Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/9677 E. 2026/4396 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9677
Karar No
2026/4396
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1987 E., 2025/1841 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/26 E., 2020/71 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.05.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat ...geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.08.2012-16.05.2015 tarihleri arasında davalının ...'da bulunan şantiyelerinde kalite kontrol müdürü olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 6.500,00 USD olduğunu iş sözleşmesinin işverence feshedilerek bir kısım kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılmış ise de, ihbar tazminatının eksik olduğunu, müvekkilinin işyerinde fazla çalışma yaptığını, iki haftada bir hafta tatillerinde ve ... ulusal bayram tatilleri ve genel tatillerinde de çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini, fesihten bir buçuk ay evvelinden eksik ödenen ücret alacağının da bulunduğunu ileri sürerek bakiye ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının ücretinin 3.056,00 USD olduğunu, davacının tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacının çalışma koşullarına ilişkin iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 17.08.2012-16.05.2015 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı, banka kanalı ile yapılan ödemeler ve davacı tanığı beyanı dikkate alındığında davalı işverenin gerçek ücretin bir bölümünü fazla çalışma olarak gösterip ücreti gizlediği, davacı işçiye yapılan ödemenin tamamının ücret olarak yatırıldığı kanaati ile davacının net ücretinin 6.500,00 USD olduğunun kabulü gerektiği, iş bitimi nedeni ile iş sözleşmesinin feshedildiği, davacının ücret miktarı dikkate alınarak yapılan hesaplama ve davalı tarafça yapılan ödemenin mahsubu neticesinde davacının bakiye ihbar tazminatı alacağının bulunduğu, yapılan ödemeler dikkate alındığından davacının bakiye ücret alacağına da hak kazandığı, dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının haftalık 22,5 saat fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatili ile yılbaşı ve dinî bayramların ilk günü hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği, söz konusu çalışmaların karşılığının ödendiğinin davalı tarafça ispatlanmadığı, davanın kısmi dava olduğu dikkate alındığında ıslah zamanaşımı def'inin de dikkate alınması suretiyle resen yapılan hesaplama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 17.02.2012-16.05.2015 tarihleri arasında ...'daki davalıya ait projelerde kalite kontrol müdürü olarak çalıştığı, davacının yaptığı işin niteliği, mesleki kıdemi, tanık beyanları, emsal ücret araştırması birlikte değerlendirildiğinde davacının aylık ücretinin 6,500,00 USD olduğuna ilişkin tespitin yerinde olduğu, iş sözleşmesinin işin sona ermesi gerekçesi ile sona erdirildiği, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ispatlandığı, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası açıldığına ilişkin herhangi bir beyan yer almadığından açılan davanın kısmi dava niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle ıslah dilekçesine yönelik davalı vekilinin zamanaşımı def'inin İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmasının ve resen yapılan hesaplamanın yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davanın belirsiz alacak davası olması sebebiyle davalının ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, b. Islah ile arttırılan miktarda uygulanacak %30 indirim dikkate alındığından bu miktarlara yeniden indirim uygulanmak suretiyle hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Ücret miktarının hatalı tespit edildiğini, b. Davacının ödenmeyen ücret alacağının bulunmadığını, c. Davacının önceki dönem ücretinin asgari ücrete oranlanmak suretiyle tespiti gerektiğini, d. Davacının ihbar tazminatı eksiksiz ödendiğini, e. Yazılı delil olmaksızın fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, ayrıca alacakların hesabında davacının Türkiye'de bulunduğu tarihlerin dışlanmadığını, f. Pazar gününe denk gelen ulusal bayram ve genel tatil günlerinin dışlanması gerektiğini, g. Hesaplamalardaki kurun hatalı belirlendiğini, zira dönemsel alacaklar bakımından da dava tarihindeki kurun esas alınmasının yerinde olmadığını, h. Davacı tanıklarının davacı ile menfaat birlikteliği içerisinde olmaları sebebiyle beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, aksi hâlde dahi çalışma dönemleri ile sınırlı şekilde beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, ı. Davacı tanıklarının davacı ile aynı işi yapmamaları ve birebir aynı dönemde çalışmamaları sebebiyle de beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davanın niteliği, davacının aylık ücretinin miktarı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince 28.11.2019 tarihli bilirkişi raporunun ücretin 6.500,00 USD kabulü ile yapılan hesaplamaları içeren birinci seçeneği dikkate alınmak suretiyle ve davalının ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınarak resen yapılan hesaplama sonucunda fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alındığı belirtilmiştir. 28.11.2019 tarihli bilirkişi raporunun birinci seçeneğindeki hesaplamalar dikkate alındığında davacının Türkiye'de bulunduğu sürelerin hesap konusu dönemde dışlandığı anlaşılmakta ise de, İlk Derece Mahkemesince resen yapılan hesaplama sonucunda hüküm altına alınan miktarlar dikkate alındığında davacının Türkiye'de bulunduğu süreler dışlanmaksızın hesaplama yapıldığı anlaşılmakla karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. 4857 sayılı İş Kanunu’nun "Ücret ve ücretin ödenmesi" kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir: "Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. ...kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenebilir. Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur." Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. ...kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenebilir. ... muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur." Söz konusu maddeye göre ...prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir. Buna göre somut uyuşmazlıkta, her dönem için hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının o günkü rayice göre Türk parası karşılığının hesaplanıp bu şekilde sonuca gidilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle söz konusu alacaklar için dava tarihindeki kur dikkate alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9677, K. 2026/4396, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-9677-e-2026-4396-k-454e02e3e29c