Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3782 E. 2026/2491 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3782
Karar No
2026/2491
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/3 E., 2025/10 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacılar Hazine ve ... adına kayıtlı bulunan 1 44... parsel sayılı 1.466,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ada ve parsel numaraları aynı kalmak kaydıyla 1.129,36 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan 1 44... parsel sayılı 3.149,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, ada ve parsel numaraları aynı kalmak kaydıyla 3.470,65 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. İtirazları Kadastro Komisyonu tarafından reddedilen davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait ...köyü 1 44... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve eksikliğin taşınmaza komşu 1 44... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, taşınmazın sınırının tesis pafta sınırları esas alınmak sureti ile düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; paydaşı olduğu 1 44... parsel sayılı taşınmazın bilindiğinden beri aynı sınırlar dahilinde kullanılmakta olup, taşınmazı 1989 yılında tel örgü ile çevrelediğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 12.12.2022 tarihli ve 2019/ 11... /13 Karar sayılı ilamı ile, '' dava konusu 1 44... ve 29 numaralı parsellerin sınırının, yerel bilirkişi beyanlarıda doğrular şekilde 1996 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında zeminde sınırı tahta daraba ile ayrıldığı,sonradan sınırda değişiklik olmaksızın aynı yere taş duvar ve üzerine tel çit çekildiği ve yönetmelik hükümleri uyarınca sabit sınır teşkil ettiği, hatanın tesis kadastro sırasında sınırlandırma hatası yapıldığından alan farkı oluştuğu, alınan ziraat bilirkişi raporunda sınır da mevcut ağaçların yaşlarının 20... arasında değiştiği ifade edilmiş olduğu, yenileme kadastrosu ile sabit sınır esas alınarak uygulama tutanağında yer alan sınırlandırma ve yüzölçümüne değer verildiği'' gerekçesiyle, davanın reddi ile 1 44... , 37, 49, 58... parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespiti gibi tapuya tescillerine, 1 44... , 32, 38, 61 (eski 1 44... parsel) yeni 1 08... ve (eski 1 44... parsel) yeni 1 08... parsel sayılı taşınmazların uygulama komisyon tutanağı gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2022 tarihli ve 2019/ 11... /13 Karar sayılı kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesin 03.05.2023 tarihli ve 2023/253 Esas, 2023/649 Karar sayılı ilamıyla, '' tesis kadastrosu ve 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile ortofoto ve eski tarihli hava fotoğrafının, ölçü ve sınırlandırma krokilerinin harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde şekilde tespit tarihine en yakın 1996 yılına ait hava fotoğraflarının stereoskopik olarak ve ortofoto haritada dava konusu yerin çevresindeki kadastral parsellerle karşılaştırmalı olarak tesis kadastrosu ile yenileme ile oluşan tüm sınırlarının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda; dava konusu parsellerin davaya konu edilen sınırlarda bulunan sınır tesislerinin (duvar ve tel örgü) tesis kadastro belgeleri (sınırlandırma, ölçü krokisi, pafta vs.) ile muhtar ve bilirkişilerin ifade ve beyanlarına göre değişmediği, çekişmesiz sınır olarak kullanılan sabit sınır niteliğinde belirlendiği, dava konusu parsellerdeki yüzölçüm farklılığının tesis kadastrosu zamanında yapılan sınırlandırma, ölçü, hesap hataları ve o dönemdeki teknoloji farklılığından kaynaklandığı, dava konusu taşınmazla ilgili uygulama kadastrosunun Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara ilişkin 26.11.2006 tarih ve 26361 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Yönetmelik ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2010/19 sayılı Kadastro Kanunu 22/2-a madde Uygulaması ve Kontrolü Genelgesine uygun olarak yapıldığı'' gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 03.05.2023 tarihli kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.04.2024 tarihli ve 2023/5067 Esas, 2024/2307 Karar sayılı ilamıyla, ''çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosunun 1996 yılında