Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/144 E. 2026/287 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/144
- Karar No
- 2026/287
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 4063-28
I. HUKUKÎ SÜREÇ Ruhsatsız ateşli silah taşıma suçundan sanığın 6136 sayılı Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 52/2, 52/4 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, müsadereye ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.12.2015 tarihli ve 147-786 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan İlk Derece Mahkemesince 09.11.2021 tarih ve 512-660 sayı ile hükmün açıklanmasına, sanığın 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK’nın 62/1, 52/2, 52/4 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Bu hükmün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince 22.03.2022 tarih ve 4026-1012 sayı ile; "Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.11.2016 tarihli ve 2016/7679 E - 2016/10326 K sayılı ilamı dikkate alındığında; dosya içerisinde bulunan İstanbul Polis Kriminal Laboratuvarının 17.02.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre suça konu silahın '9 mm çaplı ses ve gaz fişeği istimal eden yarı otomatik tabanca olduğu, mevcut durumuna göre bilinen ateşli silah fişeklerini istimale elverişli olmadığı, ancak namlusu içinde bulunan gaz ayrıcı parçasının dairesel yapıda olduğu, bu haliyle de özel şekil ve nitelikteki fişeklerin uçunda bulunan kurşun küre veya saçma tanelerinin geçebileceği kadar bir boşluk sağladığı, çapına uygun ses ve gaz fişeklerinden iken bu fişeklerin plastik parçalarının üzerine veya bu parçalar çıkartılarak onların yerine saçma tanesi, kurşun, metal küre ve benzeri yerleştirilmek suretiyle tadil edilerek özel nitelik kazandırılmış fişekleri istimale elverişli olduğu' şeklindeki rapor ile sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında 'silahın kuru sıkı olduğunu bildiğini' dile getirerek atılı suçu kabul etmemesi karşısında olayın aydınlanması ve somut gerçeğin ortaya konulması adına davaya konu gaz tabancasının marka, model ve üretim yılı tespit edilerek Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından marka, model ve üretim yılı itibari ile bu silahın mevcut hali ile üretilmesine izin verilip verilmediği sorulup bu silahların üretim şeması getirtilip üretim şemasının temin edilememesi halinde suça konu gaz silahını ayırıcı parçanın fotoğrafları, varsa faturası ve dosyadaki Jandarma Kriminal raporu eklenip üretici firmadan gaz ayırıcı parçanın mevcut şekli ile imal edilip edilmediği, izne uygun imalattan sonra gaz ayırıcı parça üzerinde mermi çekirdeği geçişine imkân verecek şekilde tadilat yapılıp yapılmadığı sorulup dosya kül halinde Adli Tıp Kurumuna gönderilerek silahın üretim izni verilen orjinal haline uygun şekilde bilye geçişine imkan verecek şekilde gaz ayırıcı parçasının tadil edilip edilmediğine dair alınacak rapor ile 5729 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce mi yoksa sonra mı imal edildiği ve 6136 sayılı Yasa'nın kapsamında kalıp kalmadığı hususuna yönelik rapor tanzim edildikten sonra dosyaya eklenerek istinaf denetimine açık olacak şekilde dairemize tekrar gönderilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine,"; anılan eksikliğin İlk Derece Mahkemesi tarafından giderilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Bölge Adliye Mahkemesince 22.09.2022 tarih ve 2075-2738 sayı ile; "Dairemizin 2021/4026-2022/1012 E.K sayılı iade kararında belirtildiği üzere, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından davaya konu silah ile ilgili belgelerin ilk derece mahkemesince getirtilerek dosya içerisine alındığı, bu belgelerin ATK'a gönderildiği, ATK tarafından düzenlenen raporun da dosya içerisine alındığı anlaşılmış ise de; Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından celp edilen belgelerin de üretici firmaya gönderilerek, gaz ayırıcı parçanın mevcut şekli ile imal edilip edilmediği, izne uygun imalattan sonra gaz ayırıcı parça üzerinde mermi çekirdeği geçişine imkân verecek şekilde tadilat yapılıp yapılmadığının sorulup dosyanın kül halinde, ATK raporunda da belirtildiği şekilde dava konusu silah ve ekleri ile birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilerek silahın üretim izni verilen orjinal hâline uygun şekilde bilye geçişine imkân verecek şekilde gaz ayırıcı parçasının tadil edilip edilmediğine dair alınacak rapor ile 5729 