Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4547 E. 2025/7740 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4547
Karar No
2025/7740
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/399 E.,2025/341K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Of Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/338 E., 2023/202 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Trabzon ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 1106 parsel sayılı ve 11.575,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 17 74... parsel numarasıyla ve 10.437,18 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalıların murisi ... .... adına kayıtlı bulunan eski 1040 parsel sayılı ve 3.780,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 17 73... parsel numarasıyla ve 5.113,82 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalıların sınırdaş olup aralarından yol geçtiğini, dava konusu Trabzon ili ... ilçesi .... Mahallesi 17 74... parsel ile 17 73... parsel sayılı taşınmazlar arasında bulunan sınırın büyük bir kısmına ilişkin olarak taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığını, davacının 17 74... parsel sayılı taşınmazda paylı malik olup taşınmaz üzerindeki evin de davacıya ait olduğunu, 17 73... parsel sayılı taşınmazın davalı tarafa ait bulunduğunu, davaya konu taşınmazlar arasındaki sınırın ilk tesis kadastrosuyla birlikte 09.05.1980 tarihinde kesinleştiğini, 28.09.2018 tarihinde dava konusu taşınmazlar üzerinde yenileme çalışmaları yapıldığını, yenileme çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın bir bölümünde bir takım hatalar ve yanlışlıklar yapılarak gerçek sınırlara aykırı bir durum oluşturulduğunu, dava konusu taşınmazlar arasındaki yol ve sınırın hatalı tespit edilerek bir kısım taşınmazın davalıya ait taşınmaza eklendiğini, bu durumun haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile diğer tapu maliklerinin hak kaybına uğramasına neden olduğunu ileri sürerek dava konusu 17 74... parsel ile 17 73... parsel sayılı taşınmazların yenileme kadastro tespitlerinin iptali ile gerçek sınırlarına göre tapuya tescillerine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu 17 73... numaralı parselin murisleri ... Karaman'a ait olduğunu, 1980 yılında yapılan kadastro tespitinde 1 numaralı parsele ait bir bölümünün 3 numaralı parsele hatalı olarak ilave edildiğini, buna rağmen kadastro tespitinden habersiz olarak 1 numaralı parselin sınırları içerisinde kaldığı düşünülerek kullanımına devam edildiğini, parselin kullanılan bir kısmının 3 numaralı parselin sınırları içerisinde olduğunun taraflarca anlaşıldığını, bu hatadan davacının da sonradan haberdar olduğunu, bu tür hataların çevrede birden çok taşınmaz yönünden de olduğunu, idarenin yeniden 2018 yılında yenileme çalışmaları yaptığını ve hataların düzeltildiğini, davacı ...'ın hatanın düzeltilmesi için Kadastro Müdürlüğü'ne dilekçe verdiğini, ... ....'a ait olan 1 numaralı parselde iddia edildiği gibi 3 numaralı parsel aleyhine ve 1 numaralı parsel lehine bir fazlalık oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler toplanarak mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapıldığı, harita mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişisi ortak imzalı raporunda rapora ekli ek-1 krokide kırmızı renkte taralı olarak gösterilen A harfli 21,55 metrekare kısmın patika yolda değil 17 74... numaralı parsel içinde kaldığı, yeşil renkte taralı olarak B harfi ile gösterilen 6,48 metrekare kısmın 17 73... numaralı parsel içinde değil patika yol içinde kaldığı ve mavi renkte taralı olarak (C) harfi ile gösterilen 0,47 metrekare kısmın patika yolda değil 17 73... numaralı parsel içinde kaldığı, ..... mahallesi 17 74... (eski 1106 parsel) ve 17 73... (eski 1040 parsel) kadastro parsellerinin müşterek sınırında tesis kadastrosundaki paftasında da görüleceği şekli ile kamuya terki yapılan gerçek bir patika yol olduğunun tespit edildiği rapor edilmekle dava konusu yapılan davacı parselinde azalmaya sebep olan yenileme kadastrosunun yanlış ölçü ve sınırlandırmasının patika yoldan kaynaklandığı, davalı parselden kaynaklanmadığı, direk davalıya husumet