Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/4222 E. 2013/7459 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/4222
- Karar No
- 2013/7459
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Çocuk Mahkemesi Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, 2911 sayılı Kanuna muhalefet, görevi yaptırmamak için direnme, patlayıcı madde bulundurma, mala zarar verme Hüküm : 1- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK'nın 31/3. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesi yollaması ile 33/1, TCK'nın 31/3. maddeleri uyarınca mahkumiyet 3- 2911 sayılı Kanunun 32/2. maddesi yollaması ile TCK'nın 265/1-3-4, 31/3. maddeleri uyarınca mahkumiyet 4- TCK'nın 174/1-2, 31/3, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet 5- TCK'nın 152/1-a, 152/2-a, 31/3. maddeleri uyarınca mahkumiyet 6- TCK'nın 220/6 ve 314/3. maddeleri yollaması ile 314/2, 31/3. maddeleri uyarınca mahkumiyet Temyiz edenler : Sanık ve müdafii
Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik incelemede; Var olan veya var sayılan suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak işlenmediği anlaşılan kamu görevlisine karşı görevini yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 265/1-3. maddelerince hükmolunan cezanın anılan maddenin 4. fıkrası hükmünce arttırılamayacak ise de; TCK'nın 6/1-f maddesinde belirtilen ve silahtan sayılan taş ile görevlilere direnen sanığın anılan fıkra uyarınca cezası yarı oranında artırıldığında sonuç ceza değişmediğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2- Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, patlayıcı madde bulundurma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince; Ceza yargılamasının amacı doğrultusunda, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılabilmesi bakımından; 18.06.2010 tarihinde meydana gelen Bağlar Telekom Müdürlüğüne ait santral binasına molotof atılmak suretiyle zarar verilmesine ilişkin eyleme ait olay tutanağının aslı veya onaylı bir suretinin dosya arasına konulması ile 24.10.2011 tarihli Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğünün yazısında anılan eyleme katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınan ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında yürütülen bir soruşturma olup olmadığı, varsa akıbetlerinin ne olduğu, anılan kişilerin sanık ... hakkında beyanlarının bulunup bulunmadığı araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 3- 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede; Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun yukardaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır. Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır. 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine uygun olduğu kabul edilen eyleminin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında açılan davalara ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.