Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5764 E. 2026/4417 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5764
- Karar No
- 2026/4417
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2009/2 E., 2021/4 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Erzurum ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2006 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 96... ve 2 02... parsel sayılı sırasıyla 24.497,74 m² ve 2.370.819,55 m² yüzölçümündeki taşınmazlar mera vasfıyla sınırlandırılmıştır. 2. Davacılar ... ve ... dava dilekçelerinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tespitlerin iptali ile 1 96... sayılı parselin 60 dönümlük, 2 02... sayılı parselin 10 dönümlük bölümlerinin ... adına, 1 96... sayılı parselin 15 dönümlük ve 2 02... sayılı parselin 7 dönümlük bölümlerinin ... adına tescilini talep etmeleri ... ve arkadaşları, aynı sebebe dayanarak davaya katılmışlardır. 3. Davacı ... ve arkadaşları ile (... mirasçıları) davacı ... ve arkadaşları birleşen dosya dava dilekçelerinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespitlerin iptalini ve kullandıkları taşınmaz kısımlarının adlarına tescilini talep etmişlerdir. 4. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu parsellerin köye ait olduğunu ileri sürerek, mera vasfıyla ... adına tescillerini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ve dahili davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda 18.01.2008 tarihli ve 2006/190 Esas, 2008/3 Karar sayılı kararı iledavanın reddine, taşınmazların tespit gibi mera vasfıyla sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.05.2008 tarihli ve 2008/3326 Esas, 2008/3537 Karar sayılı ilamı ile "3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 36. maddesinin İlk Derece Mahkemesince verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebliğatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesi hükme dayanak yapılan ara kararında yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilmediği gibi, keşif için belirlenen ücretin keşif gününe kadar mahkeme veznesine depo etmesi davacı vekilinden istenmiştir. Keşif ücretinin yatırılması için verilen süreye göre bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için ayrılan zaman yeterli bulunmamaktadır. Bilirkişi adayı ve tanıklar adına çıkarılacak davetiyeler için verilen sürenin yeterli olmadığı açıkça belli olan bu ara kararına dayanılarak keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü'nün 12. maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Tüzügün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nevi’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebliğat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebliğat yapılacaksa 1 aydan az olamaz” hüküm yer almış bulunmaktadır. Tebligat Tüzüğü'nün anılan hükmü nazara alınarak mahkemenin hükme dayanak yaptığı ara kararının sürelerle ilgili bölümü irdelendiğinde, davacıya keşif giderini yatırması için verilen süreye göre masraf yatırılmış olsa dahi İlk Derece Mahkemesince yerel bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyenin tebliği ve keşif tarihi arasında yeterli süre kalmayacağından yapılamayacağı önceden belli olacak keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Buna göre, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilip, yerel bilirkişi ve tanıklara davetiye çıkarılmalı, arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Toplanan deliller ve yapılan tahkikat sonucunda; dava konusu Erzurum ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 96... ve 2 02... parsel sayılı taşınmazların yapılan kadastro çalışmaları neticesinde mera olarak tespit edildiği, mahallinde yapılan 16.10.2017 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların, mahkemenin keşif gözlemi ile tespit edilen ... ilçesi ... Mahallesi 1 96... ve 2 02... parsel sayılı taşınmazlarda dava konusu edilen bir kısım yerlerin davalılar tarafından kullanıldığını, mera olarak kullanılmadığını beyan ettikleri; mahallinde yapılan keşiften sonra hazırlanan ziraat bilirkişi raporunda "(A4), (B1), (B18), (B19), (B21), (B38), (B41)" harfi ile gösterilen kısmın köy