Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/966 E. 2026/2092 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/966
Karar No
2026/2092
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 15.01.2025 SAYISI : 2023/610 E., 2024/1497 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/69 E., 2022/295 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı katılma yoluyla asıl dosya davacıları ... ile ... vekili ve asıl ve birleşen dosya davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, katılma yoluyla asıl dosya davacıları ... ve ... vekili temyiz talebinde bulunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361/1. fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, 08.12.2024 tarihinde asıl dosya davacılar vekiline tebliğ edilmiş; davacı tarafından eksik harç yatırıldığı gerekçesiyle de Bölge Adliye Mahkemesinin 15.01.2025 tarihli ek kararı ile temyiz başvurusunun reddine karar vermiştir. Ek karar davacı vekiline 28.01.2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı ... vekilinin temyiz başvuru dilekçesi de asıl dosya davacıları vekiline 10.12.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Asıl dosya davacıları vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi ise kanuni süre geçirildikten sonra 01.09.2025 tarihinde verilmiş olduğundan temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı ... vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 77... parsel sayılı 2.773,57 m² yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine, "Bu parsel 1. derece doğal sit sınırları içinde kalmaktadır" şerhi yazılmak suretiyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş iken, ...'nin itirazı üzerine komisyon kararıyla taşınmazın tarla vasfıyla asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı ... adına tespitine karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastro çalışması ilk defa 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca 1965 tarihinde ... serisi olarak 4 numaralı orman tahdit komisyonu tarafında fotogrametrik ve yersel metot kombinasyonuyla yapılmıştır. ... Mahallesi mülki sınırları içinde bulunan tahdidi kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Kanun'un 2896 sayılı Kanun ile değişik 2. madde çalışmaları ve ilk orman tahdidinin aplikasyonu 1 numaralı orman kadastro komisyonunca 1985 tarihinde yapılmış ancak ilan edilmediğinden kesinleşmemiştir. Aynı köyde 1987 tarihinde 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmaları yapılmış ve 30.10.1987 tarihinde ilan edilerek kanuni ilan süresi sonunda kesinleşmiştir. Aynı köyde 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesi kapsamında “orman tahdit veya kadastrosu yapılıp kesinleşmiş yerlerde, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hatalar” düzeltme çalışmaları, 98 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından 2015 tarihinde bitirilmiş, 26.05.2015 tarihinde ilan edilmiş ve kanuni ilan süresi sonunda kesinleşmiştir. 2. Birleşen dosya davacısı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, taşınmazın imar-ihya edilmediğini ve üzerinde çam ağaçları ile birkaç adet zeytin ağacının bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. 3. Asıl dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkillerinin babaları ve halihazırda müvekkilleri tarafından 30 yılı aşkın süredir aralıksız ve davasız malik sıfatıyla zilyet olduklarını, davalının hiçbir zaman araziyi ekip biçmediğini ve zilyet olmadığını ileri sürerek, davalarının ve kadastro tespitine itirazlarının kabulüne ve taşınmazın müvekkilleri adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1993 tarihinden bu yana malik sıfatıyla zilyet olarak müvekkilinin kullanımında olduğunu, tapuda müvekkil adına kayıtlı olan 1 77... parsel sayılı taşınmaza komşu olup tüm taşınmazların bir bütün halinde müvekkil tarafından kullanıla geldiğini ve davalı müvekkilinin malik sıfatıyla zilyeti olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1975 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın geneli üzerinde yoğun ağaç ve bitki formları bulunduğu, 1992-2009-2015 tarihli hava fotoğraflarında ise kuzeyinde yer alan saha ile bir bütün halinde yoğun ağaç/bitki formlarının bulunduğu, keşif esnasında halihazırda taşınmazın maki ve kızılçamla kaplı olduğu, delicelerin bir kaçının temizlenip teklendiği ancak aşılı olmadığı, taşınmazın imar-ihyasının tamamlanmadığı ve klizemetre ile yapılan ölçümde %15 eğimli olması, kızılçam ve maki türleriyle kaplı olması nedeniyle 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında kaldığı, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, davacılar ve davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle birleşen davanın davanın kabulüne, asıl davanın reddine, dava konusu taşınmazın kadastro komisyon tespitinin iptaline ve tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl dava dosyasının davacıları ... ve arkadaşları vekili ile asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın, alınan teknik bilirkişi heyeti raporu ile orman sayılan yerlerden olduğu ve dava konusu taşınmazın orman vasfı ile tesciline karar verilmesi gerektiği anlaşılmakta ise de; davacı Hazine tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı gerekçesiyle asıl dava dosyasının davacıları ... ve arkadaşları vekili ve asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl dosya davacıları vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul, kanun ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu, davacı müvekkillerinin 30 yılı aşkın süredir ekonomik amaca uygun imar-ihya ile zilyetliğinin bulunduğunu ve orman vasfında olduğu yönündeki tespiti kabul etmediklerini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, dava konusu taşınmazın davalı müvekkilinin kullanımında olup 1993 tarihinden bu yana tüm emlak vergilerinin davalı müvekkili tarafından ödendiğini ve dava konusu taşınmazın toprağının bakım ve ihyasının davalı müvekkili tarafından yapıldığı hususunun tanık beyanları ile sabit olduğununu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl dava dosyasının davacıları ... ile ... vekilinin TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz eden asıl ve birleşen dava dosyalarının davalısı ...'ye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/966, K. 2026/2092, T. 15.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-966-e-2026-2092-k-c8cbdfa61ddb