Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4486 E. 2026/2492 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4486
Karar No
2026/2492
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/39 E., 2024/7 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 365 parsel sayılı 2.526,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 8 03... parsel sayılı 2.299,51 m² yüzölçümlü olarak; davalılar ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 386 parsel sayılı 488,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 8 03... parsel sayılı 498,25 m² yüzölçümlü olarak ve davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 387 parsel sayılı 508,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, yeni 8 03... parsel numarasıyla 566,67 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; tapuda adına kayıtlı bulunan ...Mahallesi eski 376 parsel sayılı 1,620,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın 8 03... parsel sayılı 1.614,61 m² olarak tespit gördüğünü ve taşınmazının yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, taşınmazının eski haline getirilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Perşembe Kadastro Müdürlüğünün tüzel kişiliğinin bulunmadığını ileri sürerek, davanın aktif husumet ehliyeti ve husumet yokluğu nedenleriyle reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 08.05.2019 tarihli ve 2019/3 Esas, 2019/25 Karar sayılı kararı ile, '' hükme esas alınan 22.03.2019 tarihli teknik bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların tesis kadastrosu sırasında üretilen teknik belgelerde bir hata bulunmadığı, 1986 yılında tesis kadastrosu sırasında dava konusu parsel ve civar parseller için düzenlenmiş olan ölçü ve sınırlandırma krokisinde dava konusu parsel sınırında bir yapı bulunmadığının bildirildiği, keşifte dava konusu 8 03... parsel sayılı taşınmaz ile 45 parsel sayılı ve 46 parsel sayılı taşınmazları ayıran sınırda sabit sınır niteliğinde bir yapı, ağaç ya da işaret bulunmadığı, 51 parsel ile 45... parsel sayılı taşınmazları ayıran sınırın geçerli sınır olarak belirlendiği,51 parsel sayılı taşınmaz ile 46 parsel sayılı taşınmazları ayıran sınırın ilk kadastroda da uygulama kadastrosunda da aynı şekilde belirlendiği, sınırda 46 parsel lehine bir sapma bulunmadığı, dava konusu 51 parsel ile 45 parsel sayılı taşınmazları ayıran sınırın uygulama kadastrosunda 51 parsel aleyhine değiştiği, uygulama kadastrosunda zemindeki tel-çit sabit sınır kabul edilerek sınır tespit edildiği, zeminde bulunan tel ve çitlerin değişebilir sınır olması nedeniyle sabit sınır olarak kabulünün mümkün olmadığı, sınırda sabit sınır niteliğinde bir unsur bulunmadığı, ilk kadastroda bu sınır belirlenirken teknik belgelerde bir hata bulunmadığı anlaşıldığından bu sınırın geçerli sınır olarak kabul edilmesinin gerektiği'' gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 8 03... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastro tespitinin iptaline, 8 03... parsel sayılı taşınmazın 20.03.2019 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli haritada (A) harfiyle gösterilen 17,28 m² yüzölçümlü bölümünün bu taşınmazdan ifraz edilerek aynı ada 51 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmesine, 8 03... parsel sayılı taşınmazın 2.282,23 m² ve aynı ada 51 parsel sayılı taşınmazın 1.631,89 m² yüzölçümleri ile tapuya tesciline, aynı yerde bulunan 8 03... ve 50 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davasının reddine, bu taşınmazların uygulama kadastrosundaki miktar ve sınırları ile tapuya tesciline, davalı ... Müdürlüğünün bu davada hasım sıfatı bulunmadığından, bu davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesin 06.12.2019 tarihli ve 2019/1818 Esas, 2019/2195 Karar sayılı kararı ile, ''davacının eldeki dava dosyasında adına kayıtlı taşınmaz yönüyle eksilmenin aynı ada 45, 46... parsellerden kaynaklandığının açıklandığı, taşınmazlar yönüyle sınırlı olarak inceleme yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı adına kayıtlı 8 03... parsel sayılı taşınmaz ile çekişmeli 8 03... ve 46 parseller arasında sabit sayılabilecek nitelikte bir sınır bulunmadığından taşınmazlar arasındaki sınırın geçerli sınır olarak; davacı adına kayıtlı 8 03... parsel ile dava konusu 8 03... parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınır yönüyle sabit sınır olarak belirlenmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 06.12.2019 tarihli kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.04.2022 tarihli ve 2019/1818 Esas, 2019/2195 Karar sayılı ilamıyla, ''davanın kısmen kabulüne ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı, hükme esas alınan 20.03.2019 tarihli teknik bilirkişi raporu ekinde bulunan ek-4, ek-5, ek-6 ve ek-7 belgeler incelendiğinde, ortofoto, 1955, 19 75... tarihli hava fotoğrafları üzerinde yalnızca uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırların gösterildiği, ilk tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu sınır yerlerinin çakıştırılarak gösterilen, sınırların birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmadığı