Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/8216 E. 2026/1843 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8216
Karar No
2026/1843
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/1 E., 2025/266 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait hastane işyerinde 02.09.2000 tarihinde temizlik işinde alt işverenler nezdinde çalışmaya başladığını, 2010 yılından itibaren veri giriş, kayıt ve analiz hizmetlerinde çalışmasını sürdürdüğünü, davalı ile dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olup gerçekte davalının işçisi olduğunu bu nedenle fark alacakları olduğunu ayrıca 2012 yılı Temmuz ayından sonra aylık ücretinde tek taraflı kesinti yapıldığını ileri sürerek muvazaa tespiti ile fark ücret, ilave tediye, yol ücreti ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar ile ayrımcılık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak davacının kendi işçileri olmadığını, bu nedenle davada husumetleri bulunmadığını ve muvazaa iddiasının da doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2018 tarihli kararı ile; davalı ... (...) hakkında Çalışma ve ... Bakanlığı (Bakanlık) müfettişlerince yapılan teftiş sonucu düzenlenen raporda hizmet alımının muvazaalı olduğunun belirlendiği, rapor aleyhine İstanbul 4. İş Mahkemesinin 2009/249 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine dair verilen kararın kesinleştiği ve bu şekliyle hizmet alımı ilişkisinin muvazaalı olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle bireysel olarak da iş sözleşmesinin muvazaalı olduğu ve davacının baştan beri davalı ... çalışanı olduğunun kabul edildiği ancak davacının dayanışma aidatı ödemediği göz önüne alındığında sendikalı olanların sahip olduğu haklardan yararlanmasının mümkün olamayacağı, bununla birlikte kadrolu çalışanlarla alt işveren işçiler arasındaki ücret ve benzeri haklar incelendiğinde, döner sermayeden elde edilen kısmın ayrık tutulması durumunda, davacının ücretinin kadrolu çalışanlardan daha fazla olduğu, öte yandan eşit davranma borcuna aykırılıktan bahsedebilmek için amacın gerçekten daha düşük ücretle işçi çalıştırmak olması gerektiği, davalı ... amacının bu olmadığı, yalnızca personel açığını kapatmak olduğu ancak davacının baştan itibaren davalı ... çalışanı olduğunun kabul edilmesi sebebiyle ilave tediye alacağı hakkından yararlanması gerektiği ayrıca yol ücreti ödenmeyen dönemde buna uygun davranılmadığı, diğer yandan davacıya ait bordroların incelenmesinde davacıya 2012 yılının Haziran ayında asgari ücretin %50 fazlası ücret ödenirken, işçinin yazılı oluru alınmadan 2012 yılı Temmuz ayından itibaren %45 fazlası ödendiği, işçinin rızası olmaksızın değiştirilen ücretlerin işçiyi bağlamayacağı, ayrımcılık tazminatı talebi yönünden usulünce açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ilave tediye, ücret farkı ve yol ücreti alacaklarının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, ayrımcılık tazminatı talebi hakkında usulünce açılmış dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesinin 23.03.2022 tarihli kararı ile; dosyada mevcut deliller ile emsal nitelikte kesin Bölge Adliye Mahkemesi kararları dikkate alındığında; davacının davalıya ait hastane işyerinde, alt işverenler değişse de aynı işi yaparak çalıştığı, davalı ile dava dışı Şirketler arasındaki muvazaalı asıl alt işveren ilişkisi tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu, husumet itirazının yerinde olmadığı gibi muvazaa tespitine bağlı olarak fark ücret ve yol ücreti alacağı ile ilave tediye alacağına hükmedilmesinin yerinde olduğu, hesaplamalarda zamanaşımı süresinin de gözetildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, muvazaa ve fark ücret alacağı bakımından yapılan araştırmanın yetersiz gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2024 tarihli kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda bilirkişiden ek rapor aldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 12.03.