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce mi yoksa sonra mı imal edildiği ve 6136 sayılı Yasa'nın kapsamında kalıp kalmadığı hususuna yönelik rapor tanzim edildikten sonra dosyaya eklenerek istinaf denetimine açık olacak şekilde dairemize tekrar gönderilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine", bu eksikliğin de İlk Derece Mahkemesi tarafından giderilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Bölge Adliye Mahkemesince 04.01.2023 tarih, 4063-28 sayı ve "...dosya içerisinde bulunan İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 17.02.2014 tarihli uzmanlık raporunda 'tabancanın 6136 sayılı Yasa'ya göre yasak niteliğe haiz ateşli silahlardan olarak mütalaa edilmesi gerektiği, ses ve gaz fişeği atan tabancaların yapıları ve imal ediliş şekilleri itibarı ile gaz dağılımını sağlama amacıyla da namluları içerisinde gaz ayırıcı tahdit parçası bulunmakta olduğunu, söz konusu inceleme konusu tabancanın namlusu içerisinde bulunması gereken tahdit parçası gaz dağılımını temin eden gaz ayırıcı parçasının sonradan aletli bir müdahale ile çıkartıldığı, tabancanın namlusu üzerinde değişiklik yapıldığı, orijinal (fabrikasyon) özelliklerini muhafaza etmediği'nin ve 5 adet fişeğin ise ses fişeği olduğunun belirtilmesi, sanıkta özel yapım mermi ele geçirilememiş olması ve sanığın suça konu silahın kurusıkı tabanca olduğuna ilişkin aşamalarda istikrar kaydeden savunması karşısında; sanığın savunmasının aksine ele geçen tabancanın vasıflarını bilerek taşıdığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı ise de bu aykırılığın olayın daha fazla aydınlanmasına ihtiyaç duyulmadan ve duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olup sanık lehine sonuç doğuracağından CMK'nın 280/1-a ve 303. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak sanığın atılı suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine dair aşağıda yazılı şekilde karar verilmiştir. " açıklaması ile "sanığın istinaf talebinin kabulü ile Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2021 tarih ve 2021/512 e - 2021/660 k. sayılı mahkumiyet kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince kaldırılmasına yerine, 'Sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın ele geçen tabancanın vasıflarını bilerek taşıdığına dair türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden CMK'nın 223/2-e sanığın atılı suçtan beraatine, Yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,' ibareleri eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine," karar verilmiştir. Bu kararın da Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 23.10.2023 tarih ve 906-7825 sayı ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 17.11.2023 tarih ve 29895 sayı ile; "...namlusunun içerisinde bulunması gereken tahdit parçası - gaz dağılımını temin eden gaz ayırıcı parçasının sonradan aletli bir müdahale ile çıkartıldığı anlaşılan bir silah yönünden, sanığın bunu bilmeyeceği düşünülemeyeceği gibi, üstelik birbiri ile çelişik savunma ve beyanlara itibar edilebilmesinin de mümkün olmadığı" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 19.02.2024 tarih ve 4560-1442 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu değerlendirip duruşma açmaksızın verdiği iade kararları doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi aracılığıyla dosyaya yeni delil ikame etme yoluna giden Bölge Adliye Mahkemesi uygulamasının isabetli olup olmadığının ve bu şekilde İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün beraat hükmüne çevrilmek suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilip verilemeyeceğinin tartışılması gerekmektedir. IV. GEREKÇE A. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 248-359, 31.05.2023 tarihli ve 315-322, 05.07.2022 tarihli ve 359-5 28... .10.2024 tarihli ve 216-315 sayılı kararlarında da yer verildiği üzere; 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilerek 20.07.2016 tarihinde göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle ülkemizin de taraf olduğu İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No'lu Protokolde yer verilen güvenceler güçlendirilmiştir. Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine ikinci kez dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK madde 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekteyken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK. madde 288/1, 294/2), hukuka aykırılık ise aynı yasa maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır. CMK'nın "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, bölge adliye mahkemesinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar; istinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi ve hükmün bozulması ile diğer hâllerde davanın yeniden görülmesi olarak tahdidi biçimde sayılmıştır. Davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesince ise duruşma sonunda ya istinaf başvurusunun esastan reddedileceği ya da ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı düzenlenmiştir. Kural olarak hukuki denetim yapmakla görevli bir bozma mahkemesi olan Yargıtayın aksine, aynı zamanda bir derece mahkemesi olan bölge adliye mahkemesi bir ıslah merciidir. Bu nedenle istinaf incelemesinde aslolan, hukuka aykırılığın duruşma yapılarak ıslah edilmesidir. Yani varsa ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerdeki tüm hukuka aykırılıklar resen belirlenecek, yeniden yapılacak yargılama ile de hüküm ıslah edilecektir. Yoksa kural olarak bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamaz. Ancak 05.08.2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Bölge Adliye Ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15. maddesiyle değişik CMK'nın 280/1-a maddesi ile 303/1-a maddelerine göre bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; ilk derece mahkemesinin hükmünde usule ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu tespit etmekle birlikte, hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hükmün bozulması, bu cümleden olarak "olayın daha ziyade aydınlanması lazım gelmeden beraate hükmolunması gerektiği" düşüncesinde ise duruşma açmadan davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir. CMK'nın 303. maddesinin gerekçesine göre; "Temyiz olunan hükmün, maddî hukuk kurallarının veya yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanması hâlinde Yargıtayca bozulması, kuraldır. Ancak, istisna olarak, hükme esas kabul edilen maddî olaylara hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılması nedeniyle hüküm bozulmuşsa ve yeniden yargılama yapılması gerekmiyorsa, mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisi söz konusu değilse maddede dokuz bent hâlinde ve sınırlı olarak sayılan durumlarda davanın esasına hükmedebilecek veya hükümdeki hukuka aykırılık Yargıtayca düzeltilebilecektir.". Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, Yargıtayın düzeltilerek onama yetkisini kullanması ve önüne gelen uyuşmazlığı yerel mahkemeye göndermeden sonlandırabilmesi; a. Maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için bir araştırmanın gerekmemesi, b. Maddi sorun açısından mahkemeye bırakılmış bir serbest değerlendirme yetkisinin söz konusu olmaması koşullarının birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Sübut da denilen maddi sorun; geçmişte yaşanmış bir olayın nasıl meydana geldiğinin, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri tarafından sözlülük, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutularak ortaya konulmasıdır. İstinaf mahkemesinin, ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi meselede değişikliğe gitmeksizin duruşma açmadan beraat kararı verilmesinde kural olarak, doğrudan doğruyalık, sözlülük ve yüz yüzelik ilkelerinin ihlal edildiğinden de bahsedilemeyecektir. Hukuki mesele ise olayın hukuk karşısındaki durumunu tespit etmek anlamına gelir. CMK'nın 303/1-a maddesinin, istinaf mahkemelerinin maddi mesele denetimi yapabilme yetkisi bağlamında daha geniş yorumlanmaya müsait bir yapısının olduğunun kabulü gerekir. Hukuki denetim yapmakla görevli bir bozma mahkemesi olan Yargıtaya duruşma açmadan beraat kararı verme yetkisi tanıyan normun, maddi mesele denetimi (hatta yeniden kabulü) yetkisini haiz istinaf merciine a priori bu yetkiyi verdiği açıktır. 