Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1620 E. 2026/4361 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1620
- Karar No
- 2026/4361
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2603 E., 2025/2928 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/138 E., 2025/221 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde alt işveren şirketler değişmesine rağmen 18.01.2005 tarihinden iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshettiği 14.03.2020 tarihine kadar çimento teknisyeni olarak muvazaalı bir şekilde çalıştırıldığını, genel çalışma sisteminde 20 gün çalışma 10 gün dinlenme olduğunu, ücretin asgari ücret + günlük harcırah ve/veya saha primi adı altında çalışma karşılığı tutar olarak belirlendiğini, 2015 yılından itibaren ücretinde düşüklük yapıldığını, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu iddia ederek kıdem tazminatı, ikramiye, ilave tediye, kıdeme teşvik ikramiyesi, fark ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını, muvazaa iddiasının hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, müvekkili Şirketin, davacı yana kıdem tazminatı ödemesini yapmış olup bu ödemenin sundukları bordrodan da açıkça ortada olduğunu, ücret bordroları içeriğine göre, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödendiğinin sabit olduğunu, müvekkili Şirketin çalışanlarına ikramiye adı altında her hangi bir ödeme yapmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın işçilik alacaklarına ilişkin alacak davası niteliğinde olduğu, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiği, buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, buna karşın, davacının ikramiye alacak talebinin yerinde bulunmadığı, dosya arasına alınan bilirkişi raporunun dosya bilgilerine uygun ve usule uygun gerekçeli ve denetime elverişli biçimde hazırlandığı, hesaplanan alacakların ödendiğine ilişkin her hangi bir ödeme belgesi sunulmadığı, buna göre davacının davasının,12.09.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplanan tutarlar ve ıslah dilekçesi çerçevesinde kabulünün gerektiğine dair verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması üzerine İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda davacı asılın beyanının alındığı ve yıllık izinlerini çalışma süresince kullanmadığını beyan etmekle davacının yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı gerekçesiyle ikramiye talebinin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını, 2. Davacının muvazaa iddiası hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu, 3. Davacı yanın kendi istek ve hür iradesiyle, müvekkili Şirketin ihale makamı olduğu işlerde farklı işverenler nezdinde çalıştığını, müvekkili İdareye hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceğini, 4. Ücret ve giydirilmiş ücretin hatalı tespit edildiğini, 5. Kıdeme teşvik ikramiyesinin sadece müvekkili şirketin idari personeline ödeneceğini, davacının müvekkili şirketin idari personeli olmadığı için kıdeme teşvik ikramiyesi alacağı talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, 6. İlave tediye kararına ilişkin olarak ise davacı müvekkilinin asıl işçisi olmaması nedeniyle ilave tediye ücretine hak kazanamayacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının muvazaalı çalıştırılıp çalışmadığı, ücret ve giydirilmiş ücret seviyesi, ilave tediye, fark ücret , fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ilave tediye ve kıdeme teşvik ikramiyesi alacaklarının ispatı ve hesaplanması hususlarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsam dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda davacı davalı işyerindeki genel çalışma sisteminde işçilerin 20 gün aralıksız çalıştığını 10 gün dinlendiğini, davacının da ücretinin asgari ücret + günlük harcırah veya saha primi adı altında çalışma karşılığı tutarlar olarak belirlendiğini, hizmet alım sözleşmelerinde bu durumun açık olduğunu ancak 2015 yılı başından itibaren ve sonrasında ücretinin eksik ödendiğini, ücretin düşürülmesine muvafakat etmediklerini iddia etmiştir. Dosya içerisinde yer alan belgeler incelendiğinde davacının 2015 yılındaki ücretinin Şartname