Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/19 E. 2026/3661 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/19
Karar No
2026/3661
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/217 E., 2025/239 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/243 E., 2022/132 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Mersin ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 922 parsel sayılı 20,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 67... parsel numarasıyla ve 19,47 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu sırasında küçüldüğünü belirterek, uygulama kadastrosundaki hatanın düzeltilmesini talep etmiştir. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Bilirkişi kurulu raporundan anlaşıldığı üzere; dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallede ilk tesis tapulama çalışmalarının 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümleri uyarınca 1979 yılında yapılarak kesinleştiği, işbu tapulama çalışmalarında parsel kırık köşe noktalarının ölçümünün takeometrik yöntemle yapılarak 1/1.000 ölçeğinde 20 nolu tapulama paftasına tersim edildiği, taşınmazların alan hesabının ise planimetrik yöntemle hesaplandığının anlaşıldığı, planimetrik alan hesaplama yönteminin ilkel ve kaba bir hesaplama yöntemi olup, hata payının yüksek olduğu, bu sebeple takeometrik yöntemlerle ölçülen parsel sınırlarının yüzölçüm hesabının miktar olarak takeometrik değerlerle uyumlu olmayabileceği bilirkişi kurulu raporundan anlaşıldığı, sayısallaştırılan takeometrik değerler, ölçü ve sınırlandırma krokileri, hesap cetveli ve 20 nolu tapulama paftası komşu parsellerle birlikte bilgisayar ortamında değerlendirilip 22/2-a uygulama kadastro ölçü değerleri ile karşılaştırıldığında yapılan çalışmanın mevcut paftası ile uyumlu olduğu ve ilk tesis takeometrik ölçü değerleri ile örtüştüğü, yapılan güncelleme çalışmasının doğru olduğu, yüzölçümde meydana gelen azalmanın planimetrik alan hesaplama yönteminden kaynaklandığı" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan tespit gibi tapu kütüğüne aktarılmasına karar verilmiştir. III. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "İlk Derece Mahkemesince davaya konu taşınmazla ilgili bütün teknik belge, tutanak ve kayıtlar, ilgili hava fotoğrafları ve haritalar dosya kapsamına alındıktan; dosyada usule uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra yerinde yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişileri dinlenerek, davaya konu taşınmazın yerinde kullanım sınırları belirlenerek; usul ve kanuna uygun, hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporu ile güncelleme kadastrosunda yapılan sınır tespitinin ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edildiği; güncelleme kadastrosunda hata bulunmadığı; tapulama çalışmalarında davaya konu parselin kırık köşe noktalarının ölçümünün takeometrik yöntemle yapılarak 1/1.000 ölçeğinde 20 nolu tapulama paftasına tersim edildiği, taşınmazın alan hesabının ise planimetrik yöntemle yapıldığı; planimetrik alan hesaplama yönteminin ilkel ve kaba bir hesaplama yöntemi olduğu, ilkel ve kaba olması nedeni ile hata payının yüksek olduğu; davaya konu taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmanın planimetrik alan hesaplama yöntemine göre güncelleme kadastrosunda hata payı daha düşük yöntemle hesaplanmasından kaynaklandığı, güncelleme kadastrosunda hata bulunmadığı; İlk Derece Mahkemesince bu durumun tespiti ile güncelleme kadastrosunda hata bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile dava konusu taşınmazın güncelleme kadastrosundaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmesinin doğru olduğu, ancak kendisini vekille temsil ettiren davalı ... lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle davacı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... Müdürlüğünün istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın esasına ilişkin olarak yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan tespit gibi tapu kütüğüne tesciline, davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden eldeki davanın niteliği de göz önüne alınarak takdiren, maktuen 5.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/19, K. 2026/3661, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-19-e-2026-3661-k-ccf82f60de4e