Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/214 E. 2026/2521 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/214
Karar No
2026/2521
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/264 E., 2025/2179 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/442 E., 2023/1048 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.08.2010-23.12.2019 tarihleri arasında teknik şef olarak çalıştığını, aynı zamanda sendika temsilcisi ve eğitmen olduğunu, belediye seçimlerinden sonra kadro değişikliği yapıldığı, izinli olduğu dönemde toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırı olacak şekilde görevinin amir pozisyonuna düşürüldüğü ve ücret alacaklarının tam ödenmediği gerekçeleriyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, sendikal tazminat, 2019 yılı Aralık ayı 13 günlük ücreti, yıllık ücretli izin, emek zammı, 2019 yılına ait fark ücret, 2019 yılı iş görmezlik fark alacağı, 2019 yılı ilk ve son ikramiye alacağı, fark fazla çalışma, fark ulusal ... ve genel tatil, fark gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsili ile 2019 yılı ücreti üzerinden eksik ödenen ... Kurumu (SGK) primlerinin davalı tarafından SGK'ya ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık yaptığı gerekçesiyle haklı nedenle feshedildiğini, tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 25.08.2010-23.12.2019 tarihleri arasında çalıştığı, şeflik kadrosundan daha alt kadro olan amirlik kadrosuna geçirildiği, .. grubundan çıkarıldığı, tramvay kullandırılmadığı gerekçeleriyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğu ancak yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığı, sendika temsilcisi olması sebebiyle ayrımcılığa maruz kaldığını ispatlayamadığından sendikal tazminat talebinin reddi gerektiği, eksik ödenen SGK primlerine ilişkin talebi bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ödenmemiş işçilik alacakları bulunduğundan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca yaptığı feshin haklı nedene dayandığı, ödenmeyen yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığı, toplu iş sözleşmesi ve ücret bordroları dikkate alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulduğu, davacı, kendisine sendikal ayrımcılık yapıldığını ispat edemediğinden sendikal tazminat talebinin reddinin isabetli olduğu gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah yapılmasına rağmen kıdem tazminatı, emek zammı ve fazla çalışma ücreti alacakları bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, b. Yıllık ücretli izin alacağı konusunda eksik ve hatalı hesaplama yapıldığını, c. 31.01.2019 tarihli yerel seçimlerde davacının sendika temsilcisi olması nedeniyle uğramış olduğu haksızlık, hakaret ve tehditlere dayanamayarak psikolojik rahatsızlık geçirdiğini ve en sonunda kendisi için güvenli bir çalışma ortamının kalmadığını anlayarak iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden sendikal tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hükme esas alınan fark ücret hesaplamasında, TÜFE oranlarının hatalı esas alındığını ve bunun bir sonucu olarak da fark ücret ve diğer tüm hesaplamaların hatalı olduğunu, b. Davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, 2019 yılına ait ücret zamlarının doğru uygulanıp uygulanmadığı, buna bağlı olarak fark ücret alacaklarının bulunup bulunmadığı ve bu alacaklarının hesaplanması, yıllık ücretli izin alacağı ile sendikal tazminatın ispatı ve hesaplanması ile kıdem tazminatı, emek zammı ve fazla çalışma ücreti alacağının miktarına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta, davalı işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin "Ücret zammı" başlıklı 35. maddesinin 3. bendinde 01.01.2019-30.06.2019 tarihleri arasındaki 2. altı aylık ücret zammının düzenlendiği görülmekte olup ilgili düzenlenme "İşverence, işçilerin 31.12.2018 tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık brüt ücretlerine 01.01.2019 tarihinden itibaren, gerçekleşen son altı aylık TÜFE oranına 1 puan refah payı ilave edilerek 30.06.2019 tarihine kadar ücret zammı olarak uygulanır." şeklindedir. Aynı şekilde 35. maddesinin 5. bendinde 3. altı aylık ücret zammı (01.07.2019-31.12.2019) düzenlenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, son altı aylık TÜFE oranı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) internet sitesindeki 12 aylık ortalamalarına göre 2018 yılındaki son altı ayın değişim oranlarının ortalamaları alınarak bulunan rakam dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Yapılan hesaplama eksik araştırmaya dayanmakta olup Mahkemece TÜİK'ten toplu iş sözleşmesindeki düzenlendiği gibi "son altı aylık TÜFE oranının" sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. 3. Davacı 2019 yılına ait ikramiyelerin ödenmediğini ileri sürmüş olup Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının imzasının bulunduğu bordrolarda ikramiye ödemesi adı altında tahakkuk tespit edilemediği belirtilerek yapılan hesaplama sonucunda karar verilmiştir. Ne var ki dosyada bulunan 2019 yılı Temmuz ve Aralık ayı bordrolarında ikramiye adı altında tahakkukların bulunduğu görülmektedir. Bu bordrolar değerlendirilmeden karar verilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/214, K. 2026/2521, T. 24.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-214-e-2026-2521-k-6fe55c478819