Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/8 E. 2026/262 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/8
- Karar No
- 2026/262
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 507-1601
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın ölenlere yönelik eylemi nedeniyle olası kastla adam öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-e, 21/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; katılana yönelik eylemi nedeniyle ise olası kastla yaralama suçundan aynı Kanun’un 86/1, 3-e, 87/1-c-son, 21/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.04.2018 tarihli ve 15-140 sayılı hükümlerin sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 07.02.2019 tarih ve 2634-510 sayı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan TCK’nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 10... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba; bu hükmün de katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 14.01.2021 tarih ve 12492-284 sayı ile; "...Trafik düzeninin gerekli kıldığı yükümlülüklere uymayan sanıkların, olay yeri kavşakta kırmızı ışık yanmasına, refüjde çocuklar bulunmasına ve kavşaktaki ışık durumu olay yerinden 190 metre mesafe öncesinden itibaren fark edilebilir olmasına rağmen, öngördükleri neticenin gerçekleşmemesi adına süratlerini azaltmak gibi en ufak bir çaba göstermedikleri, sanıkların öngördükleri muhtemel neticeyi engelleme çabalarının ya da neticeyi göze almadıklarına dair bir davranışlarının bulunmadığı, bilakis kovalamacaya devam ederek mahal şartlarının yaklaşık iki katı bir hızla kavşağa yaklaşırken ve tüm bu kural ihlallerini gerçekleştirirken muhtemel neticeye kayıtsız kalarak kabullendiklerinin anlaşıldığı, bu suretle sanıkların eylemlerinin olası kastla öldürme ve olası kastla yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde sanıkların bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 11.06.2021 tarih ve 507-1601 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu hükmün de katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.09.2022 tarihli ve 101420 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 29.11.2023 tarih ve 7033-5212 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanığın eylemini bilinçli taksirle mi yoksa olası kastla mı gerçekleştirdiğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; 1- Direnme kararına konu hüküm kurulmadan önce Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığı, 2- Usulüne uygun olduğunun kabul edilmesi hâlinde, Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın, kazadan sonra yardıma koşan vatandaşların aracın altında çocuk olduğuna dair uyarılarını dikkate almadan aracını hareket ettirdiğine ilişkin yeterli delil elde edilemediğinin; Özel Dairece, yardım eden vatandaşların aracın altında çocuk olduğuna ilişkin uyarılara rağmen sanığın aracını hareket ettirerek olay yerinden ayrıldığının kabul edilmesi karşısında; görgü tanıklarının hazır edilip yüzleştirme yapıldıktan sonra bu duruma ilişkin beyanları arasındaki çelişki giderilmeye çalışmadan, giderilemediği takdirde hangi tanığın beyanına hangi nedenle üstünlük tanındığının gerekçeli karara yansıtılmadan ve sanığın olaydan sonra 155 Polis İmdat hattını arayıp aramadığı belirlenmeden eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulup kurulmadığı, Hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince bozmadan sonra yapılan yargılamanın 11.06.2021 tarihli oturumunda bozma ilamının okunduğu, Yargıtay bozma ilamına karşı diyecekleri sorulan Cumhuriyet savcısının; "Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan bozma ilamına karşı direnilmesine, suç niteliği, mevcut delil durumu, ceza miktarları, tutukluluk süresi dikkate alınarak sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütaala olunur" şeklinde beyanı alındıktan sonra sanık ... müdafiinin beyanlarının alındığı, sanığa son sözü sorulduktan sonra Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun şekilde alınmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.05.2025 tarih ve 197-206, 19.02.2025 tarih ve 144-80, 05.02.2025 tarih ve 110-54, 12.09.2024 tarih ve 362-243; 10.07.2024 tarih ve 307-233 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından, gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4). Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde: Bozmadan sonra yapılan yargılamanın 11.06.2021 tarihli celsesinde Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; "Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan bozma ilamına karşı direnilmesine, suç niteliği, mevcut delil durumu, ceza miktarları, tutukluluk süresi dikkate alınarak sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütaala olunur" şeklindeki düşüncenin, usule uygun geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan direnme kararına konu hükümlerin kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir. Yukarıda açıklanan bu usule aykırılık nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu hükümlerinin, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hükümlerin tesis ve tefhim edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 11.06.2021 tarihli ve 507-1601 sayılı direnme kararına konu hükümlerin, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma haklarının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.