Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1482 E. 2026/2121 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1482
Karar No
2026/2121
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1647 E., 2025/1782 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/825 E., 2024/131 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davalıların murisi ... adına kayıtlı bulunan eski 2619 parsel sayılı 624 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 280 95... parsel numarasıyla 622,52 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; tapuda davalıların murisi adına kayıtlı bulunan ... ili ... ilçesi ... Mahallesi eski 26 19... ada 3 parsel taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması dava şartıdır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise artık o dava konusu hakkında kesin hüküm vardır. Aynı uyuşmazlık yeni bir dava konusu yapılamaz. Eldeki davada ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.04.2008 tarihinde kesinleşen 16.04.2007 tarihli ve 2004/454 Esas, 2007/172 Karar sayılı dosyası ile Mahkememiz dosyasının taraflarının, sebebinin ve konusunun aynı olduğu anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... somut olayda davacı ... İdaresinin eldeki davadan önce ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/454 Esas ve 2007/172 Karar sayılı dosyasında, eldeki dosyanın davalısı ... aleyhine 2619 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi içinde kaldığı iddiasıyla tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemiyle dava açtığı, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın 87 m²sinin orman tahdidi içinde kaldığı belirlenerek davanın kısmen kabulüne ve 2619 parselin 87 m²sinin tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmeksizin 29.04.2008 tarihinde kesinleştiği, 2010 tarihinde yapılan uygulama kadastrosunda 624 m² yüzölçümündeki 2619 parsel sayılı taşınmazın 280 95... parsel ve 622,52 m² olarak tespit edildiği, Orman İdaresinin 01.08.2012 tarihinde mahkemeye başvurarak taşınmazın 3402 sayılı Kanun' un 22/A maddesi çalışması sebebiyle ada ve parsel numarası ile yüzölçümünün değiştiğini, bu nedenle kesinleşen Mahkeme kararının infaz edilemediğini bildirerek hükmün tavzihini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, tavzih talebine konu hususun yenileme kadastrosu yapılması sonucunda dava konusu taşınmazın parsel numarası ve koordinatlarının ve alan hesabının değişmiş olması nedeni ile hükmün infazının yapılamamış olması olduğu, ancak söz konusu çalışmaların aynı Mahkemenin 2010/1580 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan henüz kesinleşmediği, tavzih talebi sonrası aldırılan ek raporda miktar yönüyle oluşan farkın yenileme paftası koordinatlarından doğmakta olduğunun bildirildiği, davacının maddi hata iddiasının bulunmadığı, keza ilk kararda tavzihi gereken maddi hata da bulunmadığı, bu aşamada kesinleşmemiş son kadastro haritalarına göre tavzih kararı verilmesinin mümkün olmadığı, ileride kesinleşen ve tescili gereken parselin durumuna göre yeniden talepte bulunulduğu taktirde tavzih talebinin incelenebileceği gerekçeleriyle 02.07.2013 tarihli ek kararla tavzih talebinin reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından temyiz edilen hükmün Dairemizin 10.05.2022 tarihli ve 2022/1856 Esas, 2022/4381 Karar sayılı ilamıyla onandığının anlaşılmakta olduğu, görüldüğü üzere davacı ... İdaresinin aynı parsel için aynı iddialarla ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/454 Esas ve 2007/172 Karar sayılı dosyasında dava açtığı ve lehine kurulan hükmün 29.04.2008 tarihinde kesinleştiği, bu karar kesinleştikten sonra aynı parsel uygulama kadastrosuna tabi tutulmakla askı ilan süresi içinde 26.10.2010 tarihinde yeni ada parsel numarası üzerinden aynı iddialarla yeniden dava açtığı ve yukarıda anlatılan safahat sonucunda bu dosyanın eldeki dosyayı oluşturduğu, istinaf dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere, davacı ... İdaresinin bu davadan önce kesinleşen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/454 Esas ve 2007/172 Karar sayılı dosyasında verilen kararın infaz edilememesi ve tavzih istemlerinin de reddedilmesi sebebiyle eldeki dosyada karar verilmesini talep ettiklerinin anlaşıldığı, başka bir ifade ile eldeki dosyanın amacının ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/454 Esas ve 2007/172 Karar sayılı kararının infaz edilmesine yönelik olduğu, ne var ki taraflar arasında kesinleşen ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/454 Esas ve 2007/172 Karar sayılı kararı uyarınca, bu dosyada aynı taşınmaz hakkında yeniden bir bölümünün orman olduğuna yönelik hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, aksinin kabulü halinde aynı taşınmazın bir eski parsel numarası bir yeni parsel numarası üzerinden aynı taraflar arasında iki ayrı hüküm ve yeni hukuki sorunlar meydana getirecek durumun ortaya çıkmasının muhtemel olduğu, her ne kadar ... ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/454 Esas ve 2007/172 Karar sayılı dosyasında tavzih talebinin reddedilmesi sebebiyle eldeki dosyada alınacak karar ile infazı sağlamak niyetinde ise de, tavzih talebinin reddine ilişkin Mahkeme ve Yargıtay kararının gerekçesi incelendiğinde, eldeki dosyanın geldiği Kadastro Mahkemesinde davacı ... İdaresi tarafından uygulama kadastrosuna da itiraz edildiği ve o dönemde uygulama kadastrosunun henüz kesinleşmemiş olduğu, kesinleşmemiş son kadastro haritalarına göre tavzih kararı verilmesinin mümkün olmadığı gerekçeleriyle tavzih talebinin reddedildiği ve yine ret kararında ileride kesinleşen ve tescili gereken parselin durumuna göre yeniden talepte bulunulduğu taktirde tavzih talebinin incelenebileceğinin hem mahkeme kararında hem Yargıtay ilamında belirtildiği ve uygulama kadastrosunun reddine ilişkin ... Kadastro Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli ve 2015/157 Esas, 2016/228 Karar sayılı kararının kesinleşerek parselin yeni yüzölçümü ile tapuya tescilinin yapıldığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle davacı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde yer aldığını ve Devlet ormanı sayılan yerlerden olduğunu, dava konusu yerle ilgili olarak kesin hükmün söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmazın aynı taşınmaz olmadığını, kesin hüküm olsa dahi dava konusu taşınmaz açısından yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın tamamının mı yoksa bir kısmının mı orman olduğu, bir kısmının orman olduğunun tespiti halinde kaç m²lik kısmının orman sınırları içinde kaldığı belirlendikten sonra, kesin hüküm olduğu iddia edilen kararda hükme bağlanan ve orman olduğu kabul edilen kısmın m²lerinin uyuşup uyuşmadığının tespitinin yapılması ve bu tespitler neticesi dosyanın karara bağlanması gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde yer alıp almadığı ve ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.04.2007 tarihli ve 2004/454 Esas, 2007/172 Karar sayılı kararının eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1482, K. 2026/2121, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1482-e-2026-2121-k-0fe380d4c4fa