açıklanarak, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme kararları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması, mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılması, keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinin de keşif heyetine dahil edilmesi, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerlerinin teknik bilirkişiye işaretlettirilmesi, fotoğraflarının çekilmesi, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşamadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanlarının tevsik edilmesi, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırların teknik bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmesi, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat mühendisi bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınması, teknik bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunun denetlemesinin istenmesi, teknik bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve harita alınması, raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırmasının istenmesi, çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olmasının, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olmasının istenmesi, teknik bilirkişiden haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiğinin de gösterilmesinin istenilmesi, açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığının ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağının göz önünde bulundurulması," gereğine değinilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, ''bozma ilamına uygun olarak yapılan muhakemeyle ortofoto, 1955, 19 75... tarihli hava fotoğrafları üzerinde uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırların gösterilmesinin yanı sıra ilk tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu sınır yerlerinin çakıştırılmak suretiyle hazırlanan ve sınırların birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alındığı, dosyanın stereoskop incelemesi yapan uzmanına tevdi edilerek rapor alındığı, fotogrametri uzmanı teknik bilirkişisi, jeoloji mühendisi bilirkişisi ve zirai bilirkişisi raporlarının birlikte değerlendirilmesi sonucu alınan müşterek harita mühendislerinin 18.01.2024 tarihli ek raporlarında nihai olarak; 8 03... sayılı parsel ile 46... sayılı parseller arasında bulunan sınırda sabit sınır olarak kabul edilebilecek bir işaret (ağaçlar) bulunduğu ve kızılağaç ve kavak ağaçlarına ait kök ve gövde kalıntılarının Perşembe ilçesi Mersin Mahallesinde ilk tesis kadastrosunun 1988 yılında tamamlandığı göz önüne alındığında bu sıralı ağaçların 1975 yılından sonra da sınır oluşturabileceği kanaatine de varıldığı, uygulama kadastrosunun mevzuata uygun olarak yapıldığı, dava konusu 51... sayılı parseller arasında sabit bir sınırın olmadığı, 17.07.2023 tarihli raporlarında bu sınırda yapılan ilk tesis kadastro sınırlarının ölçümüne esas teknik belgelerinde hata bulunmadığını belirttikleri, sınırın ilk tesis kadastro sınırına uygun olarak düzeltilmesinin gerekeceği, geçerli sınır tipinde sınırlandırılan ara sınırda bilirkişilerin krokilerinde (A) harfiyle gösterdikleri 17,28 m²lik alanın 8 03... sayılı parselden ifraz edilerek 8 03... sayılı parsele eklenmesinin gerektiği, davalı ... Müdürlüğüne bu tip davalarda kural olarak husumet yöneltilemeyeceğinden bu davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddinin gerektiği'' gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, keşifte bilirkişilere uygulama kabiliyeti olan kroki ve paftasına uygun şekilde yer gösteriminin yapılmaması nedeniyle eksik keşif işlemi yapıldığını, keşif sırasında bilirkişilerin net olarak taşınmaz sınırlarını gösteremediklerini, 52... sayılı parsellerin m²lerinin arttığını, ek talep dilekçesi verilmesine rağmen araştırma ve inceleme yapılmadığını, yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişiler davet edilip dinlenmeden karar verildiğini, salt ortofoto ve hava fotoğrafları nazara alınarak karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, hava fotoğraflarını çözünürlüğü yoğun ve küçük olduğundan faydalanılamaz denilmesine rağmen hava fotoğraflarına dayanılarak hüküm tesis edildiğini, güncelleme kadastrosu tespit çalışmasının delil ve tanık beyanları esas alınmadan soyut şekilde tesis edildiğini, herhangi bir kanuni dayanağının olmadığını, keşif yapılırken ilk tesis krokisinde olan sınırın ısrarla paftaya uygulanmasını istemesine rağmen bu hususta yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiğini, komşu parsellere eklenen alanın 1988 tarihli kadastro ölçümlerinde olmadığını, bu alanın kendi parseline hissesi kadar eklenmesi gerektiğini, 50 sayılı parsel ile 51 sayılı parsel arasında ilk tesis krokisine ve uygulama krokisine göre çakıştırmada 47,17 m² sınır ihlali tespit edildiğini, bu hususun dikkate alınmayarak reddedilmesinin bilirkişi raporuyla açık bir şekilde çeliştiğini, batı sınırlarında dahil edilerek karar verilmesini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacının temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4486, K. 2026/2492, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4486-e-2026-2492-k-bbf4cdf5e854