Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/31971 E. 2012/39167 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/31971
Karar No
2012/39167
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai, hafta tatili ile genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2. İşçinin ödenmeyen işçilik hakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshedip feshetmediği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin, bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi yasal yollardan talep etmesi mümkündür. 1475 sayılı Yasa döneminde, işçinin toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla Borçlar Kanununun 81 inci maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceği kabul edilmekteydi. 4857 sayılı İş Kanununda ise ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda, işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş, toplu bir nitelik kazanması halinde dahi bunun kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır. Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemesi bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmesi ve işçinin bu ücrete hak kazanması gerekir (Yargıtay 9.HD. 18.1.2010 gün, 2008/14546 E, 2010/193 K.).

4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (e) alt bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların ödenmemesi durumunda da işçinin haklı fesih imkânı bulunmaktadır (Yargıtay 9. HD. 16.7.20 08... /22062 E, 2008/16398 K.). İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenmemesinin sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin, ücretinin bir kısmını Yasanın 33 üncü maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan aynî yardımların yerine getirilmemesi de (erzak ve kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin “haklı fesih” imkânının bulunduğu kabul edilmelidir. İşçinin sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik bildirilmesi, ... hakkını ilgilendiren bir durum olsa da Dairemizin 1475 sayılı Yasa döneminde istikrar kazanmış olan görüşü, 4857 sayılı İş Kanunu döneminde de devam etmekte olup, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması hallerinde de işçinin haklı fesih imkânı vardır (Yargıtay 9. HD. 18.1.2010 gün, 2009/24286 E, 2010/74 K.). Somut olayda; davacı işçinin işverence ibraz edilen, özetle; 21.03.2005 tarihli fazla çalışma, izin hakkı saklı kalmak üzere istifasının kabulünü talep ettiği dilekçesi dışında aynı tarihte yine işverene çekilmiş noter ihtarında bu güne kadar ödenmeyen fazla çalışma alacaklarının 5 gün içinde ödenmesini talep etmiştir. Yine işverence ibraz edilen ve ekinde hizmet belgesi bulunan 01.04.2005 tarihli dilekçesinde; bu tarihte ayrıldığını ve iş yerinde çalıştığı tarihleri gösteren hizmet belgesinin kendisine verilmesi talebinde bulunmuştur. Davacının 01.04.2005 tarihinde fazla çalışma alacağı ödenmediğinden noter ihtarı ile iş sözleşmesinini feshettiği dava dilekçesinde yazılı olmasına rağmen bu dilekçe dosyada bulunmamaktadır. Bunun dışında davalı işveren 31.03.2005 günlü yazısı ile; 30.05. 2005 tarihinde eline ulaşan davacı ihtarı nedeni, davacıdan ihbar tazminatını son ay ücreti mahsup edilerek ödenmesini talep ettiği de uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece; fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarının kabulüne karar verildikten sonra, bu alacakların ödenmemesi haklı fesih nedeni isede, davacının kendisi istifa edip, ihbar tazminatını da işverenin hesabına ödediği gerekçesi ile kıdem tazminatı ve son aylık ücret alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. Öncelikle davacının fesih ihtarı dosyaya getirtilerek, davacının ihtarlarına rağmen henüz iş yerinden ayrılmadan işverene verdiği dilekçelerinin serbest iradesinin ürünü olup olmadığı,araştırılmadan ve aylık ücret bakiyesinin davalı tarafından bankaya yatırıldığı olgusu tartışılmadan davacının kıdem tazminatı ve son ay ücret alacağı isteklerinin reddine karar verilmesi hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/31971, K. 2012/39167, T. 26.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2010-31971-e-2012-39167-k-e75faa8c0af3