Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/671 E. 2026/2481 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/671
- Karar No
- 2026/2481
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2213 E., 2025/1886 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/98 E., 2021/317 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ../..'da bulunan şantiyesinde 31.01.2015-21.07.2018 tarihleri arasında formen olarak çalıştığını, en son net 3.500,00 USD ücret aldığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz şekilde feshedildiğini, çalışma süresi boyunca fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde çalışmaya devam etmesine rağmen söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işvereninin .. İnş. İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu, her türlü yasal haklarını bu Şirketten aldığını, müvekkili Şirketin taraf sıfatı bulunmadığını, davacının gerçek işvereni olan Şirketle imzalan uzman ekip sözleşmesinin imza tarihinin 15.08.2016 olduğunu ve davacının görevi gereği belirli süreli iş yapan bir işçi olduğunu ve iddialarını ispatlar nitelikte delil sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 07.03.2015-21.07.2018 tarihleri arasında ve en son aylık net 3.500,00 USD ücretle çalıştığı, davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatını hak etmeyecek şekilde sona erdiğine ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediği, davacının fazla çalışma yaptığı ve hafta tatillerinde çalıştığına ilişkin iddiasının tanık beyanlarına göre ispatlandığı ancak bu çalışmaların karşılığının ödenmediğinin anlaşıldığı, yıllık izin ücreti talebinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın taraf sıfat yokluğu nedeniyle esastan reddi gerektiğini, 2. İşin süresi belirli olduğundan kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 3. Davacının ücretinin 3.500,00 USD olarak belirlenmesinin yerinde olmadığını, 4. Salt husumetli davacı tanığının beyanlarına göre fazla çalışma ücreti hesaplamasının kabulünün mümkün olmadığını ve davacının hafta tatillerinde çalıştığını ispat edemediğini, 5. Davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi, aylık ücret miktarı, fazla çalışma, hafta tatili, yıllık ücretli izin alacaklarının ispat ve hesaplanması ile husumet noktalarında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.