boşluğu, orman, mera veya devletin hüküm tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, "(A1), (A2), (A3), (A5), (A6), (A7), (A8), (B2), (B3), (B4), (B5), (B6), (B7), (B8), (B9), (B10), (B11), (B12), (B13), (B14), (B15), (B16), (B17), (B20), (B22), (B23), (B24), (B25), (B26), (B27), (B28), (B30), (B32), (B33), (B34), (B35), (B36), (B37), (B39), (B40), (B42), (B43), (B44)" harfleri ile gösterilen kısımların ise Devletin hüküm tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu; keşiften sonra düzenlenen jeodezi ve fotoğrametri bilirkişisi raporunda, 1974, 19 84... yılı hava fotoğraflarına göre dava konusu 1 96... ve 2 02... parsel sayılı taşınmazların içerisinde fen bilirkişisi krokisinde "(A1), (A4), (A5), (B1), (B7), (B8), (B10), (B11), (B12), (B13), (B14), (B15), (B16), (B17), (B18), (B19), (B20), (B21), (B22), (B23), (B24), (B25), (B26), (B27), (B28), (B29), (B30), (B31), (B32), (B34), (B36), (B38), (B39), (B40), (B41), (B42), (B43), (B44)" harfi ile gösterilen kısmın tarımsal nitelikte kullanılan arazilerden bir yer olduğu, dava konusu yerin özel mülkiyete konu yerlerden olup, Devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olmadığı "(B2), (B4) ve (B6)" harfleri ile gösterilen kısımların ise Devletin hüküm tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu; her ne kadar jeodezi ve fotoğrametri bilirkişisi raporunda ziraat bilirkişi raporundan farklı olarak (A1), (A5), (B7), (B8), (B10), (B11), (B12), (B13), (B14), (B15), (B16), (B17), (B20), (B22), (B23), (B24), (B25), (B26), (B27), (B28), (B29), (B30), (B31), (B32), (B34), (B36), (B39), (B40), (B42), (B43), (B44)" harfi ile gösterilen kısımların da tarımsal nitelikte kullanılan arazilerden bir yer olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olmadığı belirtilmiş ise de dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olup olmadığının ziraat biliminden anlayan bilirkişilerin bilgilerine başvurulmak suretiyle belirlenmesi gerektiğinden ziraat bilirkişi raporuna üstünlük tanınarak; dava konusu 1 96... parsel ve 2 02... parsel sayılı taşınmazlar içerisinde "(A4), (B1), (B18), (B19), (B21), (B38), (B41)" harfi ile gösterilen kısmın kadastro tespitine kadar davasız aralıksız malik sıfatıyla en az 20 yıldan fazladır davalıların eklemeli zilyetliğinde bulunduğu ve ekonomik zilyetliğe uygun kullanıldığı, talep edilen bu kısımların mera özelliği göstermediği, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda olmayan yerlerden olduğu ve tarla vasfında olduğu, "(A1), (A2), (A3), (A5), (A6), (A7), (A8), (B2), (B3), (B4), (B5), (B6), (B7), (B8), (B9), (B10), (B11), (B12), (B13), (B14), (B15), (B16), (B17), (B20), (B22), (B23), (B24), (B25), (B26), (B27), (B28), (B30), (B32), (B33), (B34), (B35), (B36), (B37), (B39), (B40), (B42), (B43), (B44)" harfleri ile gösterilen kısımların ise Devletin hüküm tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, tarım arazisi olarak kullanılmadıkları ve mera bitki örtüsü ile kaplı bulundukları, mera vasfında oldukları anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle birleşen 2017/3 Esas sayılı dava dosyasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dava konusu 2 02... parsel sayılı taşınmazda 15.11.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B1) harfi ile gösterilen 1.599,62 m²lik kısmın kadastro tespit tutanaklarının iptali ile .... Noterliği, ... yevmiye numaralı ve 17.03.2017 tarihli mirasçılık belgesindeki ...mirasçılarının payları oranında tapuya tesciline, kalan kısımların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 1 96... parsel sayılı taşınmazda 15.11.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A4) harfi ile gösterilen 1.106,87 m²lik kısmın kadastro tespit tutanaklarının iptali ile .... Noterliği, ... yevmiye numaralı ve 17.03.2017 tarihli mirasçılık belgesindeki ... mirasçılarının payları oranında tapuya tesciline, kalan kısımların tespit gibi tapuya tesciline, birleşen dosya davacısı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 02... parsel sayılı taşınmazda 15.11.