yöneltilerek dava açıldığı, Belediyenin dava edilmediği'' gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''taraflara ait taşınmazlar arasındaki sınırda yol bulunduğu, yolun ve taraflara ait taşınmazların tesis ve uygulama kadastrosu sınırları arasında farklılık olduğu, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen ve hava fotoğraflarıyla desteklenen sınırların büyük oranda uygulama kadastrosu sınırlarıyla örtüştüğü, bilirkişi raporunda bu hususa değinilerek tesis kadastrosunda ölçü, sınırlandırma ve tersimat hatası yapıldığının belirtildiği, taraflar arasında da sınırın büyük kısmına ilişkin olarak herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, sınırın harita bilirkişi kurulu raporuna ekli 1 no.lu krokide daire içine alınan kısmı dışında kalan bölümüyle ilgili olarak taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, bu kısmının eldeki davanın konusunu da oluşturmadığı, davacının kendi parselinin devamı olduğunu ileri sürerek kendi parseline eklenmesini istediği ve dolayısıyla da eldeki davanın konusunu oluşturan kısmın harita bilirkişi kurulu raporuna ekli krokide kırmızı renkle ve (A) harfi ile gösterilen kısım olduğu, bu kısmın harita bilirkişi kurulu raporuna göre davalı parselinin sınırları içerisinde değil yolda kaldığı, buna rağmen davanın Hazine ve ilgili Belediye Başkanlığı davalı gösterilmeden doğrudan dava konusu parsel malikleri hasım gösterilmek suretiyle açıldığı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere başlangıçta dava konusu edilmeyen bir parselin sonradan ıslah yoluyla dahi olsa davaya eklenmesi yada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesindeki durumlar dışında davaya sonradan taraf eklenmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın da davalı tarafın yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıdan kaynaklandığına veya Hazine ve ilgili Belediye Başkanlığını davaya dahil etmek istediğine dair dosyaya herhangi bir yazılı yada sözlü bir beyan sunmadığı, bu durumun mahkemece resen nazara alınabilecek veya davacı tarafa düzelttirilebilecek bir husus da olmadığı, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, kararın dayandığı delillerle Kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olduğu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, istinaf edenin sıfatına, uyuşmazlığın davalı parselden değil iki parsel arasında kalan yolun güzergahının yenileme kadastrosu sırasında hatalı belirlenmesinden kaynaklandığı, davacı tarafın kendi parseline eklenmesini istediği ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın yenileme sırasında davalı tarafa ait parselin sınırları içerisinde değil yol olarak bırakılan kısımda kaldığı, Hazine ve ilgili Belediye Başkanlığından hiçbiri davada taraf olmadığı için eksik hasım durumunun da bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar tarafından dava konusu taşınmazlar ile patika yolun sınırlarının gösterildiğini, düzenlenen harita bilirkişisi raporunda da yenileme kadastrosunun hatalı yapıldığının kesin olarak belirtildiğini, doğru sınırın ne şekilde olması gerektiğinin kroki üzerinde işaretlendiğini, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırda patika yol bulunduğunu, bilirkişi raporu doğrultusunda sınırın düzeltilmesi halinde patika yolun davalı tarafa ait parsele kayacağını, bu parselden alan kazanacağını, zincirleme şeklinde bir alan kayması olacağını, davanın konusunun davalı tarafa ait 17 73... numaralı parselle ilgili olmadığının düşünülemeyeceğini, davacı parseldeki azalmanın davalı parselden değil yoldan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, verilen kararın bu açıdan hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı parselin yenileme sınırlarının hatalı tespit edilmesi sonucunda zincirleme olarak patika yolun davacı parsele doğru kaymasına ve davacı parselin yenileme sınırlarının da yanlış olmasına neden olduğunu, ilgili Belediye Başkanlığını davaya dahil etmek üzere kendilerine süre verilmesi gerekirken bu yapılmadan doğrudan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4547, K. 2025/7740, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4547-e-2025-7740-k-17d3e70446ac