Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2433 E. 2026/4265 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2433
Karar No
2026/4265
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/979 E., 2025/182 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/51 E., 2023/62 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davaların davacısı Hazine vekili ve davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında, 1 08... parsel sayılı 4.570,24 m² yüzölçümündeki zeytinlik vasıflı taşınmaz ile 1 01... parsel sayılı 7.643,99 m² yüzölçümündeki tarla vasıflı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili asıl ve birleşen dava dosyalarına sunduğu dava dilekçelerinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 01... ile 1 08... parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olmadığı gibi davalı lehine imar-ihya ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevabında; dava konusu taşınmazların imar ve ihyasını tamamlayarak 1990 yılından bu yana kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "asıl dava bakımından, dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmazın çalılık olarak tescil harici bırakıldığı, eğiminin %18 olduğu, bu nedenle orman muhafaza karakteri taşıdığı, eski tarihli hava fotoğraflarına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada; 1953, 19 57... yıllarında üzerinde tam kapalılıkta maki elamanları bulunan ormanlık alan olduğu, 1980'li yılların sonları 1990'lı yılları arasında üzerindeki bitki örtüsünün temizlenerek imar ihyasının tamamlandığı, ekin ekilerek tarımsal faaliyete başlandığı, 1990'lı yıllardan sonra zeytinliğe çevrildiği, tespit tarihine kadar zeytinlik olarak kullanıldığı, her ne kadar taşınmaz yirmi yılı aşkın zamandır kullanılmışsa da, taşınmazın öncesinin orman olduğu dikkate alındığında, çekişmeli taşınmazın imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hükümlerine göre iktisabının mümkün olmadığı; birleşen dava yönünden ise, davaya konu 1 01... parsel sayılı taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşımadığı, en eski hava fotoğraflarına göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazın eğimi her ne kadar %12'den yüksek ise de taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olmadığı, zilyetlik yönünden incelenmesinde ise, taşınmazın 1953 yılından önce imar ve ihyasının tamamlanarak 1953 yılından 2010 yılının ortalarına kadar ekin ekilmek ve üzerindeki zeytinleri toplamak suretiyle kullanıldığı, 2010 yılının ortalarından sonra tamamının zeytinliğe çevrildiği, halen de zeytinlik olarak kullanıldığı, kadastro tespitinin en az yirmi yıl öncesinden beri malik sıfatıyla çekişmesiz ve kesintisiz olarak kullanıldığı ve zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerine engel bir hususun olmadığı" gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne ve 1 08... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tespitteki vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, birleşen davanın reddi ile 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "İlk Derece Mahkemesince evveliyatı itibariyle tam kapalılıkta maki bitki örtüsü ile kaplı olup orman niteliğinden olan dava konusu 1 08... parsele ilişkin davanın kabulüne; orman niteliğinde olmayan ve tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla zamandır tarım arazisi olarak kullanılan ve 3402 sayılı yasanın 14. ve 17. maddelerinde düzenlenen mülkiyet edinme şartlarının davalı lehine gerçekleştiği anlaşılan 1 01... parsele ilişkin birleşen davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu" gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; birleşen davada dava konusu 1 01... parsele ait 20 04... yılı uydu fotoğraflarında ve eski tarihli hava fotoğraflarında, taşınmazın tamamı üzerinde zirai faaliyetin olmadığının, imar ve ihyanın tamamlanmadığının ve zilyetliğinin en az 20 yıldan beri malik sıfatıyla sürmediğinin açık olduğunu, dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın 1995 yılında imar ve ihyasının tamamlandığını söyleme imkanının olmadığını, zilyetlikle kazanım koşullarının davalı yararına gerçekleşmediğini belirterek, birleşen davanın reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı temyiz dilekçesinde; asıl dava yönünden İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiğini, ... Mahallesinde orman kadastrosunun 1988 yılında kesinleştiğini ve dava konusu 1 08... parselin kesinleşen orman sınırı içinde kalmadığını, bilirkişi heyetinin taşınmazın evveliyatının ve 1990 yılı öncesinin tam kapalılıkta maki elemanları ile kaplı olduğu ve herhangi bir tarımsal faaliyete konu edilmediği yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu, taşınmazlardaki imar-ihya faaliyetlerinin 1980 yılında tamamlanıp 1990'lı yıllarda da zeytin ağacı dikildiğini belirterek, asıl davanın kabulüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığı ve davalı yararına zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. 1. Birleşen davanın konusu olan 1 01... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Asıl davanın konusu olan 1 08... