Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1373 E. 2026/1478 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1373
Karar No
2026/1478
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/16 E., 2024/22 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma yapılması suretiyle incelenmesi davalı ... vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi ise asli müdahil ... AŞ vekili, davalı ... vekili ve davacı ... mirasçısı ... Kayyımı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2026 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü, temyiz eden ... Anonim Şirketi ve arkadaşları vekili Avukat ... ile davacı ... Kayyımı ... vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ...'in katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.03.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:dü: K A R A R Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 89... parsel sayılı 3.539 metrekare, 1 89... parsel sayılı 1.874 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla sırasıyla ... ve ... adına tespit edilmiştir.

Davacı ... ve paydaşları, 1995 yılında açtıkları dava ile murisleri adına kayıtlı Şubat 1962 tarihli 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazlar için davalılar ... ve ... adına kayıtlı 30.07.1976 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydının iptalini ve davalıların taşınmaza müdahalelerinin önlenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Asliye Hukuk Mahkemesince dava konusu taşınmazlar için 1 89... ve 19 parsel sayısı ile tutanak düzenlendiğinden bahisle verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dava, Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, 1 89... ve 19 parsel sayılı taşınmazların 2/3 payının ..., 1/3 payının ise ... adına tesciline karar verilmiştir. Hükmün davacı ... ve paydaşları ile davacı ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20.12.2012 tarihli ve 2012/5123 Esas, 2012/ 9648 Karar sayılı ilamıyla; "davacılardan ...'nin yargılama sırasında öldüğü mirasçılarının davaya dahil edilmeden yargılama devam edilerek taraf koşulunun sağlanmadığı" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine, dava konusu 1 89... ve 19 parsel sayılı taşınmazların 2/3 payının ..., 1/3 payının ise ... adına tesciline karar verilmiştir. Hükmün davacı ... ve arkdaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.06.2015 tarihli ve 2014/19720 Esas, 2015/9378 Karar sayılı ilamıyla "Davacı ... ve müştereklerinin ... Hanım'ın mirasçısı oldukları, tapu maliki ... ... ile ... ...’nin aynı kişi ve ... Hanım'ın ... (...) ...’nin kızı olduğu, dava konusu taşınmazın miri arazi niteliğindeki arazilerden ve kurulan vakfın da gayrisahih nitelikli vakıflardan olup ve olayda 1858 tarihli Arazi Kanunnamesinin uygulanmasına tapu kayıtlarının oluşum şekli itibariyle bir engel bulunmadığı, Arazi Kanunnamesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığını saptamak amacıyla, davacı tarafın dayanağını oluşturan çiftlik tapu kayıtlarının hukuki değerlerini kaybedip kaybetmedikleri yönünden yapılacak değerlendirmenin her bir taşınmaz bakımında ayrı ayrı yapılmasının zorunlu bulunduğu, ... Kadastro Mahkemesi’nin 1996/11 Esas sayılı dosyasında yapılan tapu kaydı kapsamının belirlenmesi işleminin dosyada davacı ... ve müşterekleri taraf olsa da, karşı tarafın taraf olmaması ve kapsam belirleme işleminin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/B ve C maddesinde yazılı ilkelere uyularak yapılmamış bulunması nedeniyle karşı tarafı bağlamayacağı, davacı ... ve müştereklerinin çiftlik tapu kayıtlarına dayandıkları, dayanılan kayıtlardaki hudutların arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi, hudutların nokta hudutlar olması, hudutların birbiriyle düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle, dayanılan kayıtların hudutlarıyla değil miktarıyla geçerli oldukları, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/B maddesinde yazılı “harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tesbit yapılır.” hükmü karşısında; arazinin ve sınırlarının yukarıda belirtilen özelliği nazara alındığında kayıtların sınırlarını sabit kabul edip buna göre hüküm kurmanın mümkün bulunmadığı, davacı ... ve müşterekleri, dava konusu taşınmaz üzerindeki karşı taraf zilyetliğinin kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu, malik sıfatıyla kullanmanın söz konusu olmadığını iddia etmiş iseler de bu yönde inandırıcı delil ibraz edemedikleri gibi, karşı tarafın arazi üzerindeki zilyetliklerinin kendilerine teb’an ve kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu ispat da edemedikleri, arazi başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve zilyet tanıklarının dava konusu taşınmazın öncesinin "hali arazi" niteliğindeki yerlerden iken, her aileye bir parça taşınmaz düşecek