Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3698 E. 2026/3853 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3698
- Karar No
- 2026/3853
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/16 E., 2025/4 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 38... ve 2 34... parsel sayılı sırasıyla 19.331,43 m² ve 12.503,80 m² yüzölçümlü taşınmazlar, aynı tapu kaydına dayanılarak Hazine adına tespit edilmiş ve beyanlar hanesinde ...'ın işgalinde olduğu belirtilmiştir. 2. Davacı ... vekili asıl ve birleşen dosyalara sundukları dava dilekçelerinde; Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 38... ve 2 34... parsel sayılı taşınmazların eklemeli zilyetlik ve ırsen intikal nedenine dayalı olarak, müvekkili olan davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2013/89 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 22.03.2016 tarihli ve 2013/89 Esas, 2016/27 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.04.2019 tarihli ve 2016/6744 Esas, 2019/2934 Karar sayılı ilamıyla "... mahallinde yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız ve komşu köylerde ikamet eden üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişilerinin tümü, sağ olmaları halinde belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve taraf tanıkları ile uzman fen ve ziraat bilirkişilerinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, öncelikle toprak tevzi haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenip çakıştırılmak suretiyle dava konusu taşınmazların tevzi haritasındaki konumlarının ve hangi tevzi parsellerinin kapsamında kaldıklarının belirlenmesi, söz konusu tevzi parsellerinin Hazine adına tapuya tescil edilip edilmedikleri araştırılarak, eğer tapuya tescil edilmişlerse bu tapu kayıtlarının revizyon durumlarının tespit edilmesi, ayrıca davacının bayileri adına kayıtlı olup, toprak tevzi çalışmaları sırasında da uygulanan 1936 tarih ve 410 sayılı vergi kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle mahalline uygulanması, vergi kaydında yazılı sınırlar yerel bilirkişilere tek tek okunarak bu sınırların zeminde gösterilmesinin istenilmesi, bilirkişilerin gösteremediği sınırların tespiti için davacı tarafa tanık dinletme imkanının sağlanması, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar uzman fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmesi, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmesi, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadıklarının duraksamasız şekilde saptanması; yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların köy halkı tarafından geleneksel biçimde kullanılan mera olup olmadıkları, meradan açılıp açılmadıkları, mera vasfında değillerse öncesi itibariyle kime ait oldukları, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildikleri hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınması, özellikle dava konusu taşınmazlarda Hazine tapusunun oluştuğu tarihten önce sürdürülen zilyetliğin süre ve şeklinin tespitine çalışılması, beyanlar arasında çelişkiler oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişkilerin giderilmesi, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin dava konusu taşınmazların başında ayrı ayrı dinlenilmesi; uzman ziraat bilirkişisinden, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki nitelikleri ile kamu orta mera olup olmadıklarını bildiren, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini açıklayan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini irdeleyen, önceki ziraat bilirkişi raporlarını değerlendiren, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş ve sınırları işaretlenen fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması; dava konusu taşınmazların kadim mera olduklarının anlaşılması halinde bu nitelikteki taşınmazlarda sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukuken değer taşımayacağının gözönünde bulundurulması, dava konusu taşınmazların mera olmadıklarının belirlenmesi halinde ise davalı Hazine tapusunun oluştuğu tarih itibariyle 3402 sayılı Kanun'un 14... /1. maddelerinde yazılı zilyetlikle kazanım koşullarının davacı taraf ve bayileri lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması; uzman fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu taşınmazların mera parseli ile sınır komşusu olmadığı ve kadim mera niteliğinde de olmadığı, tespite esas tevzi tapularının dava konusu taşınmazları kapsadığı, davacı tarafından dayanılan vergi kaydının sabit sınırlı olmaması nedeniyle miktarı ile geçerli olduğu ve miktarı kadar yerin dava dışı diğer taşınmazlar ile kayıt malikleri adına tescil edildiği ve tevzi tapusunun oluşum tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, 2 38... ve 2 34... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usun ve yasaya aykırı olduğunu, mahallinde yapılan keşfin hüküm kurmaya yeterli olmadığını, keşif mahallinde dinlenen kişilerin beyanlarının görgüye dayalı ve taşınmazın evveliyatını aydınlatıcı nitelikte olmadığını, müvekkilinin zilyetliğinin ispatlandığını, vergi, mera ve komisyon kayıtlarının müvekkilinin iddiasını doğruladığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tespite esas tevzi tapusunun oluşum tarihine kadar zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.