Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/306 E. 2026/2483 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/306
Karar No
2026/2483
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/891 E., 2025/2555 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/76 E., 2024/39 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 07.06.2004 tarihinden 10.11.2021 tarihine kadar elektrik teknikeri olarak çalıştığını, son ücretinin 4.173,26 TL olduğunu, üç ayda bir ikramiye, yıl sonu primi, yemek ve giysi yardımı yapıldığını, davacının 10.11.2021 tarihinde iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, birçok kez gece çalışması yaptığını, işverenden hafta tatili alacağı bulunduğunu iddia ederek kıdem tazminatı, ücret, prim, fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından İzmir 10. İş Mahkemesinin 2013/517 Esas sayılı dosyası ile işbu davaya konu alacak kalemlerinin talep edildiğini ve İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2014/4046 Esas sayılı dosyası ile ilgili ödemelerin yapıldığını, talep edilen alacaklar bakımından davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının yüklenici Şirket işçisi olarak ve en son 03.12.2018-09.11.2021 tarihleri arasında müvekkili Şirket bünyesinde çalıştığını, davacının haklı sebeple fesih iddialarının asılsız olduğunu, yüklenici Şirket işçisi olduğu dönem yönünden müvekkili Şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının vardiyalı olarak çalıştığını ve fazla çalışmasının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İzmir 10. İş Mahkemesinin 2013/517 Esas sayılı dosyasının kesin hüküm teşkil etmeyeceği, davalı ve dava dışı işveren Şirketler arasında asıl alt işveren ilişkisi olduğu, davacının işçilik alacakları bulunduğundan iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğinin ve kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği, davacının fazla çalışma yaptığına ve hafta tatillerinde çalıştığına ilişkin iddiasının elektronik giriş çıkış kayıtlarına göre ispatlandığı ancak bu çalışmaların karşılığının ödenmediğinin anlaşıldığı, prim ve yıllık ücretli izin taleplerinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İzmir 10. İş Mahkemesinin 2013/517 Esas sayılı dosyasının kesin hüküm teşkil ettiğini, 2. Müvekkili Şirket ile yüklenici Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını ve müvekkili Şirketin ihale makamı olduğunu, 3. Davacının haklı sebeple fesih iddialarının asılsız olduğunu ve istifa mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiğini, 4. Davacının fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kesin hüküm dava şartı, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/306, K. 2026/2483, T. 23.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-306-e-2026-2483-k-660ffd50969e