7035 sayılı Kanun değişikliği ve gerekçesi de doğrudan bu sonuca delalet etmektedir. Esasen ilk derece mahkemelerince kabul edilen maddi meselenin, yeni bir delil araştırmasına gidilerek ya da sair surette değiştirilmediği hâllerde, maddi gerçeğe ulaşmada vazgeçilmez bir kurum olan duruşma icrasının da gerekliliği tartışmaya açıktır. Zira burada öngörülen hukuka aykırılık, "yeniden yargılama" yapmayı gerektirmemekte ve fakat kabulünde ihtilaf bulunmayan maddi vakıaya başka bir hukuki sonuç bağlamakla giderilebilecek istisnai bir nitelik taşımaktadır. Yani bölge adliye mahkemesi bu durumda aslında yeniden yargılama değil sadece hukuki denetim yapmaktadır. Bölge adliye mahkemesinin hükmü esastan bozma yetkisi bulunmadığından, mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisinden de bahsedilemeyecektir. Nihayet verilen karar, sanığın lehine ve kural olarak temyizi kabil bir karardır. Şu hâle göre; sadece, ilk derece mahkemelerince kabul edilen maddi meselenin değiştirilmediği ve yeni bir delil araştırmasına gidilmediği durumlarda bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın beraat kararı verilmek suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Adalete hızlı erişimin sağlanması amacı da bunu gerekli kılar. Bununla birlikte, kanun yolu incelemesi kural olarak kararı veren yargı makamı dışında diğer bir yargı makamı tarafından yapılmaktadır. Bu duruma, kanun yollarına başvurunun aktarma etkisi adı verilmektedir. Buna göre kanun yoluna başvurulmasıyla birlikte, uyuşmazlığı çözme yetkisi, kararı veren hâkim veya mahkemeden diğer bir yargı makamına aktarılmaktadır (Bahri Öztürk-Ali Rıza Töngür-Ekrem Çetintürk, Ceza Muhakemesi Hukuku, Cilt-VI, Ankara 2026, s. 7365). İstinaf yolunda aktarma etkisinin sonucu, yalnızca dosyanın incelenmek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmesinden ibaret değildir. Maddi vakıa denetimi yapma ve gerektiğinde yeniden yargılama yetkisiyle donatılmış olan bölge adliye mahkemesi, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin inceleme ve karar verme yetkisini de bütünüyle devralmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararında eksik araştırma veya inceleme bulunduğunun belirlenmesi hâlinde, söz konusu eksikliklerin giderilmesine yönelik işlemlerin de artık bölge adliye mahkemesince yürütülmesi gerekir. B. Hukuki Değerlendirme İhtilafla ilgili ayrıntılara hukuki süreç bölümünde yer verilen dosyada; Aktarma etkisinin doğal sonucu olarak, istinaf yoluna başvurulmasıyla birlikte uyuşmazlığı inceleme ve karara bağlama yetkisi İlk Derece Mahkemesinden Bölge Adliye Mahkemesine geçmektedir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararında eksik araştırma bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu eksikliklerin giderilmesine yönelik araştırma ve delil toplama işlemlerinin de artık Bölge Adliye Mahkemesince yürütülmesi; bunun için gerekli görülmesi hâlinde CMK'nın 280. maddesi uyarınca duruşma açılarak yeniden yargılama yapılması ve ulaşılan sonuca göre kanunda öngörülen kararlardan birinin verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, CMK'nın 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, istinaf incelemesi sonunda bölge adliye mahkemesince verilebilecek kararlar tahdidi olarak sayılmış olup bu kararlar arasında eksik araştırmanın tamamlatılması amacıyla dosyanın yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmesine olanak sağlayan bir karar türü bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi kararında eksik inceleme bulunduğu kanaatine varan bölge adliye mahkemesinin, davanın esasına ilişkin araştırma ve delillerin tamamlatılması amacıyla iade kararı vermesi mümkün değildir. Somut olayda ise Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu değerlendirmesine rağmen duruşma açarak eksiklikleri kendisi gidermek yerine iki ayrı iade kararıyla dosyayı İlk Derece Mahkemesine göndermiş; araştırma ve bilirkişi incelemelerini bu mahkeme aracılığıyla yaptırarak dosyaya yeni deliller kazandırdıktan sonra İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünü beraat hükmüne çevirmek suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Oysa duruşma açılmaksızın hukuka aykırılığın düzeltilip istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi, ancak ilk derece mahkemesince kabul edilen maddi vakıanın değiştirilmesini gerektiren yeni bir araştırma ve delil ikamesine ihtiyaç bulunmayan hâllerde mümkündür. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 23.10.2023 tarihli ve 906-7825 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 04.01.2023 tarihli ve 4063-28 sayılı kararının, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu değerlendirip duruşma açmaksızın verdiği iade kararları doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi aracılığıyla dosyaya yeni delil ikame etme yoluna giden Bölge Adliye Mahkemesi uygulamasının isabetli olmadığının ve bu şekilde İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün beraat hükmüne çevrilmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Dosyanın, CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.