Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2649 E. 2025/4878 K. – Uygulama Kadastr
Konu: Uygulama Kadastrosun İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2649
- Karar No
- 2025/4878
- Karar Tarihi
- Konu
- Uygulama Kadastrosun İtiraz
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/79 E., 2025/199 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gümüşhane Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/68 E., 2023/28 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosun itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Gümüşhane ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve davacı Hazine adına tapuda kayıtlı olan eski 1193 parsel sayılı ve 314,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 140 ada 1 parsel numarasıyla ve 116,19 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili; uygulama kadastrosunun hatalı yapıldığı iddiası ile tespite itiraz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacı taraf vekiline, Kadastro Müdürlüğüne yönelterek açmış olduğu davada; muteriz hazine aleyhine ortak sınır değişen 140 ada 2 parsel sayılı taşınmaz malikini davaya dahil etmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115/2. maddesi gereği 2 haftalık kesin süre verildiği, noksanlığın giderilmemesi durumunda dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedileceğinin duruşma zaptı ekli tebligat ile ihtar edildiği; davacı vekilinin; "söz konusu taşınmazın malik sütununda Hazine yazdığı için davaya dahil edilme gereği görülmediğini" dilekçesinde beyan ettiği; 140 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastro pafta sınırının, güncelleme çalışması neticesinde alayhine değişmiş olup Mahkememizce verilen kesin mehil içerisinde davaya dahil edilmesinin lüzum arz ettiği 140 ada 2 parsel sayılı taşınmaz maliki davaya dahil edilmediğinden, davanın; 6100 sayılı Kanun'un 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmaz üzerinde tesis ve uygulama kadastrosu sırasında bina (ev) bulunduğu, taşınmazın kadastro tutanaklarına yazılan vasfının da ev olduğu, evin sınırlarında ve yapısında zaman içerisinde herhangi bir değişiklik meydana gelmediği, tesis kadastrosu sırasında evin konumun hatalı belirlendiği ve gerçek konumuna göre bir miktar kaydırma yapıldığı, uygulama kadastrosunda evin gerçek konumuna göre sınır çizildiği ve yapılan kaydırmanın düzeltildiği, kaldı ki uygulama kadastrosunda komşu 140 ada 2 parsel değil sınırdaki yol lehine bir takım değişiklikler olduğunun düşünülebileceği, davaya dahil edilecekse de yola ilişkin taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, nitekim yoldan dolayı köy tüzel kişiliğinin davaya dahil edildiği, dolayısıyla taraf teşkilinin bu şekilde tamamlandığı, kaldı ki 140 ada 2 parselin zaten davacı Hazine adına tapuda kayıtlı olup davaya dahil edilmesi gereken başkaca bir taraf da bulunmadığı, hal böyle olunca mahkemece işin esasına geçilerek davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı bir takım değerlendirmelerle yazılı şekilde davanın usulden reddine kararı verilmesi isabetsiz ise de ret kararının sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla, istinaf edenin sıfatı ve aleyhe bozma yasağı nedeniyle bu husus kaldırma sebebi yapılmamış ve eleştiri konusu yapılmakla yetinilerek davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, davacı vekilince bu kez temyiz isteminde bulunulmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.