yapıldığı, ölçü krokisinde taşınmazların ara sınırının düz çizgi ile gösterildiği, duvar, çit, tel örgü gibi işaret konulmadığı, kadastro paftasında taşınmazların ara sınırının tek taraflı parmaklık işareti ile gösterildiği, taşınmazın ara sınırında uygulama kadastrosu sırasında mevcut olan duvarın ve tel örgünün gösterilmediği, 12.04.2019 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, taşınmazları ayıran tel örgünün ne zaman yapıldığına ve sınıra dair bilgilerinin bulunmadığını, 16.06.2022 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin, çekişmeli taşınmazların ara sınırında 25-30 yıl evvel tahta daraba bulunduğunu, 15- 20 yıl evvel tahta darabaların sökülerek aynı yere beton duvar yapılıp üzerine de tel çit çekildiğini, sınırda her hangi bir değişiklik söz konusu olmadığını, tespit bilirkişilerinin, çekişmeli taşınmazların ara sınırında bulunan taş duvarın 25- 30 yıl evvel yapıldığını, öncesinde sınırda tahta daraba bulunduğunu ve sınırda her hangi bir değişiklik bulunmadığını, davacı tanıklarının ise, taşınmazların ara sınırında bulunan duvar ve üzerindeki tel çitin 30 - 40 yıldır mevcut olup sınırın değişmediğini, taş duvarın 30 yıl evvel (bazı beyanda 1988 yılında) yapıldığını ve evvelinin tahta daraba olduğunu beyan ettiği,16.06.2022 tarihli keşfi sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporunda, tesis kadastrosu sırasında taşınmazların ara sınırında sınırlandırma hatası yapıldığı, tesisten evvel mevcut olup, değişmeyen duvar ve tel çitin sabit sınır olarak gerçek sınırı ihtiva ettiği ve uygulama kadastrosu tespitinin doğru yapıldığının belirtildiği, tesis paftası, ölçü krokisi ile mahalli, tespit bilirkişileri ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, tesis paftası ve ölçü krokisinde taşınmazların ara sınırında duvar işareti bulunmadığı dikkate alındığında, mahalli, tespit bilirkişileri ve tanık beyanlarındaki taşınmazların ara sınırında bulunan duvarın tesis kadastrosundan evvel yapıldığı yönündeki beyanların çelişkili olduğu, evvelinde taşınmazların ara sınırını teşkil ettiği gerek kadastro paftası gerekse de beyanlardan anlaşılan tahta daraba (parmaklık) yerinin taşınmazların ara sınırında mevcut olan duvar ve tel çitin yapımı sırasında değiştirilip değiştirilmediği hususunda da tereddüt oluştuğu halde bu husus üzerinde de durulmadığı, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yere ilişkin olarak Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "..." sayfasından yapılan araştırma da özellikle tespit öncesine sirayet eden 1990 tarihli hava fotoğrafı bulunduğu halde bu hava fotoğrafı getirtilip incelenmediği, tespit tarihine yakın tarihli 1998 yılına ait hava fotoğrafı incelenmekle birlikte, belirtilen tarihli hava fotoğrafında taşınmazların ara sınırında duvar, tel çit, parmaklık ya da benzeri yapı bulunup bulunmadığı, hava fotoğrafına göre taşınmazların ara sınırının belirlenip belirlenemediği ya da taşınmazların ara sınırının tespit mümkün ise bu sınırın nereden geçtiği gibi hususlar denetime elverişli şekilde rapor içeriğinde açıklanmadığı, taşınmazların uygulama ve tesis kadastro paftalarının çakıştırılması neticesinde elde edilen haritada, sınırların çakışmadığı, önemli derecede farklılık arzettiği, sınır farklılıkların nedeninin somut olarak ortaya konulmadığı, tesis kadastrosu sırasında ne gibi bir hata yapıldığı, bu kapsamda sınırlandırma ya da tersimat gibi bir hata söz konusu ise bu hataların hangi verilerle tespit edildiğinin kesin olarak ortaya konulması gerektiğinin düşünülemediği, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığı'' gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin dava konusu 1 44... ve 38 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişilerinin, davalı taşınmazların ortak sınırında bulunan tahta darabanın sökülerek yerine şuanda da zeminde mevcut bulunan beton duvar üzeri tel çitin 1989 senesinin sonu, 1990 senesinin başında yapıldığını, tahta darabanın söküldüğü yerin aynı yerine yapıldığını, bir kısım mahalli bilirkişiler ise zeminde mevcut bulunan beton duvar üzeri tel çitin ne zaman yapıldığının tam tarihini bilmemekle beraber 1996 yılında tesis kadastrosu yapıldığı esnada bu beton duvar üzeri tel çitin zeminde mevcut