Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7544 E. 2023/9773 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7544
Karar No
2023/9773
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2154 E., 2022/1729 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/276 E., 2019/137 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ... Sitesi C Blokta 08.12.2014 tarihinde site görevlisi (kapıcı) olarak işe başladığını ve bu çalışmasını işten çıkarılış tarihi olan 23.10.2017 tarihine kadar hiç aralıksız olarak devam ettirdiğini, müvekkilin çalışma süresinin büyük çoğunluğunda sigortasız olarak çalıştırıldığını, müvekkilinin sigortasız olarak çalıştırıldığı yönünde şikayeti üzerine feri müdahil Kurumun 99688108-16.821.058 ve 02.12.2016 tarihli kararı üzerine belirlenmiş olan 26.11.2015- 12.03.2017 tarihine kadar sigortalı olarak gösterildiğini, daha sonra yine şikayete konu olmamak adına göstermelik olarak 12.10.2017 tarihinde sigortalı çalışan olarak gösterildiğini, iş akdinin 23.10.2017 tarihinde müvekkilin hakkını araması gerekçesiyle de davalılarca haksız olarak feshedildiğini, müvekkilin sigortalı olarak gösterilmediği dönemlerde çalıştığının sunulan apartman aidat makbuz örneklerinde de açıkça anlaşılacağını, bu nedenle müvekkilinin ... Sitesi C Blok'da belirtilen tarihler arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 08.12.2014 tarihi olarak tespiti ile bu süreler içinde yatırılmayan primlerin faizi ile birlikte tespiti ile davalı tarafından yatırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 12.10.2017 tarihinde yeni yönetimin seçilmesi ile birlikte kapıcı olarak göreve başlatıldığını, sorumsuz davranışları ve işini gereği gibi yerine getirmediğinden bahisle yönetim tarafından 16.10.2017 tarihli ve 20.10.2017 tarihli tutanakların imza altına alındığını, davacının sorumsuz hareketlerinin devam etmesi üzerine 29.11.2017 tarihinde iş akdinin taraflarınca haklı nedenlerle fesh edildiğini, davacının daha önceki sigortasız olarak çalıştığı dönemlere ilişkin SGK nezdinde şikayet yoluna gittiğini ve 26.11.2015- 12.03.2017 tarihleri arasında sigortalı olarak gösterildiğini, davacının bu tarihten itibaren işyerinde çalışmadığını, kendisinin artık bu binada çalışmak istemediğini beyan ettiğini, ancak çocukları ve ailesinin mağdur olmaması adına kapıcı dairesinde oturmasına izin verildiğini, bu süreç içerisinde kapıcı olarak sitede çalışmadığını, davacının sorunlu kişiliği sebebiyle iş bulamadığını ve apartmanda yeni yönetim seçildikten sonra haline acınıldığını ve 12.10.2017 tarihinde işe girişinin yapıldığını, ancak sorumsuz davranışları ve işini yapmaması sebebiyle iş akdinin daha sonra haklı olarak fesh edildiğini, davacı tarafından eklerde sunduğu 08.08.2017 tarihli tutanak ve 06.07.2017 tarihli tutanaklarda kapıcı olarak davacının isminin yazılmasının kapıcı olarak çalıştığını göstermediğini, davacının kendine vazife çıkarttığını, yöneticinin olmamasına rağmen kendisinin yöneticinin yerine imza attığını beyanla davanın reddini istemiştir. Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden, işverenin kabulünün tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını, bu davaların 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise, davanın hak düşürücü süre yönünden reddini dilediklerini, işe giriş bildirgesi verilmiş olsa bile işe giriş bildirgesinden önceki sürelerle ilgili hak düşürücü sürenin işleyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, Kurum kayıtlarına göre davacının davalı işverene ait işyerinde Kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını, bu itibarla Kurum kayıtları ile çelişen davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davalıya ait 1120016 sicil sayılı işyerinde 08.12.2014 - 23.10.2017 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; açılan davada zamanaşımı ve hak düşürücü süre bulunduğundan davanın usul ve hukuki açıdan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya iş bulmadığından merhamet gösterilerek kapıcı dairesinde oturmasına izin verildiğini, 08.08.2017, 06.07.2017 tarihli tutanakları yönetici olmadığından kendine vazife çıkararak kapıcı olarak imzalamış olduğunu ileri sürmüştür. 2. Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesinde; açılan davada zamanaşımı ve hak düşürücü süre bulunduğundan davanın usul ve hukuki açıdan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davalı iş verene ait iş yerinde Kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge olmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ve feri müdahil vekillerinin, ... 5. İş Mahkemesinin 25.03.2019 tarih ve 2017/276 Esas 2019/137 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı apartmanında kapıcı olarak 08.12.2014 - 23.10.2017 tarihleri arasında geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2- 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi, 3- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298 inci maddesinde hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298 inci maddesi; “(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır. (2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. (3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir. (4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.” Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297 nci maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298 inci maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır. Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”. Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde, infaza elverişli olarak gösterilmesi zorunludur. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Eldeki dava dosyasında, davacının 26.11.2015 - 12.03.2017 tarihleri arasında davalı apartmana ait 1120016 sicil numaralı işyerinden ayda 30 gün üzerinden bildirim yapıldığı, ayrıca 12.10.2017 tarihinden itibaren tekrar sigortalı bildiriminin başlatıldığı, söz konusu bildirim yapılan sürelerin dava dilekçesinde de davacı tarafça beyan edildiği halde Mahkemece 08.12.2014 - 23.10.2017 tarihleri arasında geçen tüm süreler yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. 3- Davacı adına düzenlenen yerleşim yeri belgesi ve davalı apartman gider makbuzlarında davacının adının yer aldığı hususları gözetildiğinde, talep konusu dönemde Mahkemece davacının davalı işyerinde 08.12.2014 tarihinden itibaren çalışmasının tespiti yerinde olmakla birlikte davacı adına davalı işverene ait işyerinden bildirimi yapılmayan sürelerin hükümde açık olarak gösterilmemesi ve infaza elverişli hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 inci bendinde yer alan “Davanın kabulü ile, davacının davalıya ait 1120016 sicil sayılı işyerinde 08.12.2014 - 23.10.2017 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine ” cümlelerinin silinerek yerine “Davanın kabulü ile davacının davalıya ait 1120016 sicil sayılı işyerinde 08.12.2014 - 25.11.2015 tarihleri arasında ve 13.03.2017 - 11.10.2017 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine" cümlesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7544, K. 2023/9773, T. 16.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7544-e-2023-9773-k-80377e1eca34