Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2022/9479 E. 2023/313 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/9479
- Karar No
- 2023/313
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI :
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2011 tarihli iddianamesiyle, sanıklar hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan iki kez ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.03.2012 tarihli ve 2011/383 Esas, 2012/260 Karar
sayılı kararı ile sanıklar hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesi uyarınca iki kez 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ayrı ayrı karar verilmiştir.
3. Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.03.2012 tarihli ve 2011/383 Esas, 2012/260 Karar sayılı kararının sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 27.10.2015 tarihli ve 2013/9405 Esas, 2015/9858 Karar sayılı kararı ile, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak cezaların şahsileştirilmesi yönünden, dosya içeriği, suçun işleniş biçimi ve sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığı dikkate alınarak cezada orantılılık ilkesine uygun şekilde temel cezanın belirlenmesi gerekirken esasen 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bendinde sayılıp temel cezada bir kat artırım sebebi olan eylemin birden fazla kişi tarafından çocuğa karşı işlenmesi hallerinin ayrıca temel cezada teşdit sebebi kabul edilerek yazılı şekilde alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle sanıklar haklarında fazla cezaya hükmedilmesinin ve sanıklar haklarında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmamasının kanuna aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/807 Esas, 2016/205 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ...(1979 doğumlu) hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3 üncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca iki kez 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) Sanıklar ...(1991 doğumlu), ...(1988 doğumlu) ve ... hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3 üncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, 62 nci maddesi uyarınca iki kez 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ayrı ayrı karar verilmiştir.
5. Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/807 Esas, 2016/205 Karar sayılı kararının sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve 2016/9980 Esas, 2017/2943 Karar sayılı kararı ile, mahkemece bozma ilamının temel cezanın teşdiden belirlenmemesi gerektiğine ilişkin kısmı yönünden direnme kararı verildiği anlaşıldığından, dosyanın bu hususta inceleme yapmakla görevli Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Birinci Başkanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.
6. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31.03.2022 tarih ve 2017(Kapatılan)14-856 Esas, 2022/234 Karar sayılı kararı ile, yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp önceki hükümde yer almayan kanun maddelerinin uygulanması ve teşdit uygulama sebebinin değiştirilmesi nedeniyle yeni hüküm niteliğinde olduğundan, Özel Daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni hükmün de doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulu tarafından ele alınması mümkün olmadığından dosyanın temyiz incelemesi
için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafilerinin temyiz isteği; sanıkların atılı suçu işlemediklerini, suçun yasal unsurlarının oluşmadığından beraat kararları verilmesi gerektiğine, kabule göre de 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesi ile 43 üncü maddelerinin uygulanması gerektiğine, temel cezanın teşdiden belirlenmesi yönünden yasal ve yeterli gerekçe gösterilmediğine, haksız tahrik indiriminin tüm sanıklar hakkında yapılması gerektiğine, sanık ...(1979 doğumlu) hakkında yapılan haksız tahrik indiriminin az olduğuna, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR 1. 1979 doğumlu sanık ...'ün kızı tanık ... ile mağdurlardan ...'ın arkadaş oldukları, mağdur ...'in de ...'ın arkadaşı olduğu, sanık 1979 doğumlu ...'ün kızının mağdur ... ile görüşmesini istemediği; olay günü mağdur ...'ın yolda giderken ... isimli üç sanık ile sanık ...'in birlikte araç ile mağdur ...'in yanında durdukları, araca binmesini istedikleri, korkan mağdurun araca bindiği, bu sırada 1979 doğumlu ...'ün mağdura birkaç kez tokatla vurduğu ve mağdur ...'ın nerede olduğunu sorduğu, araçla birlikte mağdur ...'ı aramaya başladıkları, mağdur ...'ın evinin önüne geldikleri, mağdur ...'in mağdur ...'ı çağırdığı, ...'ın aracın yanına geldiğinde 1979 doğumlu ...'ün "Bin lan arabaya" diyerek bağırdığı, korkan mağdur ...'ın da araca bindiği, 1979 doğumlu ...'in mağdur ...'a aracın içersinde "Sen niye kızımla görüşüyorsun?" diye kızdığı, ...'ın bir daha ... ile görüşmeyeceğini söylediği, 1979 doğumlu ...'in bu kez mağdur ...'e dönerek "Hep senin yüzünden ... kızımla görüşüyor" diyerek mağdur ...'e tekrar tokatla birkaç daha vurduğu, bu sırada aracın hareket halinde olduğu, 1979 doğumlu ...'in evinin önüne geldikleri, tanık ...'u aracın yanına çağırdıkları, birlikte tekrar araç ile dolaştıkları, aracı tenha bir yere götürdükleri, burada sanıkların mağdurları dövdükleri, tekrar araç ile 1979 doğumlu sanık ...'in evinin önüne geldikleri, tanık ...'un ve babasının araçtan indiği, bu kez sanıklar 1988 doğumlu ..., 1991 doğumlu ... ve sanık ...'in mağdurları il merkezinden uzakta olan ... bulunduğu yere götürdükleri, burada mağdurlar sövdükleri ve elleriyle dövdükleri, mağdurlara baraja atlamalarını söyledikleri, sanıklardan korkan mağdurların suya atladıkları, cep telefonu ile mağdurların fotoğraflarını çektikleri, mağdurları suda bırakıp ayrıldıkları, mağdurların birbirlerine yardım ederek sudan çıktıkları ve yürüyerek ıslak bir şekilde evlerine geldikleri ve bu suretle sanıkların fikir ve irade birliği içersinde çocuk yaştaki iki mağduru fiili tehdit ve cebir ile hürriyetinden yoksun bıraktıkları, mağdurların ayrı ayrı yerlerden alınmış olmaları nedeniyle başka bir ifadeyle iki mağdurun tek bir fiille hürriyetinden yoksun kılınmamış olmasından dolayı her mağdura karşı işlenen suçun ayrı bir suç oluşturduğu anlaşılmıştır.
