Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/234 E. 2026/2211 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/234
- Karar No
- 2026/2211
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/250 E., 2024/4272 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/517 E., 2022/123 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31.03.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalılar ... Vakfı ve arkadaşları vekili Avukat... ve ... vekilleri Avukat ... ...geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 01.04.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Vakfın, 1 Kasım 2017 tarihli olağan Mütevelli Heyeti toplantısının ve alınan yok hükmündeki kararların iptaliyle hukuka aykırı işlem, karar ve uygulamaları nedeniyle tespit edilen kambiyo zararlarıyla tespit edilecek vakıf zararlarının davalılar ..., ..., ... ve ...'den müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının vakfı, her kararını yargıya taşıyarak işlevsizleştirmeye çalıştığını, eldeki davanın da kötü niyetli olarak açılmış olduğunu, resmi senedin 11. maddesine göre davacının ömür boyu tabi başkan olduğu iddiası yargıya taşınmış olup sonucunu beklemekten başka yapılacak bir şey bulunmadığını, bu itibarla yönetim kuruluna seçilemeyişi mütevelli heyetinin takdirinden başka birşey olmadığını, davacının beyanlarının tamamen ön yargılı ve tahmine dayandığını, bilmediği konularda tamamen tahmin yürüterek insanları zan altına bırakmanın hukuki ve ahlaki sorumlulukları bulunduğunu, müvekkilleri yönetime geldikleri tarihten beri davacının kötü niyetli dava ve ihtarlarıyla uğraşmakta, hukuki durum netleşmediği için ihtiyatlı hareket etmekte ve vakfın sadece zorunlu faaliyetlerini yürütmekte olduklarını belirterek, haksız davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan tüm deliller ile dosya kapsamına göre davacı tarafından ......Vakfı'nın zarara uğratıldığından bahisle dava açılmış ise de bilirkişi vasıtasıyla yapılan incelemede vakfın zarara uğratılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının vakfın zarara uğratıldığı iddiasını ispat edemediği, İlk Derece Mahkemesince alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 20.05.2021 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, davalı Vakfın 01.11.2017 tarihli olağan Mütevelli Heyeti toplantısının ve alınan yok hükmündeki kararların iptalinin yanı sıra, karar ve uygulamalarıyla kambiyo zararı bulunduğu iddası ve bu zararların davalı Vakıf dışındaki davalılardan tahsili istemlerine ilişkindir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 141/3. hükmünde "Bütün Mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır." hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün kapsamı" başlıklı 297. maddesinin birinci fıkrasının "c" bendinde; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, dava konusu vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri." aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde, İlk Derece Mahkemeleri tarafından verilecek kararlarda hangi hususların bulunması gerektiğiyle ilgili olarak düzenleme yapılmıştır. Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kararların gerekçeli, hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olması gereklidir. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Hükmün kapsamına ilişkin düzenlemeler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine bir düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek Mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava dilekçesinde birden fazla talep olup bunlardan ilki; davalı Vakfın 01.11.2017 tarihli olağan Mütevelli Heyeti toplantısının ve alınan yok hükmündeki kararların iptali, ikinci talebin ise karar ve uygulamaları nedeni ile kambiyo zararları bulunduğu iddiası ve bu zararların davalı Vakıf dışındaki davalılardan tahsili talebine ilişkindir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, vakfın zararının tahsili yönünden değerlendirme yapıldığı ancak ilk talep olan davalı Vakfın 01.11.2017 tarihli olağan Mütevelli Heyeti toplantısının ve alınan yok hükmündeki kararların iptali yönünden Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun'un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği, kararın hangi sebep ya da sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği görülmüştür. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler ve ilkeler ile davanın reddine dair oluşturulan hüküm de gözetilerek vakıf zararının tahsili yanında davalı Vakfın 01.11.2017 tarihli olağan Mütevelli Heyeti toplantısının ve alınan yok hükmündeki kararların iptali yönünden de anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren bir karar vermek olmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.