Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/15596 E. 2024/7678 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/15596
- Karar No
- 2024/7678
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/162 E., 2015/145 K. SUÇLAR : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, şikayetçi Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Mağdure vekilinin temyiz isteği yönünden; kovuşturma aşamasında on beş yaşından küçük olan mağdurenin velayet hakkına sahip kanuni temsilcilerinin hükümden sonra dosyaya sundukları 07.09.2015 havale tarihli dilekçe ile şikayetten vazgeçtiklerini beyan etmeleri karşısında İlk Derece Mahkemesince verilen katılma kararı hükümsüz kalacağından yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, temyiz isteğinin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle sınırlı olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.08.2015 tarihli ve 2015/162 Esas, 2015/145 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın kayda göre sekiz yaşında bulunan mağdureyi takip edip cinsel maksatla kolunu tuttuğunun kabulü ile sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/1-2. cümle ve 53. maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurenin rızası hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyeceğinden aksi yöndeki görüşle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükmünün usul ve kanuna aykırı olduğuna, sanığın mevcut sabıka kayıtları gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğine ilişkindir. B. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Sanık hakkında üst hadden ceza tayini ile takdiri indirim hükümleri uygulanmaksızın hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Sanığın cinsel maksatla hareket etmemesi karşısında yasal unsurları itibarıyla oluşmayan suçtan beraati yerine mahkumiyetine dair hükmün usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteğinin İncelenmesinde 1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan ...'na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı, şikayetçi Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, vaki temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. 2. Ret gerekçesine göre Tebliğname'de onama isteyen görüşe iştirak olunmamıştır. B. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteğinin İncelenmesinde Kovuşturma aşamasında on beş yaşından küçük olan mağdurenin velayet hakkına sahip kanuni temsilcilerinin hükümden sonra dosyaya sundukları 07.09.2015 havale tarihli dilekçe ile şikayetten vazgeçtiklerini beyan etmeleri karşısında İlk Derece Mahkemesince verilen katılma kararı hükümsüz kalacağından yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteğinin İncelenmesinde 1. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında sanığın sabıka kayıtları itibarıyla benzer eylemleri alışkanlık haline getirmesi ve yoğun kastı gözetilerek asgari hadden uzaklaşılarak hüküm kurulduğu belirtilmesine karşın hükümde 5237 sayılı Kanun'un 103/1-2. cümle uyarınca alt sınır olan üç yıl üzerinden temel ceza tayini suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması hukuka aykırı bulunmuş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Oluşa uygun şekilde eylemin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı olarak kabul edilmesine karşın karar başlığı ve hüküm kısmında suç adının "çocuğun cinsel istismarı" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptanarak eylemine uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4. Onama gerekçesine göre Tebliğname'de bozma isteyen görüşe iştirak olunmamıştır. IV. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekili ve Mağdure Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle şikayetçi Bakanlık vekili ve mağdure vekilinin temyiz isteklerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle; Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.09.2024 tarihinde karar verildi.