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 30.01.2009 tarihli Çalışma ve ... Bakanlığı iş müfettişleri inceleme raporu ile muvazaalı olduğu tespit edilen dönem dışındaki hesaplama dönemi bakımından; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesine uygun şekilde kurulan bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu ve davalı İdare ile yüklenici firmalar arasındaki bu ilişkinin muvazaalı olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmesi gerektiği, ayrıca davacıya 20 12... . ayında asgari ücretin %50 fazlası aylık ücret ödenirken 7. aydan itibaren oranın %45'e düşürüldüğü kabul edilerek karar verilmiş ise de dava konusu döneme ilişkin davalının alt işveren şirketlerle yaptığı hizmet alım sözleşmeleri ve teknik şartnamelerdeki düzenlemelerin tespiti gerektiği, buna göre dosyadaki eksiklikler giderildikten sonra davacının ücretinin ihale şartname veya sözleşmesinde belirlenmiş olduğunun tespiti durumunda; davacının düşürülmeden önceki en son ücretinin, sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilmesi; yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayı belirlendiğinde yeni ihale ile belirlenen ücretin de altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda bilirkişi ek raporu aldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin muvazaalı olarak çalıştırıldığını, baştan itibaren davalı ... işçisi olduğunu, ilave tediyeye hak kazandığını, 2. Müvekkilinin alt işveren işçisi olması nedeniyle ...-İş Sendikasına üye olmadığını, işyerinde muvazaalı çalışma olduğundan toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiğini, 3. Müvekkilinin ücretinin Temmuz/2012 tarihinden itibaren düşürüldüğünü ve eksik ödenen ücretine ilişkin ücret farkı alacak talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; 30.01.2009 tarihli Çalışma ve ... Bakanlığı iş müfettişleri inceleme raporu ile muvazaalı olduğu tespit edilen dönem dışındaki hesaplama dönemi bakımından geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunun kabul edilmesine ve fark ücret alacağı bulunup bulunmadığı ile varsa hesaplanmasına ilişkindir. 1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince, davacının 2012, 20 13... yıllarına ait ücretlerinin asgari ücretin belirli bir katsayısı üzerinden değil sabit birim ücret üzerinden belirlenip bu tutar üzerinden ödendiği gerekçesiyle ücret farkı alacak talebinin reddine karar verilmiş ise de bozmaya uygun araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir. Dairemizce verilen son bozma kararında belirtildiği üzere, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacıya 2012 yılının Haziran ayında asgari ücretin %50 fazlası aylık ücret olarak ödenirken Temmuz ayından itibaren oranın %45'e düşürüldüğü anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesine uygun şekilde davacının onayının olmadığı ve davacı ile yapılan yeni bir iş sözleşmesi olmadığı da belirlenmiştir. Ancak davacıya ödenmesi gereken ücret miktarının hesaplanabilmesi için dava konusu döneme ilişkin davalının alt işveren Şirketlerle yaptığı hizmet alım sözleşmeleri ve teknik şartnamelerdeki düzenlemelerin tespiti de gerekir. Çünkü ihale şartname veya sözleşmesinde belirlenen ücretin etkisi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; işçinin ihale ile belirlenen ücreti talep edebileceği, ancak bu ücretin asgari ücretle irtibatlandırılması durumunda, sonraki ihalede asgari ücretle bağlantı kurulmadığı takdirde ihalenin bitimi ile bu bağlantının kesileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayının belirlenmesi durumunda ise 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir. Buna göre davacının ücretinin ihale şartname veya sözleşmesinde belirlenmiş olduğunun tespiti durumunda; davacının düşürülmeden önceki en son ücreti, sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilmeli, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayı belirlendiğinde yeni ihale ile belirlenen ücretin de altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir. İlk Derece Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda ise hizmet alım sözleşmeleri ve teknik şartnamelerdeki düzenlemeler tespit edilmemiş, ücret bordroları incelenmemiş ve Dairemiz bozma ilâmında belirtilen bozma nedenlerini karşılayacak şekilde denetime elverişli rapor düzenlenmemiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına rağmen bozma gereği yerine getirilmeden eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile talebin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/8216, K. 2026/1843, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-8216-e-2026-1843-k-8bd13d375f03