verdiği) bozma kararı ile ne tarafları bir üst mahkemede yargılanma teminatından yoksun bırakabilir ne de olay mahkemesine vicdani kanaati rağmına bir sonuca ulaşmasını amir bir müdahalede bulunabilir. Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, karar tarihinde yürürlükte bulunan haliyle CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Hükmün bozulmasına karar verilen bu hâllerde bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verecektir. Bu karara karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararı verme yetkisi bulunmadığı gibi tarafların da kanun yoluna başvurması mümkün değildir. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibarıyla makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 2023/33667 sayılı... ... başvurusu üzerine verdiği 09.01.2025 tarihli kararında özetle; İstinaf Dairesinin CMK'da açıkça ve sınırlı sayıda yazılı bulunan hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle adil yargılama hakkının ihlâl edildiğine hükmetmiştir. Keza, Yargıtay Ceza Daireleri de AYM kararına konu teşkil eden benzer olay ve bozma üzerine ilk derece mahkemesince tesis edilen hükümlerin, esas itibariyle bölge adliye mahkemesi tarafından verildiği (Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 6371-1851 sayılı, 9. Ceza Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2981-4580 sayılı, 5. Ceza Dairesinin 18.04.2024 tarihli ve 5322-4330 sayılı, 6. Ceza Dairesinin 03.07.2024 tarihli ve 2388-8319 sayılı, 11. Ceza Dairesinin 11.03.2024 tarihli ve 6519-3057 sayılı kararları vb.) ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin kararı ile bozma üzerine verilen ilk derece mahkemesi kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu (Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 24.04.2023 tarihli ve 12734-2067 sayılı ve 20.02.2024 tarihli ve 29761-2708 sayılı kararları vb.) gerekçeleriyle temyiz başvurularını esastan incelemişlerdir. Diğer taraftan bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermiştir. Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir (CMK m. 3). CMK'nın 7. maddesine göre de, "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.". Şu hâle göre; bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, Kanun'da açıkça sayılmayan sebeplerle verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" olduklarının kabulü gerekir. Her ne kadar 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile değiştirilen CMK'nın 280. maddesinin (e) bendi mucibince, 25.12.2025 tarihinden sonra verilen hükümlerde bölge adliye mahkemelerinin (g) ve (h) bentleri de dahil olmak üzere CMK’nın 289. maddesinde yazılı tüm kesin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozma kararı verebilmesi olanaklı hâle gelmiş ise de; usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça hemen ve derhal uygulanma ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri, yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır. Muhakeme kanunlarında yapılan değişiklikler, icra edildikleri tarihte mer'i olan usul hükümlerine uygun olan işlemlerin hukuki sıhhatine hâlel getirmeyeceği gibi hukuken sorunlu olanları da hukuka uygun hâle tahvil edemezler. Keza bu değişiklikler, yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak ya da henüz tamamlanmamış işlemler hakkında uygulanacak olup maddi ceza hukuku kurallarının aksine kural olarak geçmişe yürümezler. Açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2022 tarihli bozma hükmünün CMK'nın 280/1-e maddesi kapsamında Kanun'a uygun olup olmadığı sorununun, 7571 sayılı Kanun ile yapılıp 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren kanun değişikliğiyle ortaya çıkan yeni duruma göre değil, 23.02.2022 olan karar tarihindeki yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23.02.2022 tarih ve 2097-288 sayılı kararıyla yapılan istinaf incelemesinde; İlk Derece Mahkemesi hükmünün CMK'nın 280/1-e ve 289/1-i maddeleri uyarınca bozulmasına gerekçe olarak gösterilen sanıklar hakkında haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiği ve uygulanan indirim oranının hatalı olduğu şeklindeki hususların, CMK’nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık hâllerinden olmadığı gibi aynı maddede açıkça ve sınırlı olarak sayılan karar tarihindeki diğer hukuka kesin aykırılık sebepleri kapsamında da bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin bu nedenle bozma kararı verme görev ve yetkisinin bulunmaması karşısında; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23.02.2022 tarih ve 2097-288 sayılı bozma kararı ile iş bu karara istinaden tesis edilen Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 16.06.2022 tarihli ve 109-212 sayılı sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" oldukları anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesince, CMK'nın 280. maddesinde yazılı usule uygun şekilde, gerekirse duruşma açılması suretiyle İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılması, sanıklar hakkında yeni bir hüküm kurulması, istinaf isteminin esastan reddine veya düzeltilerek esastan reddine karar verilerek istinaf incelemesinin sonlandırılması gerekirken; sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün, haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiği ve uygulanan indirim oranının hatalı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilerek dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinin hukuka aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Dairenin düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararın bozulmasına karar verilmelidir. Ceza Genel Kurulu Üyeleri ..., ... ve ...; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun çoğunluk görüşü ile uyuşamadığımız husus, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1. maddesinin yanılgılı değerlendirilmesinin hukuki değerden yoksunluk olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 2 80... . maddeleri gereğince duruşma açılmaksızın hükmün '..CMK’nın 217. maddesine muhalefet edilmesi, sanık ...’a verilen cezada haksız tahrik indirimi yapılmaması, sanık ...’e verilen cezada haksız tahrikin derecesi, takdiri indirimin soyut gerekçeyle değerlendirilmesi, CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması, katılma hususunda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi, TCK’nın 53. maddesindeki değişikliğin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…' nedenleriyle bozulmasına karar verildiği, fakat 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde İlk Derece Mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, verilen bu bozma kararının anılan maddenin (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği Bölge Adliye Mahkemesince bozma nedeni yapılan hususlar 5271 sayılı Kanun’da bozma nedenleri arasında bulunmamakta ise de Bölge Adliye Mahkemesinin bozma yetkisinin kanundan kaynaklandığı, bu nedenle yanılgılı değerlendirme yapan Bölge Adliye Mahkemesinin görevsiz olduğunun da söylenemeyeceği anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak, tespit edilen hukuka aykırılığın giderilmesi ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurmak yerine sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen bozma kararının ve bu karara istinaden verilmiş olan İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yeniden yargılama yapıldıktan sonra karar verilmesi yerine yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesinin kararına yönelik esastan ret kararı verilmesi hukuka aykırı olduğundan, farklı gerekçeyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği" düşünceleriyle hükümlerin farklı gerekçeyle bozulması yönünde oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19.03.2025 tarihli ve 6714-2248 sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 23.02.2022 tarih ve 2097-288 sayılı bozma kararı ile iş bu karara istinaden tesis edilen Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2022 tarih ve 109-212 sayılı hükümlerinin ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 06.10.2022 tarihli ve 2040-1476 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki kararı (ve hükümleri) konu edinen 01.11.2023 tarih ve 15365-6710 sayılı bozma, 19.03.2025 tarih ve 6714-2248 sayılı düzeltilerek onama ve 17.09.2025 tarih ve 3649-6080 sayılı yerinde görülmeyen itiraz başvurusunun Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının ise "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına, 4- Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.04.2024 tarihli ve 2-105 sayılı hükümlerinin, ''Mahkemece verilen 29.06.2021 tarihli ve 483-288 sayılı hükümlerle ilgili olarak, CMK'nın 280/2. maddesinin emredici hükümleri doğrultusunda Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince istinaf incelemesi yapılıp işin doğrudan muktezaya bağlanmasında zorunluluk bulunması'' gerekçesiyle diğer yönüyle incelenmeksiniz BOZULMASINA, 5- Dava dosyasının, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.06.2021 tarihli ve 483-288 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.