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B18) harfi ile gösterilen 8.712,73 m²lik kısmın kadastro tespit tutanaklarının iptali davacı ... adına tapuya tesciline, kalan kısımların tespit gibi tapuya tesciline, birleşen dosya davacısı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 02... parsel sayılı taşınmazda 15.11.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B19) harfi ile gösterilen 5.716,36 m²lik ve (B21) harfi ile gösterilen 181,65 m² kısmın kadastro tespit tutanaklarının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline, kalan kısımların tespit gibi tapuya tesciline, birleşen dosya davacısı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 2 02... parsel sayılı taşınmazda 15.11.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B38) harfi ile gösterilen 1.209,56 m²lik ve (B41) harfi ile gösterilen 2.977,28 m²lik kısmın kadastro tespit tutanaklarının iptali davacı ... adına tapuya tesciline, kalan kısımların tespit gibi tapuya tesciline, 1 96... ve 2 02... parsel sayılı taşınmazlardan talep edilen diğer kısımlarla ilgili taleplerin reddi ile tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kadim mera olduğunu, sonraki süreçteki kullanımın mera vasfını etkilemediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların etrafını saran mera parsellerinin kadim yada tahsisli mera olup olmadığı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi verilmediğini, etrafı mera ile çevrili taşınmazların mera olduğu ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken iktisap sağlamayacağının kabulü gerekeceğini, zirai bilirkişi raporlarının bilimsellik yönünden yetersiz incelemeyle oluşturulduğunu, Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere meraya komşu olan parsellerde meradan ayrılan noktaların ayrıntılı olarak açıklanması renkli fotoğraflarda ayrılan noktaların işaretlerde desteklenmesi gerektiğini ileri sürerek, açıklanan ve resen göz önüne alınacak diğer sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde dava konusu taşınmazların bir kısmının gerçek kişiler adına tesciline, geri kalan kısım yönünden ise tespit gibi tescillerine karar verilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ayrıca 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi gözetilmeksizin sicil oluşturacak infazı kabil bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında bozma sonrası 20 17... yılında olmak üzere iki kez keşif yapıldığı, yapılan keşifler sonucu çoğunluğunu aynı zirai bilirkişilerin oluşturduğu heyetçe düzenlenen iki farklı raporun dosyada bulunduğu, 2017 tarihli rapor ile 2018 tarihli raporda özel mülkiyete konu olabilecek taşınmaz kısımları, taşınmazların ilgili kısımlarında belirlenen vasıflar konusunda farklılıklar bulunduğu sabit olup söz konusu çelişkiler giderilmemiştir. Bununla birlikte taşınmazların sınırlarında derelerin yer aldığı gözetilerek, dava konusu taşınmaz bölümlerinin dere yatağı niteliğinde olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağında kalmıyorsa derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığı hususlarında jeolog bilirkişiden açıklayıcı rapor alınmamıştır. Hüküm tesis edilirken gerçek kişiler lehine tesciline karar verilen taşınmaz kısımlarının vasfının ne olduğu karar yerinde yazılmadığı gibi, taşınmazlar kadastro tespitinde mera vasfıyla sınırladırıldığı halde davanın kabul edilmeyen kısımları yönünden "tespit gibi tescillerine" dair karar verilmesi de usul ve kanuna aykırıdır. İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, daha önce bu dosyada görev almamış 3 ziraat, 1 harita, 1 jeolog ve 1 fen bilirkişisinden oluşacak heyetin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmalı, gerekirse toprak örtüsü ve bitki analizi de yapılarak taşınmazların vasfı tereddüte mahal verilmeyecek şekilde tespit edilmeli, bilirkişilerden denetime elverişli çelişkileri giderecek bilimsel rapor aldırılmalı ve oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir. Hüküm tesis edilirken gerçek kişiler lehine tesciline karar verilecek ise taşınmazın vasfa hüküm fıkrasında gösterilmeli, mera vasfında olduğunun kabulüyle hüküm tesis edilecek ise "mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına" şekilinde karar verilmelidir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.