Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3559 E. 2026/1481 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3559
Karar No
2026/1481
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/13 E., 2023/27 K.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, müdahil davacı ... İdaresinin, davacı ... ve aynı tapu kaydına tutunan dava arkadaşlarının davasının reddine, müdahil davacılar ... ve ..., müdahil ... A.Ş.'nin davalarının görevsizlik nedeniyle reddine, birleşen dava bakımından ise davacı ... ve aynı tapu kaydına tutunan dava arkadaşlarının davasının reddine, müdahil davacı ...'in 728 parsele yönelik davasının kabulüne; karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşma yapılması suretiyle incelenmesi davacılar ... ve arkadaşları ile asli müdahil ... A.Ş. vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi ise asli müdahil ... vekilleri, ... mirasçısı ... kayyımı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2026 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü, temyiz eden asli müdahil ... vekili Avukat ..., davacılar ... ve arkadaşları vekili Avukat... ..., davacı ... kayyımı ... vekili Avukat ... ... ile karşı taraftan ... ve arkadaşları vekili Avukat ... katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.03.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 1989 yılında yapılan kadastro sırasında ... köyü 213, 191, 211 2 41... sayılı parseller tarla niteliğiyle ... adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, birleşen dosyada dava konusu olan ... köyü 7 20... parsel sayılı 4877, 69... ,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise; 720 parsel sayılı taşınmazın 26.11.19 87... sıra numaralı, 728 parsel sayılı taşınmazın da 26.11.1987 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydıyla ... adına kayıtlı oldukları ve tutanağa ekli tescil haritasının taşınmazlara uyduğu belirtilerek davalı ... adına tespit edildiği, tereke mümessili ... Üye vekili tarafından tespite itiraz edildiği, komisyonun 30.04.1991 tarihli kararı ile itirazın reddedildiği ve komisyon kararına karşı dava açıldığından tutanağın Kadastro Mahkemesine devredildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazlara revizyon gören tapu kaydı...... tarafından tescil istemi ile açılan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.1979 tarihli ve 1978/153 Esas, 1979/171 Karar sayılı kararı gereğince oluşmuş olup satış yoluyla davalıya geçmiştir. Davacılar.... çocukları ...... mirasçıları ve mirasçılarından .............. ile M. ................ mirasçıları, taşınmazların Şubat 1962 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, tapudaki payları ve miras paylarına göre adlarına tapuya tescili; ..., taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, tespitin iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmışlar; ... ve ..., davacıların dayandığı tapudan pay aldıklarını belirterek, payları oranında adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır. Mahkemece, davacı ... İdaresinin 213, 1 91... parsellere ilişkin davasının kabulüne, diğer davacıların davasının reddine, dava konusu 213, 1 91... parsel sayılı taşınmazların orman niteliğiyle Hazine, 2 41... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağındaki niteliğiyle davalı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, muteriz davacılar .... ..... mirasçıları ve arkadaşları vekili, katılan ... İdaresi vekili ve davalı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20 . Hukuk Dairesinin 2014/10651Esas, 2015/2660 Karar sayılı kararıyla “dava konusu 2 41... parsel sayılı taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olması gerekçesi ile temyiz itirazlarının reddi gerektiği, 191, 2 11... parsel sayılı taşınmazların, kesinleşmiş orman kadastrosunun sınırları dışında oldukları, ziraat bilirkişi raporuna göre tarım arazisi niteliğinde bulundukları anlaşıldığından, davacı ... yönetiminin davasının reddine karar verilmesi gerektiği, davacı ... .... mirasçıları ve arkadaşları vekilinin 191, 211, 213, 2 35... parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları bakımından; yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulduğu, çiftlik tapu kaydına tutunan davacı gerçek kişilerin iddiaları ve sundukları deliller, dayandıkları tapu kayıtları yöntemince uygulanmadığı, Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kararı kesin hüküm olarak kabul