Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3708 E. 2026/696 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3708
- Karar No
- 2026/696
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/731 E., 2025/323 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/93 E., 2023/21 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 24... parsel sayılı 2.087,87 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı müvekkilinin eklemeli zilyetlik yoluyla kullandığını, taşınmazın imar ihyasının davacının dedesi tarafından tamamlandığını, taşınmazın müvekkiline babasının vefatı sonrası taksim neticesinde kalan ve krokide (A) harfiyle gösterilen yer olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı .. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine dava konusu taşınmazın adına tescili için 2017/501 Esas sayılı dosyası ile dava açmış, yapılan yargılama sonunda Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.2020 tarihli ve 2017/501 Esas, 2020/543 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı istinaf edilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 17.06.2022 tarihli ve 2021/1161 Esas, 2022/794 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesince karar kesinleştirilmiştir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle görevli mahkeme kadastro mahkemesi ise de Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu, dinlenilen mahalli bilirkişi beyanları celp edilen taşınmazın mera olmadığına ilişkin yazı cevapları, kamu tahsisi bulunmadığına ilişkin yazı cevabı, tescil harici bırakılma nedenine ilişkin yazı cevabı, imar durumuna ilişkin yazı cevabı ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davacının dava ettiği taşınmazın 1956 yılında kesinleşen tesis kadastrosu çalışmaları sırasında taşlık, çalılık olarak tapulama dışı bırakıldığı, yapılan orman kadastrosu çalışmaları sırasında orman sınırları dışında bırakılan yerlerden olduğu, zemindeki fiili durum ve eski tarihli hava fotoğrafları ile memleket haritalarındaki durum değerlendirildiğinde özel mülkiyete tabii yerlerden olduğu, imar ve ihyasının bilirkişi raporu tarihi itibarıyla 35-40 yıl öncesinde tamamlandığı, bu suretle davacı açısından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddesindeki şartların gerçekleştiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 24... parsel sayılı taşınmazın ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı .. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yargılama ve ispat kuralları ile özellikle taraflar arasında kesin hüküm teşkil eden Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.06.2022 tarihinde kesinleşen 25.12.2020 tarihli ve 2017/501-543 Esas, Karar sayılı kararı uyarınca imar ihya suretiyle zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluştuğunun belirlendiğine, bu kararın taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğuna, İlk Derece Mahkemesince yapılan ilan süresi içinde veya 3402 sayılı Kanun'un 26/D maddesi uyarınca yargılama sırasında başka kişilerce hak iddiasında bulunulmadığına göre İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde verilen karar usul ve kanuna uygun olup istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı .. vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının eksik inceleme neticesine dayandığını, usul ve kanun hükümlerine aykırı bulunduğunu, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen raporların taşınmazın fiili durumuna uygun olmadığını, sübjektif görüş ve varsayımlara dayalı olduğunu, davacı tanıkları ile mahalli bilirkişi beyanlarının imar ve ihyanın nasıl ve ne şekilde yapıldığını ispatlamaya yeterli olmadığını, adına tescil kararı verilen davacının nizalı taşınmazdan başka zilyetlikle iktisap ettiği taşınmazlarının olup olmadığının araştırılmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerine göre davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yeterince araştırılmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde ev ve sera gibi taşınmazlar olduğu belirtilmişse de; imar-ihyadan söz edebilmek için 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesine göre yoğun emek ve para sarf ederek, kayalık, taşlık ve demir girmez vs. nitelikli bir yerin tarım arazisi haline getirilmesi gerektiğini, ayrıca, imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin de aralıksız ve nizasız geçmesi gerekeceğini, taşınmaza tarım arazisi niteliği kazandırmayan uğraşların, meydana getirilen eserlerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar ve ihya olarak kabul edilemeyeceğini, davacının imar ve ihya işleminin nasıl ve ne şekilde yapıldığını ispat edemediğini, sadece ağaç dikmenin veya aşılamanın imar ve ihya sayılmayacağını, kadastro tespiti sırasında taşınmazların tespit dışı bırakılmalarının da bir kadastro işlemi olduğunu, tespit dışı bırakılan yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlere dahil olduğunu ve bu tip yerlerin zilyetliğinin zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını, kararın eksik inceleme ile verilmiş olduğunu, toplanılan delillerin değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.