Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1377 E. 2026/1482 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1377
Karar No
2026/1482
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/21 E., 2024/18 K.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşma yapılması suretiyle incelenmesi müdahil davacı ... ... tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi ise davalılar ... vekili ve Hazine vekili, asli müdahil ... ile davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davalılar Hazine vekili Avukat..., Orman iddaresi vekili Avukat ..., ... ve arkadaşları vekili Avukat ... ... ile karşı taraftan ... ve arkadaşları vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, ... köyü ... mevki 1 49... parsel sayılı 1.198,328 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle, Köy Tüzel Kişiliğinin zilyetliğindeyken 1986 yılında ...'e satıldığı, onun da 2000 yılında bu yeri ...'a sattığı, halen bu kişinin zilyetliğinde olduğu, her ne kadar parsel üzerinde 2000 yılında yapılan tek katlı bir prefabrik ev ve depo bulunmaktaysa da bu yapıların köy kaçak yapı listesinde bulunduğundan bu nedenle niteliği değiştirmediğinden, söz edilerek ... adına tesbit edilmişse de, parselin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/181 Esasında tescil davasına konu edildiğinden söz edilerek, sevhven kesinleştirilen tutanak aslı istenerek parsel davalı hale getirilmiş, 1987/181 Esas sayılı dosyada dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılan 1 49... sayılı parselin tutanak aslı, olağan yöntemlerle malik hanesinin doldurulması ve tutanağın kesinleştirilmesi için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/181 Esasına kayıtlı dava dosyasında; davacı ... tarafından davalı sıfatıyla Hazine, ... Köyü Tüzel Kişiliği ve ... aleyhine açılan tescil davasıyla, ... ... mirasçıları ... arkadaşları tarafından davalı Hazine, ... ve Köy Tüzel Kişiliği ile ... taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 tarihli ve 63, 64 ve Şubat 1962 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları davalar birleştirilmiş, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5 ve 27. maddesi hükümlerine göre görevsizliğe ilişkin kararının kesinleşmesiyle, dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. ... Turizm Anonim Şirketi; dava konusu taşınmazın kendilerine ait Ocak 1996 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını, tapudaki payı oranında adına tescilini; ..10.04.1990 tarihli dilekçe ile müteriz davacıların iddia ettiği tapuda pay sahibi olduğunu, bu payı oranında adına tescilini; ... 18.07.2011 tarihli dilekçeyle, parselin kendisine ait olduğunu, ... ile ilgisinin olmadığını, kendi adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince davaların reddine, dava konusu ... köyü 1 49... sayılı parselin tesbitteki niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, parsel üzerindeki meyve ağaçlarının ve binaların ... ait olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine, ... ve davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “dava konusu 1 49... parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında kaldığından ve eylemli orman niteliğinde olmadığından davalılar Hazine ve Orman İdaresinin; lehlerine zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığından katılan ... ve davacı ...’ın temyiz itirazlarının yerinde olmadığı; çiftlik tapu kayıtlarına dayanan davacı ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının incelemesine gelince, 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Arazi Kanunnames'inin 20... . maddelerinin yürürlükten kaldırılmadığı, ...’ın, tapu maliki ... kızı ve mirasçısı olduğu, dolayısıyla tapu kayıtlarının davacılar adına tapuda yapılan intikallerinin kanuni olduğu, 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi gereğince parselin nitelik ve malikinin resen belirlenmesinin gerektiği açıklanarak, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye ilişkin en eski tarihli idari sınırlara ait harita ve diğer belgelerin getirtilmesi, ....Vakfiyesine ilişkin temessük kayıtları ile ... ... Mart 1290 tarihli ve 18, ...ös (..) ... .... 1290 tarihli ve 19 ve ... ... ... ..... ... 1290 tarihli ve 20 sayılı tapu kayıtlarının tüm tedavül kayıtlarının ve revizyon gördüğü kadastro parsellerinin, söz konusu tapu kayıtlarının uygulandığı derdest ve kesinleşmiş dava dosyalarının getirtilmesi, yapılacak keşif ile dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan ... ... .. Çiftliği, ... ... ve .. Çiftliği tapularında ... ..., ........ ve ... sınırlarının ortak sınır, ... (...), ... (...) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde Devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun Devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, ... Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, .......... Çiftliği tapusunun ... köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere uygulandığı da gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi, tapu kayıtları sınırında yazılı ... sınırının tapu tesisinde ........ Çiftliği olarak gösterilmesi nedeniyle “....”ün nokta halinde mevki ismi olmayıp, ..., ...... ve ....... ... çiftliklerinin batı sınırını oluşturan çiftlik arazisi olabileceği düşünülerek uygulama yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerin yöntemince giderilmesi, revizyon parselleri ile ... (...) ve ... (...) Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında ... köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtlar 3402 sayılı Kanun'un 20... . maddeleri hükmüne göre sabit sınırla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak genel kadastroda revizyon gördüğü, çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Diğer yandan öncesinde ayrı bir dava olarak görülen ve davacı ... tarafından, kök murisi ... ...’den kaldığı ileri sürülerek Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası ve bu davaya karşı ... ... tereke temsilcisi tarafından ...’ın açtığı davanın reddi istemine yönelik dava birleştirilmiş, bilahare taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle dava Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve İlk Derece Mahkemesince, birleştirilen bu dosyadaki dava konusu 3 24... ve 8 parsel sayılı taşınmazların ... adına tesciline karar verilmiş, temyiz üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ilamıyla; “... ve arkadaşlarının dayandığı tapu kayıtları ve delillerin gereği gibi uygulanmadığı, Arazi Kanunnamesi'nin şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılmadığı belirtilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur. Yargılama sırasında müdahil davacı ..., davacılar ... ve arkadaşları tapudan gelen bir kısım paylarını satın aldığını ileri sürerek, adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak ve her iki davanın birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda; davacılar ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ... Şirketinin davasının kabulüne, dava konusu 1 49... , 3 24... ve 8 parsel sayılı taşınmazların 3840 pay kabul edilerek 2400 payının ... adına, geri kalan payların hisseleri oranında ... ve arkadaşları adına tapuya tesciline, davacılar ... ve ... ile birleşen dosya davacısı ... hakkında kararın Yargıtay safhasında kesinleştiği anlaşıldığından adı geçenler açısından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davalılar ... vekili, Hazine vekili, ... vekili ile katılan ... tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 07.12.2021 tarihli ve 2021/11106 Esas, 202/12535 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; " İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, öncelikle ... köyünde 2007 yılında yapılan kadastro çalışmasında, dava konusu 1 49... parsel sayılı taşınmaz müdahil ..., 3 24... ve 8 parsel sayılı taşınmazlar davacı ... adına tespit edilmiş ise de, anılan taşınmazların kadastro çalışması sırasında Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olmaları nedeniyle malikhanelerinin açık bırakılarak tutanaklarının Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, malikhanelerinin doldurulmuş olması hukuken bir sonuç doğurmayıp 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi gereğince gerçek malikinin kim olduğunun İlk Derece Mahkemesince resen araştırılarak belirlenmesi gerektiği, davalı ... Başkanlığının temyizi yönüyle; davacı ... ile davacı ... tarafından açılan tescil davasında kanuni hasım olan ... Köyü Tüzel Kişiliğinin davalı olarak gösterildiği, davanın Kadastro Mahkemesine aktarılmasından sonra kişiler adına tesciline dair verilen önceki günlü hükmün davalı ... Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmediği, ... Köyü yönüyle kesinleşen önceki günlü kararın ... Belediye başkanlığını da bağlayacağı, yeni hükümle de ayrıca aleyhine bir durum yaratılamadığından temyiz inceleme isteminin reddinin gerektiği, davalı ... İdaresinin temyizi yönüyle; ... tarafından açılıp Kadastro Mahkemesine aktarılmakla 1 49... parsel hakkında verilen ve yine davacı ... tarafından açılan ve Kadastro Mahkemesine aktarılmakla 3 24... ve 8 parsel sayılı taşınmazlar hakkında zilyetler adına tesciline dair verilen önceki günlü kararların ... tarafından da temyiz edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesinde taşınmazların öncesinin orman olmadığı gerekçesiyle davalı ... İdaresinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildiği ve böylece önceki günlü hükmün davalı ... İdaresi yönüyle kesinleştiği, bozma sonrasında verilen dava konusu hükümle de işin esası yönüyle aleyhe bir durum yaratılmadığından; davalı ... İdaresinin işin esası hakkındaki temyiz inceleme isteminin reddinin gerektiği, vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı Katılan ...'ın dava konusu 1 49... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme ilişkin temyiz itirazları yönüyle; İlk Derece Mahkemesince verilen önceki günlü karar ile 1 49... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tesciline, krokisinde gösterilen binalar ile sayıları, yaşları ve cinsleri belirtilen ağaçların muhdesat olarak beyanlar hanesinde gösterilmesine dair kararın katılan ... tarafından temyiz edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, karar düzeltme isteminin de aynı şekilde reddedilmesi karşısında, katılan ...’ın mülkiyete yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak muhdesatların katılana ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, adı geçen lehine bozma ilamıyla oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edilmesi isabetsiz olduğu gibi hüküm fıkrasının 5.bendinde “katılan hakkındaki kararın Yargıtay safhasında kesinleştiği anlaşıldığından adı geçen açısından karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm kurulmasının doğru olmadığı, davalı Hazine vekilinin dava konusu 1 49... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme ilişkin temyiz itirazları yönüyle; İlk Derece Mahkemesince, önceki tarihli kararla taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği ve davacı ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları kabul edilerek hükmün, dayandıkları çiftlik tapularının uygulanması için araştırma ve incelemeye yönelik bozulduğu, ancak bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif, alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yukarıda ayrıntılı olarak anlatılan sebeplere dayanılan çiftlik tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın Hazine adına tesciline (beyanlar hanesinde muhdesatların katılan ...’a ait olduğu gösterilmek suretiyle) karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, katılan ...’