edilmiş ve bu dosyadaki tapu uygulamasına dayanılmışsa da, bu karar, o davanın tarafı olan tapu malikleri ..... ve paydaşları yönünden Kadastro Kanunu'nun 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluştursa da, Kadastro Mahkemesinin sözü edilen 1996/11 Esas sayılı dosyasında taraf olmayan Hazine ve bu dosyanın davacıları olan ve zilyetlikle edinme iddiasında bulunan gerçek kişiler yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, arazi kanunnamesinin medenî kanuna aykırı düşmeyen hükümlerinin, bu arada konuyla ilgili 20. ve 78. maddelerinin yürürlükte olduğunun kabulü ile somut olayda anılan kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği, aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan birçok davanın bulunduğu, aynı nitelikteki dava dosyalarından birisi kılavuz dosya seçilerek; bilahare kılavuz dosya üzerinden yapılacak keşifte; daha sonra, dosyaya getirtilen en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları, ve orman kadastro haritası ile kadastro paftası ve dayanılan tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını gösteren bilirkişi krokisi ve haritası, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yöntemince uygulanarak, tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadığı alanlar içinde kalıp 4785 sayılı kanun hükümlerine göre Devletleştirilen orman alanlarının belirlenmesi, yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışında kalan orman alanlarının, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre zaten Devlet ormanı sayılması nedeniyle, Devletleştirmeye ve iadeye konu edilemeyeceğinin gözetilmesi, Devletleşen orman alanları var ise, bu alanlarının yüzölçümü, tapu kayıtlarının yüzölçümünden düşüldükten sonra, artan bölümün tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceği, başka deyişle birbirlerine sınır olduğu ve toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadıkları alan içinde kalan ormanların Devletleştirme kapsamında olduğu gözönünde bulundurularak, Devletleştirilen orman alanının yüzölçümü, tapu kaydı miktarından düşüldükten sonra, kalan miktarın bir bütün halinde çiftliğin tapu kaydı kapsamındaki diğer araziler olabileceği düşünülerek muteriz davacıların tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi, orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumunu çevre taşınmazlarla birlikte bu harita ve fotoğraflar üzerinde bir arada gösterecekleri, tapu kayıtlarının sınırları, yüzölçümü ile kapsadığı alanları ve Devletleştirilen orman alanlarını birlikte gösterir ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, kroki düzenlettirilmesi ve düzenlenen bu rapor ve krokiler aynı nitelikteki tüm dava dosyalarına konulması, anlatılan şekilde yapılacak uygulama ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmazların muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı belirlendiği takdirde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan davalı gerçek kişi ile tapu kaydına dayanan davacı gerçek kişilerin tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin kiracı ya da malik sıfatıyla olup olmadığı, medeni kanunun yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik olup olmadığı sorulup, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınması, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 Esas, 1994/51 Karar ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104 Esas, 1961/25 Karar sayılı kararlarıyla 1989/103 Esas sayılı dava dosyası krokilerinin yerine uygulanması, çiftlik ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahhüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde söz edilen kişi ve taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazın ve taşınmaza zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgilerinin sorulması, bu deliller karşısında bazı dosyalarda davacı, bazılarında davalı durumunda olan köylülerin zilyetliğinin asli zilyetlik olup olmadığının değerlendirilmesi, anlatılan şekilde yapılacak uygulama ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmazların muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı belirlendiği ya da tapu kaydı kapsamında kalmakla birlikte tapu kaydının, davalı yararına hukuki kıymetini kaybettiği kabul edildiği takdirde ise, Hazine tarafından açılmış bir dava olmadığı gözetilerek dava konusu taşınmazların davalı gerçek kişi adına tespit gibi tesciline karar verilmesi” gereğine denilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya sırasında, bozmadan sonra ..... ve ... 