Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2823 E. 2026/2605 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2823
- Karar No
- 2026/2605
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3233 E., 2025/3465 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/170 E., 2025/448 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.11.1974 tarihinden beri davalı iş yerinde kesintisiz çalıştığını, çıkışının 31.12.2000 tarihinden sonra davalı tarafça yapıldığını, 01.02.2001 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığını ve davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, Şirketin aile Şirketi olması ve davacının akrabası olan ...’in vefat etmesi nedeniyle Şirkette mirasçıları tarafından istenmediğinden Şirketten ayrılmak zorunda kaldığını, emeklilik öncesi ve emeklilik sonrası işçilik alacaklarının davalı tarafından ödenmemiş olması sebebiyle bu davanın açıldığını, müvekkilinin emekli olduğu 01.02.2001 tarihinden sonra da davalı işveren yanında çalışmaya devam ettiğini, emeklilik sonrasında iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. madde kapsamında haklı nedenle feshedildiğini, müvekkilinin davalı bünyesinde çalıştığı sürenin tamamının işçilik alacaklarının hesaplanmasında dikkate alınması gerektiğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Şirketin kuruluşundan bugüne kadar yönetim kurulu başkanı ve vekili olarak görev yaptığını, Şirketin en yetkili işvereni olarak görevini yerine getirdiğini, yargılamanın iş hukukuna tâbi olmadığını, dava tarihi itibarıyla Şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görevinin devam ettiğini, davacının Şirketi borçlandırma, ilzam etme ve taahhüt altına sokacak işlemleri yapmaya tek başına yetkili olduğunu, somut işveren niteliğine haiz olduğu ve Anonim Şirketle arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının kişi-organ vasfına haiz olduğunu, davacının işçi vasfının bulunmadığını, görevli ve yetkili olmayan mahkemede açılan davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 08.01.2001-01.08.2023 tarihleri arasındaki dönemde murahhas üye olarak Şirketi borç altına sokmaya yetkili şekilde Şirkette görev aldığı, davacının pay oranı %40 olduğundan ve karşı tarafın kâr almasını engelleyecek oranda olmadığından davacının bu Şirketin kurulduğu 05.03.1976 tarihi ile .. Ticaret Kollektif Şirketi'nde nevi değişikliği yaparak .. Otomotiv ve Akaryakıt Sanayi ve Ticaret AŞ olarak tescil edildiği 17.12.1981 tarihine kadar işveren sıfatı bulunmadığı, 17.12.1981-01.08.2023 tarihleri arasındaki dönemde ise unvan değişikliği yapılmadan önce .. Otomotiv ve Akaryakıt San. ve Tic. AŞ.nin, 08.01.2001 tarihinde unvan değişikliği yapıldıktan sonra .. Maden İnş. Paz. Tic. ve San. AŞ.nin Yönetim Kurulunda murahhas üye olarak Şirketi borç altına sokmaya yetkili şekilde görev yaptığından işçi ve işveren sıfatı birleşemeyeceğinden, işveren olan ortağın işçi sıfatı nedeniyle ... Kurumu'na 4/a bendi kapsamında prim yatırılmış olmasının da sonuca etkisi bulunmadığından işveren sıfatını taşıdığının değerlendirildiği, hizmet cetvelinde yer alan ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunan dava dışı .. Kollektif Şirketinin 06.06.1995 tarihinde feshedildiği ve feshin 29.06.1995 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı görülmüş olup, davacının işçilik alacaklarına ilişkin olarak bu Şirkete karşı açmış olduğu (şirketin ihyası istenilerek) bir davasının bulunmadığı, yine hizmet cetvelinde yer alan ".. .. .." isimli işyerinden bildirilen hizmetlerle ilgili iş yeri sahipleri aleyhine açılmış bir davanın bulunmadığı, davalı olarak gösterilen Şirket nezdinde gerçekleşen çalışmaların bir bütün hâlinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği tespiti ile Mahkemenin görevsiz olduğuna karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda ulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı tarafın istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının işçi sayılmadığı ve işçilik alacaklarını ispat edemediğini, 2. Davanın iş hukukuna tâbi olduğu ve iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, Mahkemece davanın esastan reddi gerekirken davacının istemi olmadan görevsizlik kararı neticesinde dosyanın görevli ... Ticaret Mahkemesine gönderilmesine şeklinde tesis edilen hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mahkemenin görevli olup olmadığı noktasındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.