Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1554 E. 2026/3480 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1554
- Karar No
- 2026/3480
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2225 E., 2025/3266 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/219 E., 2020/80 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul Kadastro Mahkemesince verilen ve kesinleşen hükmün tashih edilmesinin istenilmesi üzerine 18.07.2025 tarihli ek kararla tashih talebinin kabulüne karar verilmiş; işbu ek karara karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, davalı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... Mahallesi sınırlarında bulunan ve ekli krokide gösterilen alanın çalılık olduğundan bahisle tespit dışı bırakılan alan olduğunu, bu alanın tespit harici bırakıldığı tarihten bu tarafa davacı tarafından nizasız, fasılasız, 20 yılı aşkın süredir tarla vasfında ekilerek kullanıldığını ve halen de kullanılmaya devam edildiğini, yörede yapılan orman kadastrosunda dava konusu taşınmazın orman sınırları içine alındığını, yapılan işlemin hatalı olduğunu, dava konusu yerin öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmaz hakkındaki orman kadastrosunun iptali ile taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmesini istemiş; bilahare, davacının ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/367 Esas sayılı dava dosyası ile aynı taşınmazlar hakkında açtığı tescil davasının yargılaması sırasında orman kadastrosu yapıldığından bu davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza da dönüştüğü değerlendirilerek, orman kadastrosuna itiraz davası tefrikle eldeki dava ile birleştirilmiştir. Davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili, dava konusu taşınmazın ... Devlet Ormanı içerisinde olduğunun tespit edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan arazi kadastrosu çalışmalarında, taşınmazın tespit harici çalılık alanda kaldığının tespit edildiği, dava konusu taşınmazın devletleşen arazilerden olmadığı; taşınmazın 1942 tarihli hava fotoğrafında, 19 58... tarihli memleket haritalarında üzerinde orman emvali olmayan kısımlarda yer aldığı; 2004, 2006, 20 11... tarihli uydu fotoğraflarında ve 19 93... tarihli hava fotoğraflarında üzerinde orman emvali bulunmayan tarım yapılan alanlar içerisinde kaldığı, taşınmazın güncel durum itibari ile de üzerinde orman ağacının ya da kök kalıntılarının yahut orman müşir bitkilerinin bulunmadığı, bilirkişi raporlarına göre öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı ve güncel durumu itibariyle taşınmazın orman vasfı da göstermediği" gerekçesiyle davanın kabulüne ve 25.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda (A) rumuzu ile gösterilen 6.112,44 m²'lik kısım hakkında, 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılan kadastro tespitinin iptal edilerek orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verilmiş; hükmün, davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanarak kesinleşmiştir. Hükmün kesinleşmesinden sonra, İstanbul Kadastro Müdürlüğü tarafından 15.05.2025 tarihli yazı ile karara ekli bilirkişi raporunun mevcut kadastro paftası ile koordinatlarının uyuşmaması nedeniyle hükmün infaz edilemediği belirtilmek suretiyle tashih kararı verilmesinin talep edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2025 tarihli ek kararıyla "yörede, hükme esas raporun tanziminden sonra 2021 yılında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca çalışma yapıldığı, bu çalışma nedeni ile kadastro paftasının koordinat sisteminin değiştiği, hükmün infazı amacıyla fen bilirkişiden ek rapor alınarak, 22/2-a çalışmaları sonucu oluşan kadastro paftasına göre yeniden belirlenen ITRF-30 sistemindeki koordinatlarla uyumlu yeni tescil krokisinin tanzim ettirildiği" gerekçesiyle hüküm kısmının 3 numaralı bendindeki 03.02.2020 tarihli bilirkişi raporunun ve ekindeki kordinat noktalarını gösterir haritanın kararı eki sayılmasına kısmının çıkartılarak, hüküm kısmının 3 numaralı bendinin 03.02.2020 tarihli bilirkişi raporu ve 04.06.2025 tarihli ek rapor ile sunulan koordinat noktalarını gösterir haritanın kararın eki sayılmasına şeklinde tahsisine karar verilmiş; ek karara karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "...03.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 6.112,44 m²lik kısmın orman sınırları dışına çıkartılmasına yönelik kesinleşen Mahkeme kararının infazı sırasında, söz konusu rapordaki koordinatların kadastro paftası ile uyumsuz olması nedeni ile mahkemeden tashih talebinde bulunulduğu, tashih kararında esas 04.06.2025 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, taşınmazın sınırlarının birebir aynı olduğu, yine taşınmazın yüz ölçümünün aynı olduğu, taşınmazın bulunduğu mahalde ilk dava tarihinden sonra 22/2-a çalışması nedeni ile kadastro paftasının koordinat sisteminin değiştiği, bu nedenle önceki koordinatlara göre hesaplanan 03.02.2020 tarihli bilirkişi raporunun infaz edilemediği, 22/2-a çalışmaları sonucu oluşan kadastro paftasına göre yeniden belirlenen koordinatlara göre tashih kararı verilmesinde taraflar yönünden herhangi bir hak kaybına sebebiyet verecek bir karar olmadığı, sadece taşınmazın aynı sınır ve yüz ölçümü ile yeni belirlenen koordinatlara göre tesciline imkan sağladığı..." gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ:Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.