Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/235 E. 2026/297 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/235
Karar No
2026/297
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 31-278

I. HUKUKÎ SÜREÇ Eşyayı belirlenen gümrük kapıları dışından yurda ithal etmek suçundan suça sürüklenen çocuğun 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun Ek 5/1. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3, 62, 51/1, 52/2 ve 54/4. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 40 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, ertelemeye ve müsadereye ilişkin Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21.04.2011 tarihli ve 428-152 sayılı hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan ... idaresi vekili ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK) temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 13.10.2014 tarih, 20536-16584 sayı ile; "I-Katılan EPDK vekilinin temyizine göre yapılan incelemede; Suça konu 100 litre kaçak motorinin jelikanlar içerisinde suç tarihinde nakil vasıtası olarak kullanılan atla, İran İslam Cumhuriyeti ülkesinden ülkemize 4458 sayılı Yasa'nın 33 ve Gümrük Yönetmeliği'nin 72. maddelerinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkış ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar dışından, yani sınırdan yurda sokulmasından hemen sonra takip üzerine yakalandığı anlaşıldığından, sanık hakkında 5607 sayılı kanunun 3/1- ikinci cümlesinde tanımlanan kaçakçılık suçunu oluşturacağı, bu suçtan zarar görenin ise Gümrük İdaresi olduğu, suçtan doğrudan zarar görmeyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun kamu davasına katılmasına karar verilmesi de hükmü temyize yetki vermeyeceğinden, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca reddine, II-Sanık müdafii ve müşteki Gümrük İdaresi vekilinin temyizine göre yapılan incelemede; 5271 sayılı CMK'nın 260/1.maddesi gereğince, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan Gümrük İdaresi'nin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunduğu gözetilerek yapılan incelemede; Sair temyiz itirazları yerinde değilse; 1-Açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan Gümrük İdaresi'ne duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip, katılma olanağı tanınmadan, yokluğunda yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Kaçağa konu eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasına veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması halinde, eyleminin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun kapsamında kalacağı ve buna göre suça konu 100 litre kaçak motorinin jelikanlar içerisinde suç tarihinde nakil vasıtası olarak kullanılan atla, İran İslam Cumhuriyeti ülkesinden ülkemize 4458 sayılı yasanın 33 ve Gümrük Yönetmeliğinin 72. maddelerinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkış ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar dışından, yani sınırdan yurda sokulmasından hemen sonra takip üzerine yakalandığı anlaşılmakla sanığın eyleminin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/1.maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununa muhalefetten hüküm kurulması, 3-Suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun davaya katılan olarak kabul edilip lehine dilekçe yazım ücretine hükmolunması..." isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesince 19.10.2017 tarih ve 179-137 sayı ile; suça sürüklenen çocuğun 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/1-2. cümle ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3, 62, 50/1-a, 52/2-4 ve 54/4. maddeleri uyarınca hapisten çevrili 5.360 TL ve doğrudan 20 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve müsadereye ilişkin hükmün, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 7. Ceza Dairesince 01.12.2020 tarih ve 7123-17467 sayı ile; 5607 sayılı Kanun'da 15.04.2020 tarihinde 7242 sayılı Kanun ile yapılan lehe değişikliklerin değerlendirilmesi gerektiği isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine Başkale 1. Asliye Ceza Mahkemesince 01.06.2021 tarih, 31-278 sayı ile suça sürüklenen çocuğun 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2. cümlesi-22 ve TCK'nın 31/3, 62, 50/1-a, 52/2-4 ve 54/4 maddeleri uyarınca hapisten çevrili 1.760 TL ve doğrudan 20 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve müsadereye ilişkin hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 11.12.2023 tarih, 12990-10892 sayı ve oy çokluğu ile; "Suça sürüklenen çocuğa atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında kaldığı, bahse konu eylemin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlendiği cihetle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci ve 5252 sayılı Kanunun 9 uncu maddeleri hükmü karşısında; suça sürüklenen çocuğun 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi kapsamındaki eyleminin, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasındaki cezanın miktarına göre, tabi olduğu 