Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2347 E. 2026/5028 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2347
- Karar No
- 2026/5028
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2464 E., 2025/2939 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/267 E., 2021/127 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 01.06.2016-13.02.2017 tarihleri arasında yazılım geliştirme ekip lideri olarak çalıştığını, son ücretinin aylık net 15.392,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin 13.02.2017 tarihinde işveren tarafından haksız feshi üzerine açılan işe iade davası sonucu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2018/1870 Esas, 2019/472 Karar sayılı kararı ile davacının işe iadesine karar verildiğini, kesinleşen karar doğrultusunda işverene işe iade başvurusu yapıldığını, işverenlik tarafından yapılan işe davette davacının geçersiz fesih tarihindeki ücretinden dahi düşük bir ücret olan 6.020,00 TL'lik aylık net ücretle işbaşı yapmasının istendiğini, işverenliğin işe başlama davetinin ciddi olmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile işe başlatmama tazminatı, yıllık ücretli izin ve boşta geçen süre ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının usule uygun davete rağmen işe başlamadığını, fahiş ücret iddiasının kabul edilmemesi, işe başlamak istediği gün boşta geçen süre ücretinin ödenmemesi ve 4 aylık sigorta bildiriminin yapılmamasının davalı Şirketin işe davet konusunda ciddi olmadığını göstermediğini, hâlen yurt dışında ikamet eden ve çalışan davacının işe iade başvurusunun samimi olmadığını, geçerli olarak işe başlamayan davacının önceki çalışma süresine göre kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverenin davacıyı geçersiz fesih tarihindeki ücretinden daha düşük bir ücret ile işe başlatmayı teklif ettiği, bu nedenle davacıyı işe başlatmada ciddi ve samimi olmadığı gerekçesiyle iş sözleşmesinin 21.06.2019 tarihinde işverence feshedilmiş olduğu, boşta geçen 4 aylık sürenin ilavesiyle davacının kıdem tazminatına, yıllık ücretli izin alacağına ve işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacağına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tüm istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı ve başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği; davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise kabul edilen kıdem tazminatına farazi fesih tarihi olan işçinin işe başlatılmaması yoluyla gerçekleşen fesih tarihi yerine geçersiz sayılan ilk fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğu, bu nedenle davalının söz konusu istinaf nedeninin yerinde görüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının işe başlatılmama tarihindeki ücretinin hatalı belirlendiğini, geçersiz fesih tarihindeki net ücretinin 15.392.00 TL olduğunu, banka kayıtlarında davacının aylık ücreti dışında her ay 8.000,00-9.000,00 TL civarında parayı kendi hesabına yatırdığının görüleceğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının işe başlatılmadığı tarihteki ücretinin miktarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.