2. Birden fazla kişinin reşit bir kimseyi hürriyetinden yoksun kılması ile (5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi) bu suçun çocuğa karşı işlenmesi arasında (5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri) temel ceza açısından farklılık olması doğal ve gerekli olduğu, birçok Yargıtay kararında (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2015/24097-3035, 2015/20685-36827, Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2011/2903-4425, Yargıtay 14. Ceza Dairesi
2011/443-2012/3896.. vb.) birden fazla nitelikli halin bir arada bulunmasına rağmen temel cezanın alt hadden belirlenmesi eleştiri konusu yapıldığı, bu itibarla önceki kararda alt sınırdan fazla uzaklaşılmayarak temel cezanın 2 yıl 3 ay olarak belirlenmesinde usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı değerlendirilerek, bu yönüyle mahkemece önceki kararda direnmek gerektiği kanaatine varılmıştır.
3. Sanıklardan ...’ün (1979 doğumlu) tanık ...’un babası tanık E.K.’nin ise amcası olduğu, sanık ...’in, henüz 13 yaşında olan kızının sanıklardan ... ile arkadaşlık yapmasını istememesine rağmen tanıkla mağdurun görüşmeye devam ettikleri, suç tarihinde ... ve ...’nın okula gitmedikleri ve mağdurlar ... ve ...’la dolaştıkları, sanığın bu durumu öğrendiği ve aramaya başladığı sabit olup, kızının okulunu aksatmasında mağdurların sorumluluğunun da bulunduğu, dolayısıyla sanık ... açısından asgari oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. Tanıklar E.K. ve ... ...’ün, sanıklar ... (1988 d.lu) ve ...’ün (1991 d.lu) kuzenleri olduğu, tarafların akrabalık derecesi, emsal Yargıtay kararları göz önüne alındığında haksız tahrik hükümlerinin geniş yorumlanmaması gerektiği, bu sanıklar açısından mağdurların haksız tahrik oluşturabilecek bir davranışlarının bulunmadığı kanaatine varılmış, aynı şekilde, kendi beyanına göre tanıkların uzaktan akrabası olan sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi uygulanmamıştır.
IV. GEREKÇE A. Sanıklar Müdafilerinin Suçun Sübutuna Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden Mağdurların aşamalardaki beyanları, tanık beyanları, savunma ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak sanıklar müdafilerinin sübuta yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
B. Sanıklar Müdafilerinin Etkin Pişmanlık ve Zincirleme Suç Hükümlerine Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden 1. Tüm dosya içeriğine göre; sanıkların mağdurları zorla arabaya bindirerek tenha bir yere götürüp darp ettikleri, akabinde sanıklar 1988 doğumlu ..., 1991 doğumlu ... ve sanık ...'in mağdurları il merkezinden uzakta olan barajın bulunduğu yere götürdükleri, burada mağdurlara hakaret edip darp ettikleri, mağdurlara baraja atlamalarını söyledikleri, sanıklardan korkan mağdurların suya atladıkları, cep telefonu ile mağdurların fotoğraflarını çektikleri, mağdurları suda bırakıp ayrıldıkları anlaşıldığından, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Oluşa uygun kabule göre, "Mağdurların ayrı ayrı yerlerden alınmış olmaları nedeniyle başka bir ifadeyle iki mağdurun tek bir fiille hürriyetinden yoksun kılınmamış olmasından dolayı her mağdura karşı işlenen suçun ayrı bir suç oluşturduğu" kanaatine varılarak zincirleme suç hükümlerini uygulamamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sanıklar Müdafilerinin Teşdit Hükümlerine Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık
ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl 3 ay hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Sanıklar Müdafilerinin Haksız Tahrik Hükümlerine Yönelik Temyiz İtirazları Yönünden 1. Sanık ...’ün (1979 doğumlu), on üç yaşında olan kızının mağdur ... ile arkadaşlık yapmasını istememesine rağmen görüşmeye devam etmeleri ve suç tarihinde kızının okula gitmeyip mağdurlar ... ve ...’la dolaştığını öğrenmesi üzerine sanıkların mağdurları darp etmek suretiyle bir süre alıkoydukları, mağdurların hareketinin yalnızca sanık ... (1979 doğumlu) yönünden haksız tahrik oluşturduğu, haksız eyleminin ulaştığı boyut gözetildiğinde indirim oranının 1/4 olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Uzak akrabalık ilişkisi bulunan sanıklar ...(1991 doğumlu), ...(1988 doğumlu) ve ... İbrahim yönünden ise haksız tahrik hükümlerinin uygulanma şartları oluşmadığından hükümde bu yönde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Sanıklar Müdafilerinin Sair Temyiz İtirazları Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/807 Esas, 2016/205 Karar sayılı kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.