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğraflarında makilik alanda kaldığı, eğiminin % 12'den fazla olduğu ve bu nedenle toprak muhafaza karakteri taşıdığından öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme, taşınmazın öncesi itibarıyla orman olup olmadığını belirlemede yeterli değildir. Şöyle ki; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) orman sayılan yerleri düzenleyen 1. maddesinin (j) bendinin karşıt anlamından (mefhum-u muhalifinden), orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda veya makilerle örtülü yerlerin orman sayılacağı sonucuna ulaşılmaktadır. 20.11.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Orman Kadastrosu ve (2/B) Uygulama Yönetmeliği'nin 14/o maddesinde, orman ve toprak muhafaza karakteri; üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonunu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi %12 den fazla olan yerler olarak tanımlanmıştır. 6831 sayılı Kanun’un 23. maddesinde de ziraat vekaletince, arazi kayması ve yağmurlarla yıkanması tehlikesine maruz olan yerlerdeki ormanlarla, meskün mahallerin havasını, şose ve demiryollarını, toz ve kum fırtınalarına karşı muhafaza eden ve nehir yataklarının dolmasının önüne geçen veya memleket müdafası için muhafazası zaruri görülen Devlet ormanları veya maki veya fundalarla örtülü yerlerin daimi olarak muhafaza ormanı olarak ayrılabileceği düzenlenmiştir. Tüm bu düzenlemelere göre; makilik, fundalık, çalılık, pırnallık, meşelik vb. türünden bitki örtüsü ile kaplı yerlerin, eğiminin % 12 den fazla olmasının tek başına o yerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı anlamına gelmeyeceği ve dolayısıyla orman sayılan yerlerden olması için yeterli bulunmayacağı anlaşılmaktadır. Bu tür yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması için eğime ilave olarak yukarıda belirtilen diğer unsurların da bir ya da birkaçının birlikte bulunması gerekmektedir. Uzman bilirkişilerce yukarıda belirtilen bitki örtüleri ile kaplı, % 12 den fazla eğime sahip yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığına ilişkin rapor hazırlanırken; bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği, gerekirse laboratuvarda yapılacak toprak analizi ile elde edilecek bilimsel veriler ve maddi bulgulara aykırı düşmeyen hüküm kurmaya yeterli, Yargıtayın, İlk Derece Mahkemesince ve tarafların denetimine elverişli olmasına özen gösterilmelidir. Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz yönünden, eğim dışında aranan diğer koşullar araştırılmadığı gibi, taşınmaz üzerinde imar ve ihya çalışmalarının ne zaman başlayıp tamamlandığı ve taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığı konusunda da yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı ile yeniden keşif yapılarak, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmesi, çekişmeli taşınmazların seri bazda yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında kaldığının belirlenmesi halinde ise hem en eski hem de dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları incelenmek sureti ile taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; en eski tarihli hava fotoğrafında açık renkli görünümde üzerinde bir kaç adet ağaç/bitki formu bulunan ve % 12 den fazla eğime sahip dava konusu taşınmazların, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonunu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunup bulunmadığı, bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği ile birlikte değerlendirilerek orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığı tereddütsüz olarak belirlenip, orman sayılan yerlerden olup olmadığı saptanmalıdır. Yukarıda yapılacak araştırma sonucu taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, İlk Derece Mahkemesince davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekmekte olup, bu doğrultuda; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesi stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yaptırılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişinin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, bunların yanı sıra, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne zaman yapıldığı ve hangi tarihte kesinleştiği, dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğü araştırılmalı, bu hususlara ait belge ve tutanaklar ile haritalar temin edilerek dosya içerisine alınmalı ve böylelikle taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı net olarak belirlenmeli; tüm bu araştırmalardan sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında seri bazda yapılmayan orman kadastrosu uyarınca orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten, imar planı kapsamına alınma tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı belirlenip dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından. hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı ... vekilinin birleşen davaya konu 1 01... parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen davanın reddine ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının anılan parsel yönünden ONANMASINA, Davalının, asıl davaya konu 1 08... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının anılan parsel yönünden BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2433, K. 2026/4265, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2433-e-2026-4265-k-ab0d9ff753a7