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre zamanaşımı hususunun belirlenmesinin gerektiği cihetle; Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yüklenen suç için öngörülen cezanın türü ve üst haddine göre davanın, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, aynı maddenin ikinci fıkrası ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 5 yıl 4 aylık olağan, 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuğa atılı suçun işlendiği 05.10.2009 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar, 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğunun anlaşılması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle katılan vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği bozulmasına, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla düşmesine, davaya konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine..." karar verilmiştir. Daire Üyeleri ...ve ...; "Sanığın sınır kapısı dışından suça konu kaçak akaryakıtı yurda sokma eylemi suç tarihi olan 05.10.2009 itibari ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3/1-2 maddesinde yazılı kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır... Yerel mahkeme Dairemizin bozma kararı sonrasında sanık hakkında 5607 sayılı Kanunun 3/1-2 fıkrasında yazılı kaçakçılık suçundan hüküm kurmuştur, Suç tarihinden sonra 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanunun 54. maddesi ile değişik 5607 Sayılı Kanunun 10. maddesinde ise, kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt, tütün, tütün mamülü v.s olması hâli de nitelikli hâl olarak kabul edilmiş, kanun koyucu bu maddede temel ceza üzerinden artırım yapılması yerine, cezanın alt sınırını iki seneye çıkartmış ve üst sınırı da yine beş yıl olarak düzenlemiştir. Kanunun 3/10 maddesi müstakil bir ceza maddesi olmayıp, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrasında ve diğer fıkralarda yazılı kaçakçılık suçlarının objektif tipikliğine ek olarak suç konusunun değişiklik gösterdiği nitelikli halidir. Kanun koyucu bu nitelikli hali kanundaki tüm kaçakçılık suçlarına hasrettiğinden ayrı bir madde olarak düzenlemiştir. Kanunun 6455 sayılı Kanun ile değişik halinde 3/10 maddesini, 6455 sayılı Kanun ile yapılan değişiklerde korunan 3/1 fıkrası ve ikinci fıkrasından ayrı uygulamak mümkün değildir. 3/10 fıkrasına göre kurulacak temel cezadan 3/1 fıkrasının 2 . cümlesi gereğince artırım yapılması gerekmektedir... Sanığın eylemi, suç tarihi itibarıyla 5607 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve sonraki dönemlerde ise 3/10 fıkrası ve 3/l fıkrası ve ikinci cümlesine uymaktadır. Her üç dönemde de suçun nitelikli hâlleri de göz önüne alındığında kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibarıyla olağan dava zamanaşımı süresi sanığın 15-18 yaş aralığında olması da hesaba katıldığında T.C.K'nun 66/1-d,2 maddesine göre 10 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 15 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise 15 yıldır, suç tarihi olan 05.10.2009 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararı olan 01.06.2021 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresi henüz dolmadığından sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının esastan incelenmesi gerekirken dava dosyasının zamanaşımına uğradığından bahisle düşmesine karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne yazılı gerekçeler ile katılmamaktayız." düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 07.03.2024 tarih ve 91034 sayı ile; "...Suça sürüklenen çocuğun eylemi, suç tarihi itibariyle 5607 sayılı Kanunun 3.maddesinin birinci fıkrası ve ikinci cümlesi, 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ve sonraki dönemlerde ise 3/10 fıkrası ve 3/l. fıkrası ve ikinci cümlesine uymaktadır. Her üç dönemde de suçun nitelikli halleri de gözönüne alındığında kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı itibariyle olağan dava zamanaşımı süresi sanık ... yönü ile suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş aralığında olması da hesaba katıldığında T.C.K’nun 66/1-d, 2 maddelerine göre 10 yıl olağanüstü zamanaşımı süresi ise 15 yıldır, suç tarihi olan 05.10.2009 tarihi ve zamanaşımını kesen son mahkûmiyet kararı olan 01.06.2021 tarihi de gözönüne alındığında temyize konu dosyada dava zamanaşımı süresi henüz dolmadığından suça sürüklenen çocuk hakkındaki mahkumiyet kararının esastan incelenmesi gerekirken dava dosyasının zamanaşımına uğradığından bahisle düşmesine karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 01.04.2024 tarih, 1651-3512 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuğun eyleminin 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2. cümlesinde düzenlenen suçu mu yoksa 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesinde düzenlenen suçu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin olup suça sürüklenen çocuğun eyleminin 3/10. maddesi kapsamında kaldığının kabulü hâlinde aynı Kanun’un 3/1-2. cümlesinde düzenlenen artırım maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı, bu