şekilde olmak üzere köylülerce parsellenerek kullanılmaya başlandığını bildirdikleri, dosyaya sunulan uzman ziraatçı bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın, tarım dışı arazi niteliğindeki yerlerden olduğu, uzman jeolog ve orman bilirkişi raporundaki açıklamaların da bu hususu doğruladığı, şu hale göre; dava konusu taşınmazın öncesinin hali arazi niteliğindeki yerlerden iken açılarak kullanılmaya başlandığının bildirilmesi karşısında, davalı tarafın zilyetliğinin, davacı ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri uyarınca hukuki kıymetini kaybettirecek nitelikte bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu durumda; davacı ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarındaki hudutların arazinin tamamının etrafını çevrelememesi, hudutların nokta hudutlar olması, hudutların birbirine düz hatlarla birleştirilmesiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan arazi bölümlerinin bulunması nedeniyle tapu kayıtları gayri sabit hudutlu olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/C maddesi uyarınca hudutlarıyla değil miktarıyla geçerli olduğu açıklanarak, doğru ve sağlıklı sonuca varılabilmesi için mahkemece öncelikle, aynı çalışma alanında (veya çiftlik hudutları içerisinde) yer alan taşınmazlarla ilgili dava dosyalarının birleştirilmesi, aynı tapu kayıtlarına dayanılarak tapu malikleri veya onların halefleri adına tescil edilen, bedeli davacılara ödenmek suretiyle kamulaştırılan veya herhangi bir nedenle bu kayıtların kapsamında kaldığı kabul edilip tescil edilen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri getirtilip dosyaya konulduktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada menfaati bulunmayan şahıslar arasında seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları ve teknik bilirkişilerin katılımıyla keşif icra edilmesi, keşif sırasında bu tapu kayıtlarının miktarıyla geçerli olduğu ve karşı tarafın yokluğunda 1996/11 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan kapsam tayininin bağlayıcı olmayacağı nazara alınarak, tapu kayıtlarının ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtta yazılı hudutların mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmesi, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen hudutların teknik bilirkişilere haritasında işaret ettirilmesi, kayıtların hudutlarının taşıdığı özellikler ve intikallerdeki değişiklikler konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınması, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu hususlarının sorulup saptanması, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılması, tapu kayıtlarının miktarlarıyla geçerli olduğu nazara alınarak, teknik bilirkişilere, sabit hudutlardan başlamak üzere her tapu kaydının miktarı kadar araziyi gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi, tapu kayıtlarına sabit hudutlardan başlamak üzere miktarları kadar yer ayırırken davacılar adına tespit edilip kesinleşen taşınmazlarla kamulaştırılan arazi bölümlerinin dikkate alınması ve özellikle dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibariyle davaya konu parseli kapsayıp kapsamadığının kesin olarak belirlenmeye çalışılması; aynı şekilde; davalı tarafın dayanağını oluşturan ve tescil ilamıyla oluşmuş tapu kaydı da 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen usul uyarınca mahalline uygulanarak dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının yöntemince saptanması, dava konusu taşınmazı kısmen veya tamamen kapsadığının belirlenmesi halinde tescil ilamının davalı ve Hazine arasında kesin hüküm oluşturacağının gözetilmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek; dava konusu taşınmazın davacı ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kaydının 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi çerçevesinde miktar itibariyle kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılması halinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/B maddesi uyarınca niza gününe kadar kayıt sahibinin kullanımı var ise tapu kaydına değer verilmesi; dava konusu taşınmazın davacı ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kaydının 3402 sayılı Kanun'un 20/B ve C maddelerindeki ilkelere göre belirlenecek olan kapsamında kalmadığı sonucuna ulaşılması halinde ise, davalı tarafça sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi ile tescil ilamıyla oluşmuş tapu kaydının kapsamına göre davalı taraf adına edinme koşulları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi, bu değerlendirme yapılırken, dava konusu taşınmazın malik hanesinin açık ve davalı olarak tespitinin yapılmış olması nedeniyle, davada 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2 maddesi uyarınca resen araştırma ilkesinin geçerli olacağının gözetilmesi” gereğine değinilmiş ve davacılar vekilinin