Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3523 E. 2013/8061 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2013/3523
Karar No
2013/8061
Karar Tarihi

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Silahlı terör örgütü adına suç işleme, görevi yaptırmamak için direnme, 2911 sayılı Kanuna muhalefet, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma, mala zarar verme Hüküm: 1- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 62, 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet(15.05.2011 tarihli) 2- 2911 sayılı Kanunun 32. maddesi ve 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi gereğince erteleme, (15.05.2011 ve 16.05.2011 tarihli eylemleri nedeniyle 2 kez) 3- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 62, 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet, (15.05.2011 ve 20.03.2012 tarihli eylemler nedeniyle 2 kez) 4- TCK’nın 265/1-3, 62, 53/1, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet, (15.05.2011 ve 20.03.2012 tarihli eylemler nedeniyle 2 kez) 5- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK’nın 62, 53/1, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet, (20.03.2012 tarihli eylem) 6- TCK’nın 220/6, 314/3. maddeleri delaletiyle 314/2, 220/6-son cümle, 62, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında 20.03.2012 tarihli mala zarar verme suçundan açılan dava ile ilgili olarak her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür. 1- 15.05.2011 ve 16.05.2011 tarihli 2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesinde yer alan suça ilişkin yapılan incelemede; 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesine göre verilen kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin kararlar anılan maddenin 4. fıkrası ile CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi hükmü karşısında durma kararı niteliğinde olup CMK'nın 223/1. maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığından temyiz incelemesine yer olmadığına, gereğinin itiraz merciince yerine getirilmesine, 2- 15.05.2011 tarihli silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve görevi yaptırmamak için direnme, 20.03.2012 tarihli 2911 sayılı Kanuna muhalefet ve görevi yaptırmamak için direnme suçları ile silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede; Sanığın örgüt adına işlediği 2911 sayılı Kanunun 32/1, 33/1 ve TCK'nın 265. maddelerinde düzenlenen suçların hükümden sonra 30.04.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3713 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkra kapsamında sayılan suçlardan olmadığı ve 3713 sayılı Kanunun 7. maddesinin 2. fıkrasına 6459 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle örgüt propagandası ile oluşacak tehlikeyi somutlaştırmak amacıyla getirilen unsurun, aynı fıkranın (a) bendinde düzenlenen suç için öngörülmediği belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümde öncelikle temel ceza tayin edilip sonrasında TCK'nın 220/6-2. cümlesindeki indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince artırım yapılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 3- 15.05.2011 tarihli 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesinden kurulan hükme yönelik temyize gelince; Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun yukarıdaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır. Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır. 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger - Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich - Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddesine uygun olduğu kabul edilen eyleminin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu değerlendirildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hükümden önce 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında açılan davaya ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/3523, K. 2013/8061, T. 22.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2013-3523-e-2013-8061-k-3456e704fd94