Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/16070 E. 2026/8882 K. – Yargılamanın
Konu: Yargılamanın İadesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/16070
- Karar No
- 2026/8882
- Karar Tarihi
- Konu
- Yargılamanın İadesi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3549 Esas, 2025/1873 Karar KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/389 Esas sayılı dosyasında kamulaştırmasız el koyma sebebiyle açılan davanın 20.02.2014 tarihinde kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın Yargıtay'ca onanarak kesinleştiğini, hüküm kesinleştikten sonra yine D-100 karayolu üzerindeki başkaca taşınmazlarla ilgili olarak devam eden kamulaştırmasız el koyma davalarında ilgili mahkemelerin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin çok sayıdaki örnek kararlarına riayet etmek suretiyle 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun (6830 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihinden az önceki tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından celbedilmesi suretiyle 6830 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden evvel amme ihtiyacına fiilen tahsis durumunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinin mümkün olduğunu, hava fotoğraflarının delil olarak kullanıldığı pek çok davanın bulunduğunu, yargılamanın daha önceki safhasında bilinemeyen ve bu nedenle temin edilemeyen hava fotoğrafları sebebiyle davalı idarenin fiili el koyma tarihinin ispat edilemediği için davanın ret ile sonuçlandığını, ancak delilin şu anda Harita Genel Komutanlığından celp edilmek suretiyle elde edilebilir bir delil olduğunu, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak diğer bir hususunda dava konusu taşınmazında aralarında bulunduğu bölgede 2021-2022 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/A maddesi gereğince kadastro yenileme çalışmasının yapıldığını ve dava konusu 291 parselin yenileme sonucunda 3701,64 m² ve 1 05... parsel olarak yol vasfı ile müvekkili davacı adına tapuya tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın diğer hissedarı tarafından açılan aynı mahiyetteki davanın sonucunda verilen hükümde kamulaştırmasız el atmanın gerçekleştiği hususunun kesinleşmiş olup, bozma konusu yapılan hususun ise dava konusu taşınmazın el atma bedelinin el atma tarihindeki vasıfları dikkate alınarak belirlenmesine yönelik olduğunu, bu nedenlerle yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüyle ... ili, ..., ... köyü 1 05... parsel sayılı 3701,64 m² taşınmazın tamamına davalı idarece kamulaştırmasız el atılması nedeniyle 1000 TL den aşağı olmamak üzere ve anılan fazlaya dair talep artırımı, ek dava ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla davalı idareden tahsilinin hüküm altına alınmasına, dava tarihi olan 05.07.2010 tarihinden itibaren en yüksek oranlı kamu alacaklarına uygulanan oranda gecikme faizinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın reddine, birleştirilen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; el atma fiili sebebiyle davalı idare aleyhinde yerel mahkemede (eski 2010/280 Esas, bozmadan sonra aldığı Esas) 2013/389 Esas sayılı kamulaştırmasız el koyma davası açıldığını, 20.02.2014 tarihli ve 2014/80 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiğini, daha önceki yargılama sırasında, dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından el atmanın 1956 yılı sonrası yapıldığının anlatıldığını ancak Yargıtay özel dairesinin, davalının savunması doğrultusunda, 07.05.1952 tarihli ve 228 sayılı ... İl İdare Kurulunun Menafi-i Umumiye kararına dayanarak, hiç bir bedel ödemeden kamulaştırmasız el atılan taşınmazın büyük kısmı için bedel ödenmesine gerek görmediğini, yine önceki yargılama sürecinde, taraflarından bu yönde hukuki savunmalar yapılmış ise de davalı idarece taşınmaza fiilen hangi tarihe (hangi yılda) el atıldığına ilişkin delil bulunamadığını, Harita Genel Komutanlığından 6830 sayılı Kanun'un yürülüğe girdiği 09.10.1956 tarih itibarıyla taşınmazdan fiilen yolun geçirilip geçirlmediği yönünde bir araştırma yapılmadığını, sırf davalının savunması doğrultusunda 1952 yılında alındığı iddia edilen menafi-i umumiye kararına dayanarak, 221 sayılı Kanun uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle dava konusu taşınmazın yol altında kalan büyük bir kısmı için davanın reddine karar verildiğini, yargılamanın iadesine esas oluşturan ilk davada hüküm kesinleştikten sonra, yine D-100 karayolu üzerindeki başkaca taşınmazlarla ilgili olarak devam eden kamulaştırmasız el koyma davalarında, ilgili mahkemelerin, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin çok sayıdaki örnek kararlarına riayet etmek suretiyle, 6830 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihinden az önceki tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı’ndan celbeilmesi suretiyle, 6830 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden evvel amme ihtiyacına fiilen tahsis durumunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasının gerektiğini, zira söz konusu hava fotoğraflarının teknik bilirkişi tarafından mahalline uygulandığında, el atma tarihinin belirlenmesi bakımından son derece kesin bir delil oluşturduğunu, Harita Genel komutanlığının hava fotoğraflarının delil olarak kullanıldığı pek çok dava bulunduğunu, söz konusu delilin mutlaka araştırılması gerektiğine Yargıtay kararlarında da işaret edildiğini, bunlara örnek teşkil etmek üzere, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 12.03.2015 tarihli ve 2014/21714 Esas, 2015/4637 Karar sayılı kararının dosyaya ibraz edildiğini ancak yargılamanın iadesi talebine konu önceki davalarında, tüm savunmalarına rağmen, söz konusu delili bilmediklerini ve genel olarak da mahkemelerce bu delil kullanılmaya başlanmadığı için, el atma keyfiyeti tarih itibarıyla taraflarından tam olarak kanıtlanamadığını ve yargılamanın aleyhlerinde sonuçlandığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılarak yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından yargılanmasının yenilenmesi sebebi olarak ilgili kararda hava fotolarının incelenmediğini bu nedenle el atmanın 09.10.1956 tarihinden öncesine ait olup olmadığının araştırılmadığını, taşınmaza 1956 öncesi el atılıp atılmadığının hava fotoğrafları ile belirlenmediğini belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375/1-ç maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesini talep ettiği, 6100 sayılı Kanun'un 375/1-ç maddesine göre yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak gösterildiği, ancak davacının belirttiği hava fotoğrafları hükmün verildiği anda da mevcut deliller olup bu delilin dosya arasına alınarak incelenmemesi temyiz sebebi olup, bunun yargılama aşamasında elinde olmayan bir nedenle elde edilemeyen delil olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı, bu hali ile 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinde sayılan yargılamanın yenilenmesi sebepleri dosyada bulunmadığından davacının yargılanmanın yenilenmesi talebinin esasa girilmeksizin usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.