Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5195 E. 2026/2508 K. – Uygulama Kadastr

Konu: Uygulama Kadastrosu

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5195
Karar No
2026/2508
Karar Tarihi
Konu
Uygulama Kadastrosu

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/76 E., 2023/589 K.

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.05.2025 tarihli ve 2024/5576 Esas, 2025/3449 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Dairemizin onama ilamına karşı, davacı vekili tarafından kararın düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 81 parsel sayılı 7.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 02... parsel numarasıyla 6.508,31 metrekare yüzölçümlü olarak; .... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 80 parsel sayılı 11.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise yeni 1 02... parsel numarasıyla 12.628,83 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait ... köyü eski 81... ada 14 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve eksikliğin davalıların murisine ait 1 02... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, hatanın düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili ile ... ve ... cevap dilekçelerinde; davanın yeniden görülmesinin mümkün olmadığını, davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, kadastro tutanaklarının askıda iken itiraz edilmesi gerektiğini, süresinde itiraz edilmediğini ve tutanakların kesinleştiğini, iş bu davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülemeyeceğini, Kadastro Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, 80 parsel sayılı taşınmazın murisleri ... oğlu ... ... adına tespit edilerek 19.04.1982 tarihinde kesinleştiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanun 13/2 maddesi gereği sükütu hak süresinin dolduğunu, dava konusu taşınmazın murisievvelleri .... tarafından ondan sonra da babaları ... ... tarafından 50-60 yılı aşkın bir zamandır nizasız ve fasılasız zilyed ve tasarruf edilerek ölümüyle yapılan harici taksim gereği miras hissesi karşılığı ... ve ...'ya intikal ettiğini, taşınmazın sınırlarında hiçbir şekilde değişiklik olmadığını, kadastro yenileme çalışmalarının davacıya şahsına ait olan tapuya itiraz etme hakkını vermediğini, yenileme çalışmalarının yalnız teknik çalışmaları kapsadığını ve tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ya da mülkiyete ilişkin hakların inceleme konusu yapılamayacağını, davacının bu taşınmazı tahminen 1-1,5 sene öncesi ...'den satın alıp ve satış tarihinden bu tarafa sınırlar içerisinde aynı yerde zilyed ve tasarruf etmekte olduğunu, sınırlarında bir değişiklik olmadığını ve açılan davanın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli ve 2013/612 Esas, 2016/42 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulüne ve 1 02... parsel sayılı taşınmazın 19.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen bölümünün ifrazıyla davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 28.01.2016 tarihli ve 2013/612 Esas, 2016/42 Karar sayılı kararına karşı davalılar ... vekili ile ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.10.2019 tarihli ve 2016/10831 Esas, 2019/6806 Karar sayılı ilamıyla, "dava konusu taşınmazın tesis kadastrosuna ilişkin ölçü ve sınırlandırma krokisi, tesis ve uygulama kadastrosuna ait hesap cetvelleri, ölçü cetvellerinin getirtilerek dosya içerisine alınması, bundan sonra harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıla, "dava konusu taşınmazın uygulama kadastrosu çalışmalarının, 1978 yılındaki zeminde mevcut sınırları yansıtacak şekilde uygun olarak yapıldığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; usul ve kanuna aykırı İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde, 06.05.2025 tarihli ve 2024/5576 Esas, 2025/3449 Karar sayılı ilamla İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairemizin yukarıda belirtilen onama kararına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ve yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamına göre dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, 3402 sayılı Kanunu'nun 22.02.2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanun ile değişik 22/a maddesi ve bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre yapılan uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek ve teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesini ve uygulanabilir hale getirilmesini sağlamaktır. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalarıyla benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığının tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporuyla yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, taraflara ait taşınmazların uygulama kadastrosunun, tapulama çalışmalarının yapıldığı 1978 - 1979 yıllarındaki zemindeki mevcut sınırları yansıtacak şekilde yapıldığının tespit olunduğu bildirilmiştir. Ancak; teknik bilirkişi raporuna ekli, taşınmazların ada ve parsel bazında tesis kadastrosu paftasıyla uygulama kadastrosu paftasının çakıştırılmış durumunu gösteren haritalar incelendiğinde, tesis kadastrosuyla davacıya ait 1 02... (eski 81) parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit edilen bir bölümün, uygulama kadastrosu sonucunda davalı ... ...'ya ait 1 02... (eski 80) parsel sayılı taşınmaz içerisine alındığı, dosya arasında bulunan belgelerden, taraflara ait taşınmazlar arasındaki sınırın 1979 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokisinde düz çizgi olarak gösterildiği ve sabit bir sınırın paftasında işaret edilmediği, ayrıca bilirkişi raporunda, tesis kadastrosu tarihinden önceki ve sonraki döneme ilişkin hava fotoğraflarına göre söz konusu taşınmazlar arasında sabit sınır niteliğinde bir sınırın bulunduğu yönünde bir belirleme yapılmadığı, hava fotoğrafındaki zemin durumuyla şu andaki zemin durumunun uyumlu olduğu açıklanarak, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmanın doğru olduğu kanaatinin belirtildiği, buna göre bilirkişilerce bildirilen bu durumun, fiili kullanım sınırına ilişkin olduğu anlaşılmakta olup, uygulama kadastrosu yapılırken fiili kullanım sınırının değil, teknik belgelerinde bir hata yok ise tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların dikkate alınacağı, davanın mahiyeti gereği fiili kullanım durumuna değer verilmeyeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet uyuşmazlığını çözmek olmadığı, teknik belgelerinde bir hata yok ise, tesis kadastrosundaki sınırların dikkate alınması gerektiği, dolayısıyla uygulama kadastrosuyla eldeki mevcut tesis kadastrosu paftasından hareketle yeni pafta oluşturulacağı, tesis kadastrosu tarihinden önceki ve sonraki döneme ilişkin hava fotoğraflarına göre söz konusu taşınmazlar arasında sabit sınır niteliğinde bir sınırın bulunduğu yönünde bir belirleme yapılmadığı, bu durum karşısında taşınmazlar arasındaki sınırın sabit sınır tipinde olmadığı ve bu sınırın geçerli sınır olarak kabul edilmesi gerektiği, buna bağlı olarak eldeki davada, tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı ve tesis kadastrosuyla oluşan sınırların esas alınması gerektiği ve tesis kadastrosuyla davacıya ait 1 02... (eski 81) parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit edilen bir bölümün, uygulama kadastrosu sonucunda davalı ... ...'ya ait 1 02... (eski 80) parsel sayılı taşınmaz içerisine alındığı gözetilerek, davalı ... ... mirasçıları yönünden tesis kadastrosundaki sınır esas alınarak ve infazı elverişli karar vermek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle davanın reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, temyiz incelemesi sonucunda hükmün bu nedenle bozulması gerektiği halde maddi hataya dayalı olarak onandığı anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüyle Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüyle Dairemizin 06.05.2025 tarihli ve 2024/5576 Esas, 2025/3449 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme talep eden davacıya iadesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5195, K. 2026/2508, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5195-e-2026-2508-k-2560ee2e47ec