bozma ilamına karşı karar düzeltme istemi reddedilmiştir. Yargılama sırasında ... Ticaret AŞ vekili vasıtasıyla, davacı ... ve arkadaşlarının tapudan gelen 2112/3840 paylarını satın aldığını ileri sürerek, adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu 1 89... ve 19 parsel sayılı taşınmazların 3840 pay kabul edilerek 2400/3840 payının müdahil şirket adına, geri kalan payın da hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.12.2021 tarihli ve 2021/5840 Esas, 2021/ 12536 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "Davacı ... ve arkadaşları tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde, ... mevkiinde kain 4000 dönüm yüzölçümlü Mart 12 90... /18 defter varak sayılı, sınırları “...”, “...”, “...” ve “... Çiftliği” olan, ... (../ .../...) mevkiinde kain 3000 dönüm yüzölçümlü Mart 12 90... /19 defter varak sayılı, sınırları “...”, “...”, “...”, “... ..” ve “... Çiftliği” olan, .. Maa Söğüt Çiftliği mevkiinde kain 7000 dönüm yüzölçümlü Mart 12 90... /20 defter varak sayılı, sınırları “Kocaalan Dağı ve ...”, ”Taşbük”, “...”, “...”, “...”, “...” ve “... Gediği” olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 13 26... , 3 ve 4 numaralı ve Şubat 19 62... , 2 ve 3 numaraları tapu kayıtlarına dayanılarak açılan tapu kaydının iptali ve el atmanın önlenmesi davası, dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, davacılar ... ve arkadaşlarının dayandıkları kök Mart 12 90... , 19... nolu çiftlik tapu kayıtlarının maliki ile davacılar arasında ırsi bağın bulunduğu, davacıların kök tapu malikinin mirasçıları oldukları, tapu kayıtlarının düzenli olarak intikal gördükleri ve hukuken geçerli kayıtlar oldukları,e ... ...... ....... Vakfının ........... vakıf niteliğinde olduğu ve çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazların şartların varlığı halinde Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanılabileceği ancak somut olayda arazi başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve zilyet tanıklarının, dava konusu taşınmazın eskiden beri tarım arazisi niteliğindeki yerlerden olup üzerindeki okaliptus ağaçlarının sonradan dikildiğini bildirmeleri, dosyaya sunulan uzman ziraatçı bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların tarım dışı arazi niteliğindeki yerlerden olduğunun, orman bilirkişi raporunda ise eylemli kızılçam ormanı olduğunun bildirilmesi karşısında, taşınmaz hakkında Arazi Kanunnamesinin 20... . maddesine dayalı olarak zilyetlikle kazanma hükümlerinin uygulanmayacağı, Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra, hem eldeki dosyada hem de aynı mahiyetteki diğer dosyalarda başkaca bir keşif ya da uygulama yapılmaksızın 2014/26 Esas sayılı dava dosyası kılavuz dosya seçilmek suretiyle davacı ... ve arkadaşlarının dayandığı çiftlik tapularının uygulanması için keşif yapıldığı ve bilirkişilerce anılan dosya kapsamında verilen asıl ve ek raporlar esas alınmak suretiyle, ..., ... ve ... Köyleri kadastro çalışma alanlarında bulunan taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilerek, taşınmazların çiftlik tapu malikleri ile tapu maliklerinden pay satın alan ... A.Ş. adına tesciline karar verildiğinin anlaşıldığı, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarındaki hudutların, arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi, yörede bulunan mevkii, dağ v.b. yerlerin isimlerini sınır olarak okuması, sınırların birbiri ile düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kalan ancak kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle, uygulanabilir olması halinde anılan tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20-C maddesi gereği sınırları ile değil miktarı ile geçerli olduğ, Öncelikle çözüme kavuşturulması gereken uyuşmazlık, miktarıyla geçerli olduğu kabul edilen çiftlik tapu kayıtlarının kapsamının nasıl tayin edileceği noktasında toplandığı, Mahkemenin kılavuz dosya kabul ettiği 2014/26 Esas sayılı dava dosyası,keşifler ve bilirkişi raporlarının incelenmesinde dava konusu 1 89... ve 19 parsel sayılı taşınmazların ... Köyünde bulunduğu, davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları ... ve ................(....) mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, dava konusu taşınmazların da ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebilen alanda kaldığı anlaşılmakta ise de, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, sabit bir sınır bulunmadığından tapu kayıtlarına miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı bu sebeplerle, Mahkemece, davacılar ... ve arkadaşları ile adı geçenlerden pay satın almak suretiyle müdahil olan ... Ticaret A.