211, 2 13... parsel sayılı taşınmazların 1971 yılında dedesi tarafından ...'a, 1 91... parsel sayılı taşınmazların ise yine 1971 yılında ...'a hibe edildiği, tespit maliki ... tarafından kadastro sırasında yapılan hatanın farkedilerek 27.11.2001 tarihli satış vaadi senetleri ile bu hususun kayıt altına alındığı belirtilerek, taşınmazların adlarına tescili amacıyla müdahale talebinde bulunmuştur. Birleşen 2020/17 Esas sayılı dosyada ise; davacılar ... ve arkadaşları vekili, dava konusu ... ilçesi ... köyü 7 20... parsel sayılı taşınmazların 07.02.1962 tarihli 1 sıra numaralı tapu kaydıyla evveliyatı 3 çiftlik arazisine ait tapu kayıtları kapsamı içerisinde kaldığını belirterek, komisyon kararının iptali ile taşınmazın tapu malikleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Müdahil davacılar ... ve ... vekili, noterde yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerine dayalı olarak taşınmazın temlik alınan hisse oranında adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., davaya konu taşınmazları tapu siciline güvenerek satın aldığını, davacıların sunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddiyle ... köyü 7 20... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağındaki tespit gibi tapuya tescillerine, müdahil davacılar ... ve ...'ın davalarının görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/5620 Esas, 2015/15393 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "Davacı ve müdahiller ... ve müşterekleri vekili, dava konusu taşınmaz üzerindeki karşı taraf zilyetliğinin kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu, malik sıfatıyla kullanmanın söz konusu olmadığını iddia etmişlerse de bu yönde inandırıcı delil ibraz edemedikleri gibi, karşı tarafın arazi üzerindeki zilyetliklerinin kendilerine teb’an ve kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu ispat da edemedikleri, Arazi başında yapılan keşifte dinlenen zilyet tanıklarının beyanlarından dava konusu taşınmazın öncesinde de kullanıldığını kanıtlamaya yeterli bulunmadığı, sunulan uzman ziraatçı bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın, tarım arazi niteliğindeki yerlerden olduğu bildirilse de, yerel bilirkişi tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın öncesinde kullanılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı, bu durumda; karşı tarafın, olayda uygulanması mümkün olan Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri uyarınca, Medeni Kanunun yürürlüğünden 10 yıl öncesine ulaşan zilyetliklerini ve bu şekilde davacı ve müdahillerin dayanaklarını oluşturan çiftlik tapu kayıtlarının lehlerine hukuki değerini kaybettiğini ispat edemedikleri, davacı ve müdahiller ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının uygulanması ve kapsamlarının belirlenmesi yeterli ve kanuna uygun bulunmadığı, dava konusu taşınmazın öncesinde kullanılmadığının bildirilmesi karşısında, davalı tarafın zilyetliğinin, davacı ve müdahiller ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri uyarınca hukuki kıymetini kaybettirecek nitelikte bulunduğu kanıtlanamadığından; davacı ve müdahiller ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesinde belirtilen ilkeler doğrultusunda tespit edilip, bundan sonraki değerlendirmenin buna göre yapılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece verilen direnme kararının davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2017/16-30 50... /709 Karar sayılı ilamıyla hükmün özel Daire bozma kararı gibi bozulmasına karar verilmiştir. Müdahil davacı ... birleşen dosyaya sunduğu müdahale dilekçesinde, ... ilçesi ... köyü, ... mevkinde cilt no:43, sayfa no:68, sıra no:3, 26.11.1987 tarihli tapu kaydına bağlanmış taşınmazı, 19.01.2001 tarihinde ... yevmiye numaralı satış yoluyla devraldığını, taşınmazın tapuda cilt no:46 sayfa no:20, sıra no:1 ile tescilli olduğunu, anılan taşınmazın kadastro tespiti sırasında 728 parsel sayısı ile tespit gördüğünü, davalı olan taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen bozma kararı sonrası dosya Mahkemenin 2020/17 Esas sırasına kaydedildikten sonra temyize konu dosya ile birleştirilmiş ve yapılan yargılama sonucu müdahil davacı ... İdaresinin, davacı ... ve aynı tapu kaydına tutunan dava arkadaşlarının davasının reddine, müdahil davacılar ... ve ...'un davalarının kabulüyle, ... köyü, 