Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1827 E. 2026/2168 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1827
- Karar No
- 2026/2168
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1939 E., 2023/1184 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/137 E., 2020/47 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davalılar ... ve arkadaşları vekili Avukat ... ile karşı taraftan asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili Avukat ... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Kadastro sırasında,...yü çalışma alanında bulunan 13 parsel sayılı 181.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir. 2. İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı ... ve ...dava dilekçesinde; 14.10.1954 tarihli ve 12, 15, 17 sıra numaralı ve Şubat 1957 tarihli ve 2 ve 5 sıra numaralı tapu kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu 13 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile taşınmazın adlarına tescilini talep etmiş; bilahare, Yargılama sırasında ..., aynı tapu kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu 13 parsel sayılı taşınmazın 1/2'sinin adına tescili talebiyle davaya katılmıştır. II. CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış; davalı ... ve arkadaşları vekili yargılama sırasında sunduğu dilekçe ve beyanlarında; davacıların dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazla ilgisinin bulunmadığını, başka taşınmazlara revizyon gördüğünü, davalılar murisi ... tarafından ekilip biçilen dava konusu taşınmazın adına tespit edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı ve müdahil dayanağı tapu kayıtları ile tespite esas vergi kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, 1968 yılında yapılan kadastro çalışmalarından önce tespit maliki ...'in uzun yıllar Suriye'de ikamet ettiği, kadastro çalışmaları yapılmadan kısa bir süre önce köye döndüğü, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kendisi adına yapılmasından sonra taşınmazı kullanmaya başladığı, davacı ... ve ...'un ise dava konusu taşınmazı kadastro tespitinden önce en az 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullandıkları, davacı ... ve müdahil ... lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle temyize konu davacı ... ve asli müdahil ...'un davasının kabulüne, 13 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti ile komisyon kararının iptaline, tutanaktaki yüzölçümü ve vasfıyla 6/12 hissesinin ..., 1/12'şer hissesinin ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...mahkemece yöntemine uygun olarak mahallinde tatbik edilen tarafların tutunduğu kayıtların dava konusu taşınmaza uymadığı, zilyetlik hükümleri çerçevesinde yapılan incelemede ise, mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin kadastro tespiti öncesinde davalıların çekişmeli taşınmazda kullanımlarının olmadığını belirttikleri, davalı tanıklarından ... ve ... yaşları itibariyle kadastro tespit tarihi olan 1968 tarihi öncesini bilebilecek yaşta olmadıkları, davacı tanıklarından ...'ın ise taşınmazın evveliyatını bilmediği şeklinde beyanda bulunduğu, davalı vekili her ne kadar istinaf dilekçesi ile davalılar murisinin kadastro tespitinden önce kan davası nedeniyle köyü terk ettiğini belirtmiş ise de, yargılama aşamasında bu hususun taraflarca ileri sürülmediği, keşifte davalıların, mahalli bilirkişilerin ve tanıkların alınan beyanlarında da davalı murisinin kadastro tespitinden önce kan davası nedeniyle köyü terk ettiğine dair beyanda bulunmadıklarından davalılar vekilinin bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği gibi tespit tarihinden önce davalılar murisinin uzun süre Suriye'de kaldığının davalı beyanlarıyla da ikrar edildiği, taşınmazın tespit günü ve öncesinde davacı ... ve müdahil ... tarafından zilyet edildiği..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in, köyde yaşanan kan davasından dolayı, yaklaşık olarak on yıl Suriye ülkesine kaçmak zorunda kaldığını, iradi terk olmadığını, bundan önce dava konusu taşınmazı uzun yıllar boyunca ekip biçtiğini, döndükten sonra da, dava konusu taşınmazı vefat ettiği tarihe kadar ekip biçmeye devam ettiğini, dayanak vergi kaydının taşınmaza uyduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, husumetli tek bir mahalli bilirkişinin soyut ve gerçeğe aykırı beyanı üzerine, davacılar, müdahil ve mahalli bilirkişilerin gerçeğe aykırı beyanları arasındaki çelişkileri gidermeden hukuka aykırı karar verdiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın davacı ve asli müdahilin dayandığı tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı ve davacılar lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve asli müdahilin dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, davacı ... ve asli müdahil ... lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Dava, şahıslar arasında olsa dahi, davacı taraf, lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğunu ispatlamakla yükümlüdür. Somut olayda, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları tek başına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Taşınmazların kullanım süresi ile niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olup, İlk Derece Mahkemesince bu yönde bir araştırma yapılmamış, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının doğru olup olmadığı denetlenmemiş, ziraat bilirkişiden de rapor alınmamıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü'nden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıkları ile ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın ilk olarak kim tarafından, ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmak ve temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazın zirai faaliyete konu olup olmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıkalayan rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisine keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmeli, zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu kanıtlanamadığı takdirde davanın reddine karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40,000,00 TL avukatlık ücretinin davacı ve asli müdahilden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı ... ve arkadaşlarına verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.