Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/5805 E. 2026/5030 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5805
Karar No
2026/5030
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/390 E., 2026/68 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin restoran işletmecisi olduğunu, Covid-19 salgını sürecinden olumsuz anlamda en çok etkilenen sektörlerden olduklarını, İçişleri Bakanlığının 21.03.2020 tarihli Genelgesi ile 22.03.2020-02.06.2020 tarihleri arasında kapatıldıklarını, faaliyetlerine ara verdiklerini, bu tarihten sonra salgının devam etmesi nedeniyle restoran bölümünün kısmi kapasite ile hizmet vermeye başladığını, 200 kişi olan müşteri ağırlama kapasitesinin önce 1 20... kişiye düşürülerek devam ettirilmeye çalışıldığını, verdikleri hizmetin niteliği gereği 2020 yılı Ekim ayı öncesinde paket servis hizmeti vermediklerini, bu tarihten sonra deneme amaçlı vermeye çalıştıklarını ancak normal cironun %10'unu aşamadıklarını, Alo 170 hattına gelen isimsiz bir ihbar üzerine müfettişlerce soruşturma yapıldığını, raporda ismi geçen bazı çalışanlara eksik gün sayıları üzerinden ödeme yapıldığı iddiasıyla idari para cezası verildiğini, soruşturma raporunu 15.04.2021 tarihinde tebliğ aldıklarını ileri sürerek İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 13.04.2021 tarihli ve E-43422173-858- 0...3 sayılı raporunun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Bozmadan önce dava kendisine yöneltilen Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; müfettiş raporu ile tayin olunan idari para cezalarına karşı itirazın sulh ceza mahkemesinde yapılması gerekeceğini, davacının da bu kapsamda İstanbul Anadolu Adliyesi 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 2021/3052 Değişik İş sayılı dosyasında bu cezaya itiraz ettiğini ve itirazının reddedildiğini, ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 92. maddesinde tanınan müfettiş raporuna itiraz yolunun 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde kullanılması gerekirken süresinde itirazda bulunulmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Bozmadan sonra dava kendisine yöneltilen davalı ... vekili cevap dilekçesinde; söz konusu raporda tespit edilen idari para cezasının iptaline yönelik açılan davada davanın reddedilerek hükmün kesinleştiğini, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, rapordaki tespitlerin müfettiş incelemesi neticesinde işçilerin beyanları ve işyeri belgeleri dikkate alınarak düzenlendiğini, rapordaki tespitlerin gerçeği yansıttığını, davacı tarafından rapordaki tespitlerin aksinin ispatı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2025 tarihli kararı ile; davacı tarafından Sulh Ceza Mahkemesinde rapordaki idari para cezalarının iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davaya konu raporda her ne kadar ücretin eksik ödendiğinden bahisle işçilerin eksik ücretleri miktar olarak belirlenmişse de bu eksik ücretlerin zaten kısa çalışma hükümlerine aykırılıkla bağlantılı olduğu, ayrıca Ceza Mahkemesinde yapılan incelemede eksik ödeme olduğunun tespit edilmesi nedeniyle itirazın reddine karar verilmekle davacı hakkında verilen idari para cezasının da kesinleştiği; tüm bu nedenlerle toplanan deliller, aldırılan bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek Ceza Mahkemesine yapılan başvurunun reddi ile kesinleşen idari para cezasına karşı idari para cezasının iptaline karşı dava açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2025 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin 28.05.2025 tarihli kararı ile; davacı Şirketin, 4857 sayılı Kanun'un 92. maddesi kapsamında yapacağı itirazda, yerleşik içtihatlar uyarınca, isimleri sayılan işçileri de davalı olarak gösterip dava açması gerekirken, yalnızca Türkiye İş Kurumuna dava açıp bu işçileri de davacı tanığı olarak dinlettiği, davanın idari para cezasının iptaline yönelik olarak açıldığı, başka bir deyişle Sulh Ceza Mahkemesinin kararına konu istemle eldeki davanın konusunu oluşturan istemin esasen aynı olduğu sonucuna varıldığından, Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 28.05.2025 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 23.10.2025 tarihli kararı ile; davacı Şirketin iptalini istediği raporun iptali konusunda hukuki yararının bulunduğu, bu nedenle Mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddedilmesinin isabetsiz olduğu; ayrıca ... İş Teftiş Kurulunca düzenlenen raporun iptaline yönelik davanın raporu düzenleyen ... aleyhine açılması gerekirken tespitle ilgisi bulunmayan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilmesinin hatalı olduğu, davacının idari para cezasını tebliğ edenin Türkiye İş Kurumu İl Müdürlüğü olması nedeniyle taraf sıfatında yanıldığı, bu durumda Çalışma ve ... Bakanlığına dava dilekçesi ile duruşma günü tebliğ edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken taraf sıfatı bulunmayan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü aleyhine yargılamaya devam edilerek karar verilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yargılamaya devam edildiği, dava Çalışma ve ... Bakanlığına yöneltilerek dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliğ edildiği, Bakanlığın cevap dilekçesini sunduğu ve delillerin toplandığı, yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu da gözetildiğinde raporun aksinin davacı işverence ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İçişleri Bakanlığının 21.03.2020 tarihli Genelgesi ile 22.03.2020-02.06.2020 tarihleri arasında kapatıldıklarını, faaliyetlerine ara verdiklerini, bu tarihten sonra salgının devam etmesi nedeniyle restoran bölümünün kısmi kapasite ile hizmet vermeye başladığını, 200 kişi olan müşteri ağırlama kapasitesinin önce 1 20... kişiye düşürülerek devam ettirilmeye çalışıldığını, verdikleri hizmetin niteliği gereği 2020 yılı Ekim ayı öncesinde paket servis hizmeti vermediklerini, kısa çalışma ödeneği alınan dönemde kanuna uygun çalıştırıldıklarını, ücretin tam olarak ödendiğini, eksik bildirim ve ücret ödemesi bulunmadığını, tanık beyanlarının yok sayılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 13.04.2021 tarihli ve E-43422173- 858- 0...3 sayılı raporunun iptali talebine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/5805, K. 2026/5030, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-5805-e-2026-5030-k-c5cba78bdeea