Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1895 E. 2026/11223 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1895
Karar No
2026/11223
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2749 Esas, 2025/3720 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/797 Esas, 2024/296 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesi 431 99... parsel sayılı taşınmazın imar planında ticari rekreasyon alanı olarak ayrılmış olması nedeniyle kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek tazminat alacağının davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumet, zamanaşımı, görev, yetki, derdestlik ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, 1/1000 ölçekli İmar Planının iptal edildiğini, taşınmazın plansız durumda olduğunu, kısıtlılık halinin bulunmadığını, hisse alım tarihi ile dava tarihinin çok kısa olduğunu, metrekare birim bedelinin yüksek hesaplandığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın 1996 onay tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında ve buna bağlı olarak yapılan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile ... nolu parselasyon planı kapsamında “Kentsel Rekreasyon Alanı” kullanımında olduğu, 2013 onay tarihli imar planı değişikliği ile Ticari Rekreasyon Alanı kullanımına dönüştürüldüğü, Ankara 3.İdare Mahkemesinin 2019/141 Esas, 2020/1670 Karar sayılı ilamı ve Ankara 16.İdare Mahkemesinin 2023/521Esas, 2023/2227 Karar sayılı kararı ile imar planı değişikliğinin iptal edildiği, ancak kentsel rekreasyon alanına ayrılmasına ilişkin 1996 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının ayakta olduğu, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığının, boş arsa görünümünde olduğunun bildirildiği, bu itibarla fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, adli yargının görevli olduğuna, taşınmazın arsa niteliğinde kabulü ile taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, taşınmazların birbirlerine üstünlük oranları da kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacı payının iptali ile davalı idare adına tapuya tesciline dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; ıslahtan faize hükmedilmesi ve vekâ let ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiği hususlarını ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1895, K. 2026/11223, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1895-e-2026-11223-k-430fa2fb6c98