bulunduğunu, tahta darabanın bulunduğu yere beton duvar üzeri tel çitin yapıldığını, yerinin değiştirilmediğini beyan ettikleri, tesis kadastrosu yapıldığı esnada zeminde bulunan ve tahta darabanın da olduğu yerin aynı yerine yapılan, değişmeyen bu sınırın sabit sınır niteliğinde kabul edildiği, 26.03.2025 tarihli harita mühendisi bilirkişisi raporunda 1990 tarihli hava fotoğraflarında davalı taşınmazlar arasındaki ortak sınırda sabit sınır niteliği taşıyan bir seperasyonun varlığının görüldüğü, bu sınırın tesis kadastrosu ile belirlenen sınırda çakıştırması yapıldığı, çakıştırma sonucunda tesis kadastrosu sınırı ile uyumlu olmadığı, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uygulama kadastrosunda belirlenen sınır ile uyumlu olduğu, raporda 1990 yılına ait hava fotoğrafında beton duvar üzeri tel çitin belirgin biçimde görülmekte olduğundan bahsedildiği, bu hususun mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanları ile de desteklendiği, tesis kadastrosunun 1996 yılında yapıldığı göz önüne alınarak 1990 yılında mevcut bulunan bu beton duvar üzeri tel çitin sabit sınır niteliğinde olduğu, tesis kadastrosu öncesinde de mevcut bulunduğu, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a uygulama kadastrosu ile tesis kadastrosu sırasında de zeminde bulunan sabit sınıra göre sınır belirlemesinin yapıldığı, uygulama kadastrosu çalışmasında hata bulunmadığı,1 44... parsel ile 29 numaralı parsel arasındaki müşterek sınırın Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun olarak değerlendirilip uygulandığı, zeminde halen mevcut olan beton duvar ve üzerine tel çit çekilerek belirlenmiş sabit sınır niteliğinde sınır tesisi mevcut olduğu, mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre, yaklaşık 30 yıllık olan üzeri tel çit olan beton duvarın 1990 yılında, tahta darabanın kaldırılarak aynı yerine yapılarak oluşturulan sabit sınır niteliğinde olduğu, üzerinde tel çit olan ve zeminde halen mevcut beton duvarın eskiden tahta daraba olması ve tahta darabanın tesis kadastrosunda gösterildiği, 1990 yılına ait hava fotoğrafında üzerinde tel çit bulunan beton duvarın bulunması ve tesis kadastrosunun 1996 yılında yapıldığı, tesis kadastrosu esnasında üzerinde tel çit bulunan beton duvarın bulunduğu, mahalli bilirkişi beyanlarının da bu yönde olduğu, tesis kadastrosunda yapılan hatadan kaynaklandığını gösterdiği, keşif sonucunda alınan 18.02.2025 tarihli fen bilirkişisi raporuna ve 26.03.2025 tarihli harita mühendisi bilirkişisi raporuna göre sınır farklılığının sebebinin tesis kadastrosu sırasında yapılan bağlamadan kaynaklı sınırlandırma ve birleştirme hatası (344 nolu kırık noktasının hataen 303 nolu kırık noktasına bağlanması suretiyle) olduğu, 18.02.2025 tarihli fen bilirkişisi raporunda (C) harfi ile gösterile kısmın hatalı olarak 1 44... parsel sınırları içerisinde bırakılmadığı, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a uygulama kadastrosunda davalı taşınmazlar arasında bulunan sınırda hatalı tespit yapılmadığı, uygulama kadastrosunun uygulama yönetmeliğine ve usule uygun yapılarak 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uygulamasının mevzuata uygun olduğu, zeminde de hali hazırda mevcut üzerinde tel çit bulunan beton duvarın davalı taşınmazlar arasındaki gerçek sınırı belirlediği'' gerekçesiyle, davanın reddine ve 1 44... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline,1 44... parsel sayılı taşınmazın uygulama komisyon tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen ret kararının usul ve hukuka aykırı olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a hükmünün sadece teknik çalışmaları kapsadığını, tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin hakların inceleme konusu yapılamayacağını, dosya kapsamında yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatları gözetilerek yöntemince araştırma yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve infazı kabil olmadığı, soyut ve bilimsel verilerden uzak olduğu, hava fotoğraflarının da dosyaya celbi ile değerlendirilmesi suretiyle yenileme kadastrosunda sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3782, K. 2026/2491, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3782-e-2026-2491-k-e6fc642104c6