Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12508 E. 2024/13589 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12508
Karar No
2024/13589
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Davalı ... Konut İmar Plan Tur. Ulaş. San ve Tic. AŞ yönünden davanın reddi, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili ile davalı ... İnş. Taah. Turz. San. ve Dış Tic. AŞ vekili Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalılardan ... Konut İmar Plan Tur. Ulaş. San. ve Tic AŞ (...) yönünden reddine, diğer davalılar yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalılardan ... İnş. Taah. Turz. San. ve Dış Tic. AŞ (... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 ve 432 nci maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı ... Şirketi vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 13.945,14 TL olup belirtilen miktarın, Mahkemenin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 20.520,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Genel Merkezinde 2006 yılında işe başladığını, 26.10.2014 tarihine kadar teknik destek bilgi işlem sorumlusu olarak çalıştığını, aylık ücretini ... ile aynı işi yapan alt işveren firmalardan aldığını, ... tarafından haksız ve bildirimsiz şekilde işine son verildiğini, hak ettiği bir kısım alacak ve tazminatın alt işveren firma tarafından ödendiğini, ancak ödenen ücretin eksik olduğunu, davacının en son 2.708,34 TL net ücret aldığını, yemek ve servisten yararlandığını, haftanın 5 günü 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, yılda toplam 30 gün hafta sonları düzenlenen etkinlikler nedeniyle aynı saatler arasında çalışma yaptığını, sadece 15 gün yıllık izin kullandığını, davalı ... üzerinden sigortalı yapılmadığı için yıllık 4 aylık ücret tutarında ikramiyeden yararlanamadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ikramiye ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının ... personeli olmadığını, ...'tan 30.07.2004 tarihinde tüm hakları ödenerek ayrıldığını, bundan sonra davacının dava dilekçesinde belirttiği Şirketlerde çalıştığını, ... ile diğer davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olmayıp eser sözleşmesi bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını savunarak reddini istemiştir. 3. Davalı ... Gayrimenkul Yatırım AŞ (... Yatırım Şirketi) vekili tarafından davaya cevap verilmemiş, ilerleyen aşamalarda davalı Şirket vekili tarafından verilen beyan dilekçesi ile davanın reddi istenmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.05.2016 tarihli ve 2015/224 Esas, 2016/225 Karar sayılı kararıyla; iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin ispat külfetinin davalı işverene ait olduğu, davalının bu yükümlülüğü yerine getiremediği, böylece davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı, ayrıca yıllık izinlerin kullandırıldığının ve ikramiyelerin ödendiğinin ispat külfetinin davalıya ait olduğu, davalının bu yükümlülüğü yerine getiremediğini, davacının fazla çalışma yaptığını ispatladığı, hesaplanan fazla çalışma ücretinden 1/3 oranında indirim yapılması ve davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile ikramiye ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemizin 21.12.2020 tarihli ve 2016/27844 Esas, 2020/19368 Karar sayılı ilâmı ile; Mahkemece yargılama aşamasında davalılar arasındaki hukuki ilişkinin yeterince araştırılmamış olması, hükmün gerekçesinde davalıların hangi gerekçe ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun açıklanmaması ve sonuç olarak Mahkemenin gerekçeli kararının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin amacına, 6100 sayılı Kanun'un 297 inci maddesi ve 298 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğu gerekçeleri ile Mahkeme kararının bozulmasına, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 27.05.2021 tarihli ve 2021/30 Esas, 2021/260 Karar sayılı kararıyla; bozma ilâmına uyularak devam edilen yargılama sonunda davacının fiilî ve gerçek çalışmasının davalı ... nezdinde geçtiği, davalı ... ile diğer davalı Şirketler arasındaki anlaşmanın işçi teminine yönelik bir anlaşma olduğu, davacının işçilik alacaklarından davalı ... sorumlu olduğu gerekçesiyle ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalılar ... Şirketi ve ... Yatırım Şirketine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemizin 28.09.2021 tarihli ve 2021/8388 Esas, 2021/13085 Karar sayılı ilâmı ile; davacı vekilinin tüm davalı ... vekilinin ise sair temyiz itirazları reddine karar verilerek davalılar arasındaki sözleşme ve adi ortaklığın işyeri kurduğuna ilişkin kayıt ve belgelerin, adi ortaklığa ait gerçekte bir işyeri bulunduğunu ve davacının da bu işyerinde çalıştığını gösterdiği, bu durumda davacının iddiası ve dinlenen tanıkların beyanlarının dosya içeriği ile örtüşmediği, davalılar arasındaki ilişkide davalı adi ortaklığın işyerinde davalı ...’