Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/528 E. 2026/3374 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/528
- Karar No
- 2026/3374
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2453 E., 2024/2008 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kütahya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/2 E., 2022/4 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kütahya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 406 parsel sayılı ve 32.400,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 15... parsel numarasıyla ve 26.552,16 m² yüzölçümlü olarak; davalı adına kayıtlı bulunan eski 4 54... parsel sayılı sırasıyla 5.375, 00... .875,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, yeni 2 15... ve 3 parsel numaralarıyla 5.763, 49... .077,00 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkillerine davacılara ait 2 15... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiğini ve bu eksikliğin davalıya ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacılara ait taşınmazdaki yüzölçümü eksikliğinin davalının taşınmazlarından kaynaklanmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "tesis kadastrosu sırasında ölçü hatası yapıldığının belirlenmesine ve de bu haliyle zeminde mevcut olup hava fotoğrafları ve bilirkişi beyanlarına göre değişmediği belirlenen sınırın sabit sınır olarak esas alınıp, İlk Derece Mahkemesince denetime ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi kapsamında dava konusu taşınmazlar yönünden yapılan uygulama kadastrosu işleminin kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun icra edildiği, kadastro tespit işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçeleriyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazlar arasında ki ara sınırın yapılan uygulama kadastrosu sırasında sabit sınır olarak belirlenmesine, alınan teknik bilirkişi raporunda taşınmazlara ilişkin tesis kadastro tespitinin yapıldığı 1985 yılına en yakın tarihli 1970 ve hemen sonra ki 1992 yılı hava fotoğraflarında dava konusu kısma ait gözüken sınırın mevcut zeminde var olan ve taraflarınca ölçümü yapılan sınır ile uyum sağladığının, yenileme kadastro sınırlarının zeminde ki sınırlar ile uyumlu olduğunun, anılan bu tarihli hava fotoğraflarının tesis kadastro pafta sınırları ile bir uyumlu olmadığının bildirilmesine, bu haliyle gerek dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları gerekse gerçeğin bir resmi olan hava fotoğrafları ile tesis kadastro tespit tarihiyle uyumlu olan ve esasen tesis kadastro tespitinden sonra da değişmediği belirlenen sınırın sabit sınır olarak belirlenmesinde bir hata bulunmadığı gibi davacılar adına kayıtlı taşınmazın tesis kadastrosu sırasında tersimat ve buna bağlı olarak ta hatalı pafta tersimatı üzerinden hesap hatası yapıldığı belirlenerek uygulama kadastrosu sırasında da söz konusu hesap hatasının giderilmiş olmasına göre verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; delillerin değerlendirilmesinde hata yapıldığını, bilirkişi raporuna itirazlarının incelenmeksizin hatalı ve eksik bilirkişi ek raporunun hükme esas alındığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.