Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2100 E. 2025/7790 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2100
- Karar No
- 2025/7790
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1356 Esas, 2025/267 Karar HÜKÜM : Yeniden Hüküm Kurulmak Suretiyle Asıl Davanın Reddi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı adına tescilli 2013/... "..." markasının 44. sınıf tıbbi hizmetler yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5-1/d hükmü gereği tescilinin bir kişinin kullanımına terk edilemeyecek nitelikte tanımlayıcı ibare olduğunu, markanın "..." ve "..." kelimelerinin birleştirilerek kısaltılması sonucu oluşturulduğunu, markada ayırt edici ek başka unsur bulunmadığını, davalının sektöre ait tanımlayıcı ibarelerden oluşturduğu bu marka tescilini vesile ederek yine benzer kelimelerden hareketle oluşturulan logolu, renkli ve farklı yazım stili içeren bir marka kullanmakta olan müvekkiline karşı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiaları ile dava açtığını, tıbbi hizmetler alt başlığındaki faaliyetler açısından 15.02.2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre uzman doktor bulundurulması, gerekli fiziki altyapının sağlanması ve benzeri yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini, 44. sınıfta bir markanın tescil edilmiş olmasından daha öncelikli olarak, tescil sahibinin o konuda faaliyet gösterme izninin olup olmadığı, uzman doktor bulundurup bulundurmadığının önem taşıdığını, davalının temel faaliyet alanlarının güzellik ve bakım hizmetleri, estetik cerrahi, diyetisyenlik olup müvekkilinin bu konularda herhangi bir faaliyeti bulunmadığını ileri sürerek davalıya ait 2013/... "..." ibareli markanın 44. sınıf "tıbbi hizmetler" alt grubu yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili karşı dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasının 18.01.2013 tarihinde 35. ve 44. sınıflarda tescil edildiğini, karşı davalının 2018/... "..." markasını 44. sınıfta bulunan "işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri"nde tescil ettirmiş olmasına rağmen, markasını tescilli olduğu hizmetlerde değil, müvekkili markasına tecavüz oluşturacak tıbbi hizmetlerde kullandığını, karşı davalı markasının müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, aynı/ve/veya benzer sınıfları kapsadığını, tüketici nezdinde şüpheye yer vermeyecek kesinlikte iltibas oluşturduğunu ileri sürerek karşı davalının "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde, müvekkilinin uzun yıllardır güzellik, bakım hizmetleri ve tıbbi hizmetler alanında faaliyet gösterdiğini, tanınmış bir marka haline geldiğini, 18.01.2013 tarihinde 2013/... "..." ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında, sosyal mecralarda yıllardır ve yoğun olarak kullandığını, davalı/karşı davacının markasının, müvekkiline ait marka ile aynı ve/veya ayırtedemeyecek kadar benzer olduğunu, aynı ve/veya benzer hizmetleri kapsadığını, tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin ötesinde şüpheye yer vermeyecek kesinlikte iltibas oluşturması sebebi ile davacı/ karşı davalı şirkete ... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/108 E. sayılı dosya ile açılan marka hakkına tecavüz davasının derdest olduğunu, davacı/karşı davalının, müvekkili şirketin markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkili markası ile aynı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzer ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde "..." ibaresini iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, müvekkilinin markasının özgün bir yapıda olduğunu, davacı/karşı davalının iddia ettiği gibi ”...” ve "..." kelimeleri tek tek kullanılarak bir araya getirilmediğini, SMK'nın 5/1-(d) hükmünde belirtilen ticaret alanında bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içermediğini, müvekkili markasının kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davacı/karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; husumet itirazlarının olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen markanın müvekkili şirket adına tescilli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı/karşı davacının 2013/... “...” markasının 35. ve 44. sınıflarda 04.02.2014 tarihinde tescil edildiği, davacı/karşı davalı şirketin ise 27.11.2018 tarihinde "..." markası için 2018/... başvuru no ile 44. sınıf hizmetler için müracaat ettiği, fakat davalı/karşı davacı tarafın itirazı üzerine başvuru kapsamından "Tıbbi