kapsamında belirlendiği, Şartname içeriği ve aynı dönem yönünden Dairemizden geçen emsal dosyalarda gözetildiğinde (örn; Dairemizin 10.01.2023 tarihli ve 2022/16957 Esas, 2023/133 Karar sayılı kararı) ücretin asgari ücret + (20 gün üzerinden ) saha priminden oluştuğu, 2016 yılı için ilk 4 aylık dönemde ihale şartnamesine göre asgari ücretin %19 fazlası olarak, son 8 aylık dönemde ücret bordrolarına göre asgari ücretin %35 fazlası olarak ödendiği, 2017 yılı için davacı ile davalı arasında yapılan belirli süreli iş sözleşmesinde ücretin asgari ücretin % 50 fazlası olarak kararlaştırıldığı, 2017 yılından 2019 yılının sonuna kadar ücret bordrolarında asgari ücretin % 50 fazlası oranında ücret tahakkuk ettirildiği, 2020 yılı son ücretinin ise ücret bordrosunda net 3.068,38 TL olarak tahakkuk ettirildiği görülmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2015 yılındaki asgari ücret +saha primi uygulamasının davacı işçi için kazanılmış hak teşkil ettiği kabulüne göre 2016 yılı içinde asgari ücret +saha primi üzerinden ücret tespit edilerek fark ücretin hesaplandığı, 2017, 20 18... yılları için sözleşmeye uygun asgari ücretin %50 fazlası oranında ücret tahakkuk ettirildiğinden fark ücret bulunmadığı ancak 2020 yılı için asgari ücretin %50 zam fazlası üzerinden tahakkuk yapılmadığından bu dönem içinde asgari ücretin %50 zam fazlası ile ücret tespiti yapılmış ve 2 ay 14 günlük fark ücret hesaplanmıştır. İhale şartname veya sözleşmesinde belirlenen ücretin etkisi ile ilgili olarak Dairemizce, işçinin ihale ile belirlenen ücreti talep edebileceği ancak bu ücretin asgari ücretle irtibatlandırılması durumunda, sonraki ihalede asgari ücretle bağlantı kurulmadığı takdirde ihalenin bitimi ile bu bağlantının kesileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayının belirlenmesi durumunda ise 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir. Dosya kapsamına göre 20 15... yılları için davacının ücretinin ihale Şartname veya sözleşmelerine göre belirlendiği ve davacının ücretinin düşürülmesine muvafakati bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıya ödenmesi gereken ücret miktarı, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususlar dikkate alınarak saptanmalıdır. Bu kapsamda olmak üzere öncelikle 2015 yılı için hükme esas alınan bilirkişi raporunda asgari ücret + 20 günlük saha priminden oluşan ücret tespiti isabetli olmuş ise de 2015 yılı için Şartnamede öngörülen saha primi ödemesi 2016 yılı için kazanılmış hak teşkil etmeyecektir. Ancak 2016 yılı ilk 4 aylık dönemde şartnamede belirlenen asgari ücretin % 19 fazlası ücret (1.959,93 TL ) ile son 8 aylık dönem için ücret bordrolarında tahakkuk eden asgari ücretin % 35 fazlası ücret (2.223,45 TL) Aralık 2015 ayındaki ücretin (2.974,00 TL) altına düştüğünden 2016 yılı için 2.974,00 TL ücretin uygulanmasına devam edilmesi suretiyle yapılacak hesaplama ile sonuca gidilmelidir. Ayrıca 2017 yılında davacı ve davalı arasında yapılan belirli süreli iş sözleşmesinde ücretin asgari ücretin %50 fazlası ile ödeneceği düzenlemesi sonraki yıllar içinde aynı oranda zam yapılması gerektiği anlamını taşımamakta olup 2019 yılı Aralık ayında davacının net ücreti 2.734,50 TL iken 2020 yılı için de belli bir oranda zam yapılarak ücret bordrosunda net 3.068,38 TL ücret tahakkuk ettirildiği görülmekle 2020 yılı için bir ücret düşüklüğünden söz etmek mümkün değildir. Belirtilen yönler düşünülmeden yanılgılı değerlendirme ile ücret tespiti yapılarak dava konusu taleplerin hesaplanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Giydirilmiş ücretin tespitinde, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler gözönünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler dikkate alınır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının giydirilmiş ücreti belirlenirken yemek ve barınma yardımı eklenmiştir. Bilirkişice her ne kadar emsal dosya arşivlerine bakılarak asgari ücretin 1/3 oranının baz alındığından bahsedilmiş ise de yemek ve barınma ücretine ait verilerin tespitine yönelik bilgi edinilemediğinden rapor bu yönüyle denetlenememiş olup ayrıca hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.