Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2374 E. 2026/5029 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2374
- Karar No
- 2026/5029
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2368 E., 2025/2928 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/392 E., 2023/266 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 23.09.2019-12.11.2020 tarihleri arasında davalı ... Başkanlığına (Belediye) ait ... ilçesi ... köyünde bulunan ve alt işverenler tarafından mıcır çıkartılan ocakta daimi nezaretçi olarak çalıştığını, taş ocağında yaşanan göçükler dolayısıyla maden ocağının kapatılmak zorunda kalındığını ve müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedildiğini, ücretlerinin hiçbir ay tam olarak ve düzenli ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca 7 defa 1.500,00 TL, 6 defa da 2.500,00 TL ödeme yapıldığını, başkaca ödeme yapılmadığını ve bakiye ücret alacağının talep edildiğini, 1 yıldan fazla çalışan davacı yıllık izne hak kazanmasına rağmen yıllık izinlerini kullanmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile eksik ödenen ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacı müvekkili Kurum çalışanı olmadığından özlük dosyasının da bulunmadığını, müvekkili Kurum nezdinde herhangi bir hak, alacak ve tazminatı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihbar olunan ile davalı ... arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, iş sözleşmesinin iş bitimi gerekçesiyle feshedildiği, haklı fesih nedeni ispat edilmediğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davalı ... tarafından imzalanan "Açık İşletme Daimi Nezaretçilik Hizmet Sözleşmesi"nin (III) numaralı hükmünde "... daimi nezaretçiye ödenecek ücretin, ... Maden ... Odası tarafından her yıl belirlenerek yayımlanan Serbest Maden Mühendisliği Hizmetleri Asgari Ücret Tarifesi'nde daimi nezaretçilik için belirlenmiş olan ücreti altında olamayacağı,", (IV) numaralı hükmünde "daimi nezaretçilik hizmetine karşılık ruhsat sahibinin daimi nezaretçiye aylık net 5.550 TL ücret ödeyeceği" düzenlemelerinin yer aldığı ve ... Birliği Maden ... Odasının 2020 yılı Asgari Ücret Tarifesi'nde ücretin "c. Şantiye - açık işletme, tesis (daimi nezaret hizmeti de yapıyor ise) 6.805,00 TL/ay ücret" şeklinde belirlendiği, buna göre davacıya ücretin eksik ödendiği ve ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, yıllık ücretli iznin kullandırılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; husumet itirazının ve zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini, asıl işverene karşı arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini, bordrosunda gösterilen ücret ile çalıştığını, faiz başlangıç tarihi ve türlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arabuluculuk dava şartı, fesih ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, davalının alacaklardan sorumluluğu, davacının ödenmeyen ücreti bulunup bulunmadığı ile yıllık ücretli izin alacağının ispatı ve hesabı ile faize ve zamanaşımına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.