bağlamda Özel Dairece verilen zamanaşımından düşme kararının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; 02.10.2009 tarihinde sınır gözetleme kulesince termal kameralarla yapılan gözetleme sırasında İran İslam Cumhuriyeti topraklarından Türkiye istikametine atlı bir grubun sınır ihlali yaptığının tespit edilmesi üzerine kolluk kuvvetlerince yapılan müdahale neticesinde; olay yerinde bir adet at ve bu ata yüklü 100 litre mazotun ele geçirildiği, yapılan araştırma neticesinde kaçak mazotun ve atın suça sürüklenen çocuğa ait olduğunun tespit edildiği, 09.12.2009 tarihli kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasına göre; ele geçirilen eşyanın CİF değerinin 40.00 TL, gümrük vergisinin 145.08 TL, gümrüklenmiş değerinin ise 185.08 TL olduğu, Anlaşılmaktadır. Suça sürüklenen çocuk aşamalarda; olay günü atıyla birlikte sınıra gittiğini, jandarmanın yakaladığını, yakalanmasaydı kaçak mazotu satıp geçimini sağlayacağını savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1. maddesinin; "Kaçak petrolü satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticari amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kaçak petrolün ve kaçakçılıkta kullanılan suç araç ve gereçlerinin müsaderesine de hükmolunur." şeklindeki düzenlemesi, 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun'un 47. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, ancak maddede tanımlanan fiil suç olmaktan çıkarılmayarak aynı Kanun'un 54. maddesiyle yapılan değişiklikle 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin; "Akredite laboratuvar analiz sonucuna göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen, yasal yollarla Türkiye’de serbest dolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belli olmayan akaryakıtı; üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." hükmünü içeren 11. fıkrasına aktarılmış, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89. maddesiyle de söz konusu fıkra; "Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı; a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, b) Satışa arz eden veya satan, c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan, kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur." biçiminde değiştirilmiştir. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un "Kaçakçılık suçları" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrası; ''(1) Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.'' düzenlemesine yer vermiştir. Anılan maddede eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın Türkiye'ye ithal etmek fiili suç olarak düzenlenmiştir. Bu suç tipinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 33. maddesi ve Gümrük Yönetmeliği'nin 72. maddelerinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkışı ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar kullanılmasına rağmen eşyanın gümrük işlemleri yaptırılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinde serbest dolaşıma sokulması hâli suç olarak tanımlanmıştır. 5607 sayılı Kanun'un 3/1. fıkrasının 2. cümlesinde ise eşyanın belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye'ye ithal etmek fiili suç olarak düzenlenmiştir. Bu cümlede öngörülen suç tipiyle, 4458 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile Gümrük Yönetmeliği'nin 72. maddelerinde öngörülen şekilde faaliyet gösteren gümrük bölgesi giriş çıkış ile gümrük işlemlerinin yapıldığı kapılar dışından Türkiye'ye eşya ithali yaptırım altına alınmıştır. Böylece Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılarak ancak gümrük işlemi yaptırılmadan eşyanın yurda sokulması hâlinde 3/1-birinci cümlede düzenlenen suç, Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılmayarak eşyanın yurda sokulması hâlinde ise 3/1-ikinci cümlesinde belirtilen suç oluşacaktır. Yargılama aşamasında yürürlüğe giren 6455 Sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan "Kaçakçılık suçları" başlıklı 3/10. fıkrası; "Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." ,

Aynı Kanun'un 3. maddesinin 11. fıkrası ise; "Akredite laboratuvar analiz sonucuna göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen, yasal yollarla Türkiye’de serbest dolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belli olmayan akaryakıtı; üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." biçiminde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 89. maddesi ile; "Ulusal marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen akaryakıtı; a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden, b) Satışa arz eden veya satan, c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan, kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur." Olarak değiştirilmiş, 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin onuncu fıkrası da; "Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarısından iki katına kadar artırılır, ancak bu fıkranın uygulanması suretiyle verilecek ceza üç yıldan az olamaz." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Şu hâle göre, gerek 5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1. maddesinde yer alan; "Kaçak petrolü satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticari amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan.." gerekse 6455 sayılı Kanun'un 54. maddesiyle 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 11. fıkrasına geçirilen; "Akredite laboratuvar analiz sonucuna göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen, yasal yollarla Türkiye’de serbest dolaşıma girdiği belgelendirilemeyen veya menşei belli olmayan akaryakıtı; üreten, satışa arz eden, satan, bulunduran, bu özelliğini bilerek ticarî amaçla satın alan, taşıyan veya saklayan.." şeklindeki hükümlere bakıldığında, suç konusu olan eşyanın akaryakıt olması durumunda; Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılarak ancak gümrük işlemi yaptırılmadan eşyanın yurda sokulması hâlinde 3/1-birinci cümlede düzenlenen suç, Türkiye'nin gümrük kapıları kullanılmayarak eşyanın yurda sokulması hâlinde 3/1-ikinci cümlesinde belirtilen suç, diğer hâllerde yani akaryakıtın yurt içinde seçimlik hareketlerden birinin konusunu teşkil etmesi durumlarında ise suç tarihine göre; 5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1 ve 6545 sayılı Kanun’un 89. maddelerindeki veya 5607 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 11. fıkrasındaki suç oluşabilecektir. Ancak 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin onuncu fıkrasında, konusu itibarıyla müstakil bir suç tipine yer verildiğinden aynı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen nitelikli hâlinin tatbik imkânı bulunmamaktadır. B. Hukuki Değerlendirme Suça sürüklenen çocuğun İran İslam Cumhuriyeti topraklarından Türkiye'ye kaçak mazot sokarken yakalandığı kabul edilen olayda; Kaçak akaryakıtın yurda kaçak yollardan girdikten sonra yurt içerisinde satışa arz edilirken, nakledilirken ya da ticari bir faaliyete konu edilirken ele geçirilmesi durumunda kaçakçılığın özel bir hâlini düzenleyen 5015 sayılı Kanun'un Ek 5/1. maddesinin değerlendirilmesi gerekmekte olup somut olayda kaçak mazotun henüz yurda sokulmadan ele geçirilmesi karşısında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanun'un EK 5/1. maddesinin uygulama alanının olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Suç tarihi olan 05.10.2009 tarihinde suça sürüklenen çocuğun eyleminin, eşyayı belirlenen gümrük kapıları dışından yurda ithal etmek suçunu oluşturduğu, anılan fiilin 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlendiği, bu fıkrada suçun yaptırımının; "bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası" şeklinde öngörüldüğü, aynı fıkranın, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ikinci cümlesindeki; "Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır." hükmüyle de suçun nitelikli hâline yer verildiği anlaşılmaktadır. Suç tarihinden sonra, yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun'un 54. maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 10. maddesinde ise; "Kaçakçılık suçunun konusunun akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması hâlinde kaçakçılık suçunu işleyen kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." düzenlemesi ile kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın Kanun maddesinde sayılanlardan birisini oluşturması hâli, münhasıran nitelikli eşya kaçakçılığı suçu olarak ihdas edilmiş, ele geçirilen eşyanın yurda gümrük kapısından ya da gümrük kapısı harici yollardan ithal edilmesi ise ayrıca kanun koyucu tarafından nitelikli hâl olarak düzenlememiştir. Bu açıklamalar ışığında, suça sürüklenen çocuğun eyleminin suç tarihinde 5607 sayılı Kanun'un 3/1-2. fıkrası, yargılama aşamasında Kanun'da yapılan değişiklik ile de 6455 sayılı Kanun'un 54. maddesi uyarınca Kanun'a eklenen 3/10. fıkrası kapsamında kaldığı açıktır. Suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan lehe kanunun belirlenmesi amacıyla sabit kabul edilen maddi olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan Kanunlar ile sonradan yürürlüğe giren Kanunların, karıştırılmadan bir bütün hâlinde olaya uygulanması durumunda yargılama aşamasında yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun'la değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesinin lehe olduğu, suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunması sebebiyle asli zamanaşımı süresinin TCK'nın 66/1-e ve 67/4 fıkraları uyarınca 5 yıl 4 ay, kesintili dava zamanaşımı süresinin ise 7 yıl 12 ay olduğunun ve dava zamanaşımının 05.10.2017 tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Bu kabul karşısında, Yargıtay 7. Ceza Dairesince 11.12.2023 tarih ve 12990-10892 sayı ile suça sürüklenen çocuk hakkında temyiz inceleme tarihinde kesintili dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle verilen düşme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

...

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/235, K. 2026/297, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-235-e-2026-297-k-cb4ce5d53a43