Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/518 E. 2026/2208 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/518
Karar No
2026/2208
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/500 E., 2024/4490 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/614 E., 2022/347 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı derneğin kuruluş ve devamındaki faaliyetlerinin kanunlara aykırı olduğunu, dernek merkez kaydının bulunmadığını, genel kurul toplantılarının kanuna uygun ve zamanında yapılmadığını, dernek yetkililerinin izinsiz ve ruhsatsız olarak bağış ve yardım topladıkları ve toplanan yardımları zimmetlerine geçirdiklerini ileri sürerek amacı kanuna ve ahlaka aykırı hale gelen derneğin kapatılmasını istemiştir. II. CEVAP Davalı Dernek temsilcisi cevap dilekçesinde; davacı ...'ın, müvekkili dernek başkanı ...ile yaşadığı husumet üzerine yaklaşık 2 yıldır istikrarlı bir şekilde ...a zarar vermek amaçlı iftiralarda bulunduğunu, nitekim ...ın müşteki, davacının şüpheli/sanık olarak yargılandığı birçok soruşturma ve ceza davasının devam ettiğini, müvekkili dernekçe alınan tüm aidatlar ve bağışlar sokak hayvanlarına ve bakıma muhtaç hayvanlara harcandığını, alınan aidatlara ilişkin makbuz kesildiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 89. madde hükmü gereği Mahkemece derneğin kapatılmasına karar verilmesi için derneğin amacının kanuna ve ahlaka aykırı hale geldiği yönünde kanaate ulaşılması gerektiği, bir derneğin kapatılabilmesi, derneğin suç sayılan eylemlerin kaynağı haline geldiğinin "süregelen" ve "birden çok eylemin varlığının" saptanması ile mümkün olduğu, bu bağlamda somut olayda, tanzim edilen bilirkişi raporundaki tespitler ışığında derneğin "suç sayılan eylemlerin kaynağı haline geldiği" yahut "amacının ahlaka aykırı hale geldiği" koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceğinden, derneğin kapatılması istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı, davalı dernek tarafından kayıtların tutulması ve bağışların toplanması aşamasında mevzuatın öngördüğü hükümlere riayet edilmemesi hususlarına ilişkin olarak ilgili mevzuatlarda öngörülen idari para cezası dahil diğer yaptırımların uygulanmasının söz konusu olabileceği kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut delil durumuna göre, derneğin kanuna ve ahlaka aykırı hale geldiğine ilişkin ileri sürülen iddialar sebebiyle dernek yöneticilerinin yargılanması söz konusu olmadığı gibi bu eylemler sebebiyle ancak dernek yöneticilerine ceza verilmesini gerektireceğinden bu haliyle davaya konu edilen eylemlerin, davalı derneğin bu suçun "kaynağı" haline geldiğini göstermeye yeterli kabul edilemeyeceği, nitekim, Anayasa Mahkemesi, Anayasanın 103. maddesini "kanunsuz siyasi faaliyetlerin mihrakı olmayı suçun kesif şekilde işlenmesi, birden fazla mahkumiyet,..." şeklinde yorumladığı, (Anayasa Mahkemesinin 14.07.1993 tarihli, 92/1 - 93/1 sayılı kararı) açıklanan bu olgular gözetildiğinde davalı derneğin kapatılma isteminin reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, 4721 sayılı Kanun'un 89. maddesi kapsamında Derneğin amacının kanuna aykırı hale geldiği gerekçesi ile derneğin feshi istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Dernekler, 4721 sayılı Kanun'a göre üç temel şekilde sona erer: kendiliğinden sona erme (madde 87), genel kurul kararıyla fesih (madde 88) ve mahkeme kararıyla fesih (madde 89). Derneklerin mahkeme kararı ile feshine dair 89. maddedeki düzenlemeye göre; "Derneğin amacı, kanuna veya ahlâka aykırı hâle gelirse; Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme, derneğin feshine karar verir." Öncelikle mahkeme kararı ile derneğin feshini kim yada kimlerin isteyebileceği üzerinde durulmalıdır. Amacı kanuna ve ahlâka aykırı hale gelen bir dernek, Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin talebiyle mahkemece feshedilir (TMK madde 89) Cumhuriyet savcısı kendiliğinden veya derneğin merkezinin bulunduğu yerdeki en büyük mülkî idare amirinin talebiyle mahkemeden derneğin feshini isteyebilir. (Özsunay, s. 336; Akipek, G.Jale/ Akıntürk, Turgut: Türk Medeni Hukuku Yeni Medeni Kanuna Uyarlanmış Başlangıç Hükümleri, Kişiler Hukuku, C.I, 4.Bası, Ankara 2002. , s. 665. ) Kanunda geçen “ilgili” teriminin kapsamı belirlenirken herhangi bir ölçüt olmaksızın herkesin işbu davayı açabileceğinin kabulünün Kanunun amaçladığı bir durum olmadığı, nitekim kamu menfaatinin temsilcisi olarak istemde bulunma yetkisinin dahi idarî amirlere değil, Cumhuriyet savcılarına tanınmış olduğu böyle bir durumda, mülkî amir ancak derneğin feshi davasını açması için Cumhuriyet savcısına bildirimde bulunabileceği de dikkate alınmalıdır. Derneğin feshi davasını açabilecek ilgililerin derneğin üyeleri yanında, derneğin alacaklılarının, hatta aynı amacı güden başka bir derneğin üyelerinin de, bu fesih davasını açabileceği kabul edilmektedir. (Aysoy, s. 603; Saymen, Ferit H. : Türk Medeni Hukuku Şahsın Hukuku, C. II, 2. Bası, İstanbul 1948., s. 173-174; Özsunay, s. 336¸ Akipek/Akıntürk, , s. 665. ) Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, incelemeye konu davanın dernek üyesi olmayan, dava dilekçesindeki anlatıma göre sosyal ağ siteleri üzerinde belli tanınmışlığı olan, takipçi sayısı yadsınamayacak derecede bulunan bir birey olduğu, herhangi bir kamusal faaliyete tabi olmaksızın yalnızca evinde dahi 10 yardıma muhtaç hayvanı sahiplenerek bakımlarını üstlenen gerçek bir hayvan sever olduğu, bağışta bulunduğu, sosyal ağlar üzerinden kendisine iletilen davalı derneğe ilişkin şikayetleri dile getiren ve bu konuda uğraş veren sosyal sorumluluk sahibi birisi olarak ifade edilmiştir. Davacının, Kanunun aradığı ilgili sıfatını taşıyan kişi olarak değerlendirilemeyeceğinden açılan davanın davacının aktif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmektedir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibarıyla doğru görüldüğünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince gerekçesi düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin (V.B.1) no.lu bentte yazılı nedenlerle diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının (V.B.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/518, K. 2026/2208, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-518-e-2026-2208-k-8df83f45b38b