hizmetler, Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler, tarım, bahçecilik ve ormancılıkla İlgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetlerinin" çıkartıldığı, neticeten markanın 44. hizmet sınıfının "İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetlerini" kapsadığı, davalı/karşı davacı markasının tanınmış marka olduğu iddiasına yönelik delillerden markanın sektörel bazda bilinirliğin oluştuğu kanaati uyanmış ise de zayıf marka konumunda olan “..." ibaresinin SMK'nın 6/5 hükmü açısından tanınmış marka olduğu sonucuna ulaşmada yetersiz kaldığı, tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığı, karşı davacı her ne kadar tanınmış marka korunmasından sunulan deliller kapsamında yararlanamayacak ise de karşı dava yönünden hükümsüzlük talebinin özellikle kötüniyetle tescil iddiası yönünden göz önünde bulundurulması gerektiği, davalı/karşı davacının “...” markasının tescilli olduğu 44. sınıftaki tıbbi hizmetler alt grubu açısından SMK'nın 5/l-(c) ve (d) bentleri anlamında mutlak ret sebeplerine tabi olduğu tespit olunmuş ise de dava tarihi itibariyle tescil engellerinin markasal kullanım yolu ile bertaraf edildiği, davalı/karşı davacı adına 44. sınıftaki tıbbi hizmetler alt grubunda tescilli “...” markasının SMK'nın 5/l-(b), (c) ve (d) bentleri uyarınca kısmen hükümsüz kılınamayacağı, davanın kötüniyetle açıldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; karşı dava açısından ise, karşı davacının markası zayıf marka olarak kabul olunabilir ise de davacı/karşı davalının açmış olduğu asıl davada tescil engeli bulunduğu iddia ettiği ibareye yakın bir ibareyi iltibasa sebebiyet verecek şekilde tescil başvurusunda bulunduğu, tanınmış marka olmasa da sektörel bilinirliğinin bulunduğu anlaşılan ve basiretli tacir ilkesi gereği davacının bildiği ya da bilmesi gerektiği karşı davacı markasıyla iltibasa sebebiyet verecek başvurusunda kötü niyetli olduğu gerekçesiyle karşı davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı/karşı davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibaresi tıbbi hizmetlerde kullanılan "..." ve "medikal" kelimelerinin birleşimi ile oluşturulmuş olsa da tescil edilmiş haliyle anlamının bulunmadığı ve tanımlayıcı olduğundan bahsedilemeyeceği, SMK'nın 5/1-(c) ve (d) hükümleri gereği hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı, mahkemece sonuç olarak davanın reddine karar verilmesi doğru ise de davada kötüniyetli tescil iddiası bulunmamasına rağmen mahkemece davalı markasının kötüniyetli tescil edilip edilmediği yönünde değerlendirmelere yer verilmesinin usul ve yasaya uygun görülmediği, gerekçenin düzeltilmesi gerektiği, karşı dava yönünden de; karşı dava dilekçesinde davalı olarak davacı/karşı davalı ... Danışmanlık Ltd. Şti.'nin gösterildiği, marka tescil belgelerinden tescil sahibinin şirket sahibi ... olduğunun anlaşılması üzerine davalı/karşı davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 124. maddesi kapsamındaki talebinin, marka tescil sahibinin karşı- davalı olarak gösterilen şirketle olan bağ ve bağlantısı göz önünde bulundurularak yasal şartların oluştuğuna kanaat getirilmekle mahkemece taraf değişikliği talebi kabul olunarak husumet marka tescil sahibi ...'a yöneltilmek suretiyle yargılamaya devam olunduğu, ancak markanın ... adına kayıtlı olduğu, Türk Patent ve Marka Kurumu tescil kayıtlarının aleni olduğu, dava açılmadan önce internet üzerinden basit bir araştırma ile tescil kaydının ...'a ait olduğunun tespit edilebileceği, taraf değişikliği talebi maddi bir hatadan kaynaklanmadığı gibi, kabul edilebilir bir yanılgıya da dayanmadığı anlaşıldığından mahkemece karşı davanın sıfat yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, HMK'nın 124. maddesi hatalı uygulanarak, ... hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı ... Danışmanlık Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, karşı/davalı ... vekilinin karşı dava yönünden istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl dava yönünden düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine, karşı davada ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacı/karşı davalı ... Danışmanlık Değerlendirme ve Belgelendirme Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın pasif husumetten reddine karar verilmiş, hüküm, davacı/karşı davalılar vekili ile davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve karşı davalar marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı/karşı davalılar vekili ile davalı/karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.