Ş. nin, ... Köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazların miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davalarının reddine, taşınmazların davalılar ... ve ...’in dayandığı tescil ilamı ile oluşan Temmuz 1976 tarih ve 11 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı bozma öncesi yapılan keşif ve alınan raporlarla belirlendiğinden davalılar adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda taşınmazların, bozma öncesi yapılan keşif ve alınan raporlarlar, Mahkemece kılavuz dosya kabul edilerek 2014/26 Esas sayılı dosyası üzerinde yapılan keşif ve alınan raporları ile eldeki dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve çiftlik tapu kayıtlarına miktarıyla kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı hususu gözetildiğinde; dava konusu 1 89... ve 19 parsel sayılı taşınmazların davalılar ... ve ...’in dayandığı tescil ilamı ile oluşan Temmuz 1976 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle; davacıların davasının reddine, ... ili ... ilçesi ... köyü 1 89... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptaliyle taşınmazların; 2/3 hissesinin davalı ..., 1/3 hissesinin davalı ... adına kadastro tespit tutanağındaki vasıfla tespit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları, asli müdahil ... AŞ, ... mirasçısı ... Kayyımı ... ve davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davacı ... ve arkadaşları ve asli müdahil ... Anonim Şirketi, davacı ... mirasçısı ... Kayyımı ... vekilinin temyiz itirazları bakımından; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalılar ... ... ve ... vekillerinin temyiz itirazları bakımından; Mahkemece kurulan temyize konu kararın gerekçe kısmında dava konusu taşınmazların 1 89... ve 19 parseller olduğu, bu taşınmazların çiftlik tapu kaydı kapsamında kaldığının ispatlanamadığı ancak davalıların dayandığı tescil ilamı ile oluşan Temmuz 1976 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulurken gerekçe kısmında 1 89... ve 19 parsellerin her ikisi yazıldığı halde hüküm kurulurken 1 89... parselin yazılmamış olması bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle; davacı ... ve arkadaşları, asli müdahil ... Anonim Şirketi ve davacı ... mirasçısı ... Kayyımı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yazan "1 89... parsel" kelimelerinin çıkartılarak yerine “1 89... ve 19 parsel” kelimelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı ... ve arkadaşları, asli müdahil ... Anonim Şirketi ve davacı ... mirasçısı ... Kayyımı ...'tan ayrı ayrı alınmasına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılar ... ve ...'e iadesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı ... ve arkadaşları ve asli müdahil ... AŞ'den alınarak vekille temsil edilen davalı ...'e verilmesine 1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Kararı temyiz eden tapu malikleri veya halefleri; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerlere ait üç adet tapu kayıtlarının olduğunu, tapu kaydı olan yerde zilyetliğe üstünlük verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına dayanılarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önce mahkemece tapu kayıtlarına dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davalarının reddine karar verildiği, tapuya dayanan davacılar tarafından reddedilen kararların temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16... . Hukuk Dairelerince tapuya dayanan davacıların dayanak tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararların lehlerine bozulduğu, bozma üzerine mahkeme hakimince önceki kararda direnildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takriben 20 adet dosyada tapuya dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararlarının bozulduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dayanak tapu kayıtlarının geçersiz olduğuna ilişkin davanın reddedilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacılara ait bir kısım yerin kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerinden bedeli ödenerek bir çok yerin satın alındığı, satın alınmaya çalışıldığı veya kiralanmak istendiği, ... Mahallesindeki taşınmazlara revizyon görerek bir kısım parsellerin tapu malikleri adına kesinleştiği, revizyon gören tapu kaydının iki sınırı ile ...’nü kapsayan tapu kaydının iki sınırının aynı olduğu, dolayısı ile diğer tapu kayıtlarının da hukuken geçerli olduğu, bazı davalar da tapu malikleri adına tesciline karar verilen dosyaların (örn.2022/8001 Esas) Dairemizce onandığı ve tapuya dayanan davacıların, tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğuna değer verilmesi gerektiği, Mahkemece yeniden taşınmazların başında keşif yapılarak taşınmazların sınırlarının belirlenerek davacıların tapusunun kapsamında kalan yerlerin tapu malikleri, ırsi veya akdi halefleri adına yazılması gerektiği kanaatinde olduğumdan kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1373, K. 2026/1478, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1373-e-2026-1478-k-102697f15b55