211, 213, 235, 191, 241 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarındaki tespitin iptaliyle, 211, 213, 235 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağındaki vasıf ile müdahil davacı ... mirasçısı ... adına tespit ve tapuya tesciline, 191, 241 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağındaki vasıf ile davalı ... mirasçısı ... adına tespit ve tapuya tesciline, birleşen dava yönünden müdahil davacı ...'in 728 parsele yönelik davasının kabulüyle; ... köyü 720 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tapuya tesciline, 28 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespitin iptaliyle; müdahil davacı ... adına tapuya tesciline, asıl ve birleşen dosyada müdahil davacılar ... ve ..., müdahil ... A.Ş.'nin davalarının görevsizlik nedeniyle reddine, davacı ... ve aynı tapu kaydına tutunan dava arkadaşlarının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, ... A.Ş., ... mirasçısı ... kayyımı, asli müdahil ..., ... ve arkadaşları vekili, ve ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiş, ... ve arkadaşlarının adli yardım taleplerinin reddine karar verilmiş ve kesin süre içinde eksik masrafı yatırmadığından bahisle Mahkemenin 02.06.2025 tarihli kararı ile ... ve arkadaşlarının temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş ancak bu ek karar temyize konu edilmemiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ... A.Ş., davacı ... mirasçısı ... kayyımı, asli müdahil ..., davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Asli müdahil ... A.Ş., davacı ... mirasçısı ... kayyımı, asli müdahil ..., davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000,00 TL avukatlık ücretinin davacılar ... ve arkadaşları, asli müdahil ..., davacı ...'ten alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı asli müdahiller ... ve arkadaşlarına verilmesine, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı ... kayyımından alınmasına, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden asli müdahil Gayrımenkul Değerler A.Ş. kayyımından alınmasına,

359,80 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 372,20 TL'nin temyiz eden davacı ... ve arkadaşların alınmasına, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ Kararı temyiz eden tapu malikleri veya halefleri; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerlere ait üç adet tapu kayıtlarının olduğunu, tapu kaydı olan yerde zilyetliğe üstünlük verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına dayanılarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önce mahkemece tapu kayıtlarına dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davalarının reddine karar verildiği, tapuya dayanan davacılar tarafından reddedilen kararların temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16... . Hukuk Dairelerince tapuya dayanan davacıların dayanak tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararların lehlerine bozulduğu, bozma üzerine mahkeme hakimince önceki kararda direnildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takriben 20 adet dosyada tapuya dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararlarının bozulduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dayanak tapu kayıtlarının geçersiz olduğuna ilişkin davanın reddedilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacılara ait bir kısım yerin kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerinden bedeli ödenerek birçok yerin satın alındığı, satın alınmaya çalışıldığı veya kiralanmak istendiği, ... Mahallesindeki taşınmazlara revizyon görerek bir kısım parsellerin tapu malikleri adına kesinleştiği, revizyon gören tapu kaydının iki sınırı ile ......’nü kapsayan tapu kaydının iki sınırının aynı olduğu, dolayısı ile diğer tapu kayıtlarının da hukuken geçerli olduğu, bazı davalar da tapu malikleri adına tesciline karar verilen dosyaların (örn.2022/8001 Esas) Dairemizce onandığı ve tapuya dayanan davacıların, tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğuna değer verilmesi gerektiği, Mahkemece yeniden taşınmazların başında keşif yapılarak taşınmazların sınırlarının belirlenerek davacıların tapusunun kapsamında kalan yerlerin tapu malikleri, ırsi veya akdi halefleri adına yazılması gerektiği kanaatinde olduğumdan kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3559, K. 2026/1481, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3559-e-2026-1481-k-c5ad26aec157