Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/805 E. 2026/3113 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/805
- Karar No
- 2026/3113
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2752 E., 2025/2909 K. DAVA TARİHİ : 05.02.2025 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 43. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/36 E., 2025/402 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dairemiz uygulamasına göre temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. 6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü uyarınca alacağın tamamının dava edilmesi hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti, yargılama giderleri veya gerekçeye yönelik temyizi de incelenmez. Ancak, talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmamakla birlikte, temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşması hâlinde, dava değerine ilişkin kesinlik sınırı kıyas yoluyla uygulanarak temyiz incelemesi yapılabilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt IV, İstanbul, İlaveli Beşinci Bası, 1991, s. 4217).
Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesi tarafından reddedilen ve davacı tarafından tek başına temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı miktarı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığından, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin feshi üzerine açtığı işe iade davasında verilen kabul kararının kesinleşmesi üzerine davalıya işe başlatılma talebinde bulunduğunu, davalı tarafından müvekkilinin en son görev yaptığı işyerine davet edildiğini, belirtilen gün ve saatte davacının hazır bulunduğunu, bir süre sonra kendisine son görev yerinde işbaşı yaptırılmayacağı ve 3-4 saat uzaklıktaki başka bir birimde görevlendirildiğinin bildirildiğini, teklif edilen ücretin emsal ücretin altında kaldığını, davalının işe davetin de samimi olmadığını, müvekkili ile birlikte aynı gün ve aynı saatte işe davet edilen farklı bölgelerde çalışan bir çok işçinin farklı şehirlere adeta cezalandırmak istercesine sürgün edildiğini, talebe konu alacakların likit olduğunu, bu alacaklara hak kazanıldığının mahkeme kararı ile sabit olmasına rağmen davalının itiraz etmesinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne, icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine takip bedelinin %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacıya işe davet ihtarnamesi gönderildiğini, bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğü bünyesinde başka bir şubede ihtiyaca binaen işe iade sonrası görev tebliği yapıldığını, iş sözleşmesinin eki niteliğindeki 14. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi'nin 13... . maddeleri kapsamında bunun yapılabileceğini, davacının bu göreve başlamayı kabul etmeyerek işe başlamadığını, davacının samimi olmadığını, davacıya yapılan işe iade davetinin aynı coğrafi bölge sınırları içerisinde olması nedeniyle esaslı değişiklik mahiyetinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, davalı tarafından davacı işçiye işe iade kararına konu işyerinin dışında ve farklı bir il içinde görevlendirme teklifinde bulunulduğu, ... Kurumu kayıtlarında, davacının başvurusundan sonra davalı işverence yapılmış işe giriş kaydı bulunmadığı, son işyerinin kapandığına dair belgeye dosyada rastlanmadığı gibi davacının son işyerinde neden çalışamayacağına dair işe iade teklif yazısında bir açıklamaya rastlanmadığı, davalının işe davet çağrısının samimi olmadığı, davacının kıdem tazminatı farkı, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatlarına hak kazandığı, takibe itirazın iptaline karar verildiği, dava konusu alacakların likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince, Mahkemenin 08.07.2025 tarihli ve 2025/36 Esas, 2025/402 Karar sayılı kısa kararının 1. bendinde gerekçeli kararda da belirtildiği üzere kısa karar kurulurken, sehven serinin diğer bir dosyasının icra dosyasına konu borç miktarına ilişkin hüküm kurulduğu, hükmün taraflara tebliğ edilmemiş olması ve hatanın maddi hata niteliğinde olduğu gerekçesiyle, gerekçeli kararın ekinde yer aldığı üzere doğru miktarlar üzerinden hükmün tashihine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. İşe iade sonrası davet edilen davacının işe başlamadığını, müvekkili Şirketin davacıya yaptığı işe iade davetinin toplu iş sözleşmesi hükmü doğrultusunda esaslı değişiklik oluşturmadığını, aynı coğrafi bölge sınırları içerisinde olduğunu, davacının işe iade başvurusunda samimi olmadığını, asıl hedefinin feshin geçersizliğine bağlı tazminat ve alacakları almak olduğunu, b. Davacının hakkını kötüye kullandığı dikkate alındığında davanın reddi gerektiğini, c. Bilirkişi raporunda hesap yöntemine itiraz ettiklerini, hesaplamaların yüksek ve hatalı olduğunu, öncesinde davacıya ödenen ve mahsubu yapılan ödemelerin ödeme tarihinden itibaren faiz hesabının yapılarak belirlenen rakamdan asıl ve faiziyle birlikte mahsubu gerektiğini, faiz hesabı ve mahsup işlemi yapılmamasının hatalı olduğunu, bilirkişinin takip öncesi faiz hesabıyla ilgili %52 oranındaki faiz hesabının yüksek olduğunu, d. Yıllık izin ücretinin işverence yapılan görev tebliğinde teklif edilen ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, e. Müvekkili Şirketin fesihten kaynaklı olarak yaptığı ödemelere dair iade hakkını saklı tuttuğunu, itirazları dikkate alınmadan hukuka aykırı karar verildiğini, kararın aleyhe yönler bakımından bozulması ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davacı vekilinin temyizi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının davacıyı işe davetinde ciddi olup olmadığı, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, mahsup, alacakların hesap yöntemi ve faiz oranı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; A. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davalı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.