ın ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile dava konusu 1 49... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün bozulmasına, davalı Hazine vekilinin ve davacı ... vekilinin dava konusu 3 24... ve 8 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yönüyle; İlk Derece Mahkemesinin önceki tarihli kararıyla, taşınmazların davacı ... adına tesciline karar verilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde, davacı ... ve arkadaşlarının ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek, hüküm davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları çiftlik tapu kayıtlarının uygulanması ve miktarıyla geçerli kapsamının belirlenmesi ve Arazi Kanunnamesi'nin 20. ve 78. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması gereğine işaret edilerek bozulmuş ise de; bozma ilamı doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif, alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ... ve ... (...) mevkili çiftlik tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı, bu nedenle Arazi Kanunnamesi'nin 20... . maddesi şartlarının davacı ... lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinin hukuken bir öneminin kalmadığı, davacı ... tarafından tescil davasının açıldığı 1989 tarihi itibarıyla 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesi koşullarının davacı ... lehine gerçekleştiği anlaşılmakla; dava konusu taşınmazların davacı ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmadığından, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının belirtilen nedenlerle kabulü ile dava konusu 3 24... ve 8 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün bozulmasına" karar verildiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ...'ın davasının kabulüne, ... ili ... ilçesi ... (köyü) Mahallesi ... mevki tapunun 3 24... ve 8 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına tespit ve tapuya tesciline, ... ili ... ilçesi ... (köyü) Mahallesi 1 49... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline, bu taşınmazın üzerinde bulunan ve müdahil ...'a ait olduğu anlaşılan ve fen bilirkişisi raporuna ekli krokide gösterilen binaların ve yine taşınmaz içerisinde bulunan 3 adet 6-7 yaşlarında incir, 8 adet 4-5 yaşlarında portakal, 2 adet 4-5 yaşlarında kayısı, 3 adet 4-5 yaşlarında armut ağacı, 1 adet 5 yaşlarında yenidünya, 1 adet 20 yaşlarında badem, 13... yaşlarında akasya ağacının muhtesat olarak müdahil davacı ... adına tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine ve diğer davacıların davasının reddine karar verilmiş; hüküm, asli müdahil ... ..., davacı ... ve arkadaşları ile asli müdahil... Anonim Şirketi vekili, davalılar Hazine ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine ve ... vekilleri, asli müdahil ... ..., davacılar ... ve arkadaşları ile asli müdahil... Anonim Şirketi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Duruşma için takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar Hazine, ... ve ... ve arkadaşlarından alınarak vekille temsil edilen davacı-karşı davalı ... ve arkadaşlarına verilmesine, Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Kararı temyiz eden tapu malikleri veya halefleri; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerlere ait üç adet tapu kayıtlarının olduğunu, tapu kaydı olan yerde zilyetliğe üstünlük verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına dayanılarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önce mahkemece tapu kayıtlarına dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davalarının reddine karar verildiği, tapuya dayanan davacılar tarafından reddedilen kararların temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16... . Hukuk Dairelerince tapuya dayanan davacıların dayanak tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararların lehlerine bozulduğu, bozma üzerine mahkeme hakimince önceki kararda direnildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takriben 20 adet dosyada tapuya dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararlarının bozulduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dayanak tapu kayıtlarının geçersiz olduğuna ilişkin davanın reddedilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacılara ait bir kısım yerin kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerinden bedeli ödenerek bir çok yerin satın alındığı, satın alınmaya çalışıldığı veya kiralanmak istendiği, ... Mahallesindeki taşınmazlara revizyon görerek bir kısım parsellerin tapu malikleri adına kesinleştiği, revizyon gören tapu kaydının iki sınırı ile ...’nü kapsayan tapu kaydının iki sınırının aynı olduğu, dolayısı ile diğer tapu kayıtlarının da hukuken geçerli olduğu, bazı davalar da tapu malikleri adına tesciline karar verilen dosyaların (örn.2022/8001 Esas) Dairemizce onandığı ve tapuya dayanan davacıların, tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğuna değer verilmesi gerektiği, Mahkemece yeniden taşınmazların başında keşif yapılarak taşınmazların sınırlarının belirlenerek davacıların tapusunun kapsamında kalan yerlerin tapu malikleri, ırsi veya akdi halefleri adına yazılması gerektiği kanaatinde olduğumdan kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1377, K. 2026/1482, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1377-e-2026-1482-k-dd1216bd3c80