ın herhangi bir işçisinin de çalıştırılmadığı dikkate alındığında davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinden de bahsedilemeyeceği, davalılar arasında muvazaalı bir ilişki kurulduğunun somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı, davacının buna dayalı tazminat ve alacaklarından davalı ...’ın sorumlu olmadığı, bu sebeple davalı ... yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 28.12.2021 tarihli ve 2021/377 Esas, 2021/755 Karar sayılı kararıyla; bozma ilâmına uyularak devam edilen yargılama sonunda davalı ... aleyhine açılan davanın reddine ve davalılar ... Şirketi ve ... Yatırım Şirketine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 26.05.2022 tarihli ve 2022/4067 Esas, 2022/6650 Karar sayılı ilâmıyla; 28.09.2021 tarihli ve 2021/8388 Esas, 2021/13085 Karar sayılı bozma ilâmının içeriğine göre davacının hak ettiği alacaklardan adi ortaklığı oluşturan davalılar ... Şirketi ve ... Yatırım Şirketinin sorumlu tutulması gerektiği, ancak belirtilen bozma ilâmının metni, adi ortaklığı oluşturan davalı Şirketlere talep edilen alacaklar nedeniyle herhangi bir sorumluluk yüklenmediği şeklinde bir izlenim oluşturduğundan bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu, maddi hata sonucunda verilen bir karara Mahkemece uyulmasının usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, davacının talep ettiği ve hak ettiği anlaşılan miktarlardan adi ortaklığı oluşturan davalılar ... Şirketi ve ... Yatırım Şirketinin sorumlu tutulması gerekirken yazılı gerekçe ile ilgili davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 13.09.2022 tarihli ve 2022/254 Esas, 2022/374 Karar sayılı kararıyla; bozma ilâmına uyularak devam edilen yargılama sonunda davalı ... aleyhine açılan davanın reddine ve davalılar ... Şirketi ve ... Yatırım Şirketine karşı açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. G. Dördüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... Şirketi vekilini temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 06.02.2023 tarihli ve 2023/1111 Esas, 2023/1592 Karar sayılı ilâmıyla; davacı vekilinin tüm, davalı ... Şirketi vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, somut uyuşmazlıkta Mahkemece, davalı ... Şirketinin davacının alacaklarından kendi dönemi için sorumlu olduğu ve davalı ... Şirketi tarafından davacıya yapılan ödemeler bulunduğu dikkate alınmadan karar verilmiş olmasının hatalı olduğu, şu hâlde Mahkemenin 13.09.2022 tarihli kararının davalı ... Yatırım Şirketi tarafından temyiz edilmediği dikkate alınarak hüküm altına alınan alacak kalemleri yönünden davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. H. Mahkemece Dördüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve ayılı kararıyla; bozma ilâmına uyularak devam edilen yargılama sonunda davalı ... aleyhine açılan davanın reddine ve davalılar ... Şirketi ve ... Yatırım Şirtetine karşı açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan ... Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; müvekkilinin muvazaa iddiası olmadığı gibi davalıların da muvazaa iddiası bulunmadığını, buna rağmen Yüksek Mahkemenin muvazaalı bir ilişki kurulduğunun ispatlanamadığı kanaatiyle bozma kararı vermesinin ve Mahkemesinin bozma ilâmına direnmemesinin hatalı olduğu, müvekkilinin ücret durumunda muvazaanın söz konusu olmadığını, müvekkilinin davalı ... nezdinde fiilen çalıştığını, müvekkilinin emekli olana kadar ...’ta çalıştığını, emekli olduktan sonra, davalı ... müvekkilinin iş sözleşmesini sonlandırmadığını ve fiilen çalıştırmaya devam ettiğini; ancak müvekkiline, “Sen emekli oldun, hem emekli maaşı, hem bizden ayrıca maaş alamazsın, ancak seninle devam etmek istiyoruz, bu sebeple seni taşeronlarda çalışıyor gibi göstereceğiz, sen maaşını onlardan alacaksın, sen işini yapmaya devam et.” denildiğini, davalılar ... Şirketi ve ... Yatırım Şirketinin de bu anlaşmayı kabul ettiğini, davalılar ve müvekkili arasında dörtlü bir sözleşmesel ilişki gerçekleştiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı ... Şirketi vekilinin temyiz istemi miktar itibarıyla kesinlikten reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; hüküm altına alınan alacaklardan davalıların sorumluluğu ile sorumlu olunan miktarların belirlenmesi noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 17, 32, 41, 53 ve 59 uncu maddeleri, 4857 sayılı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; A. Davalı ... Şirketi Temyizi Yönünden Davalı ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ... Şirketine iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/12508, K. 2024/13589, T. 15.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2024-12508-e-2024-13589-k-fa08922d3228