Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1683 E. 2026/4482 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1683
- Karar No
- 2026/4482
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/176 E., 2024/268 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazların bulunduğu Siirt ili ... ilçesi ... köyünde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmadığı, arazi kadastrosu ise 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre 1983 yılında yapılarak kesinleşmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Siirt ili ... ilçesi ... köyünde 1986 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda davacıya ait 3 taşınmazın tespit harici bırakıldığını, tespit öncesi ve sonrasında dava konusu taşınmazların müvekkilinin 50 yıldan fazladır zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, taşınmazların müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; Orman İdaresinin dahili davalı sıfatıyla davaya dahil edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve mülkiyeti Hazineye ait taşınmazlar olduğunu, özel mülkiyet konu edilemeyeceklerini ve taşınmazlarla zamanaşımı zilyetliğinin kazanılmasına ilişkin koşulların bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2015 tarihli ve 2013/504 Esas, 2015/870 Karar sayılı kararı ile "fen raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen taşınmazların orman ve mera vasfında olmayıp özel mülkiyete elverişli, kültür arazisi niteliğinde olduğu, yapılan ilan üzerine herhangi bir itiraz ve hak iddiasının ileri sürülmediği, taşınmazlar üzerinde davacının silsile yoluyla devam eden yirmi yılı aşkın ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 25.05.2015 tarihli rapora ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 6.869,02 m²lik taşınmaz ile aynı raporda (B) harfiyle işaretli 5.143,60 m²lik taşınmazın davacı adına tarla vasfı ile tesciline, aynı fen bilirkişisi raporunda (C) harfiyle işaretli taşınmazın tesciline ilişkin talebin reddine, fen bilirkişisi .... tarafından hazırlanan 25.05.2015 tarihli rapor ve eki krokinin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.11.2017 tarihli ve 2016/4314 Esas, 2017/8733 Karar sayılı ilamıyla "dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının tespiti için eski tarihli hava fotoğraflarından, zilyetlik araştırması için de dava tarihinden geriye doğru 15-20 yıl öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarından yararlanılmadığını, davacı adına senetsizden tespit edilen taşınmaz olup olmadığı hususunda yapılan araştırmada davacının Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/12 Esas sayılı dosyasında davası olduğu belirtildiği halde ilgili dosya celbedilmediğini, hükme esas alınan jeoloji bilirkişi raporunda taşınmazın sınırında Reşan çayı olup, (B) harfli bölümün taşkın anında zarar görebileceği belirtildiği halde zilyetlikle kazanıma elverişli olup olmadığının yeterince araştırılmadığını, bu nedenle mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ile önceki keşiflerde görev almayan halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir jeoloji mühendisi ve bir harita uzmanından oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden keşif yapılmalı, ayrıca jeolog bilirkişisinden dava konusu taşınmazın dere yatağında olup olmadığı, derenin aktif dere yatağı olup olmadığı, yatak değiştirip değiştirmediği, aktif olma özelliğini kaybetmiş ise tam olarak hangi tarihte kaybettiği ve özellikle (B) harfli bölümün taşkından zarar görüp görmeyeceğine ilişkin duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor düzenlettirilmesi gerektiğini, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "30.05.2024 tarihli jeodezi raporunda 1951, 19 84... tarihlerine ait hava fotoğrafında (B) harfiyle gösterilen alanda daha önce tarımsal faaliyet yapıldığına ilişkin izlerin bulunduğu, (A) ve (C) harfleri ile gösterilen alanda ise daha önceden tarımsal faaliyet yapıldığını gösterir emare bulunmadığının çok net belli olduğu, (A) ve (C) harfleriyle gösterilen alanların toprak yapısının dik ve eğimli olduğu ve üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı ziraat bilirkişi ek raporu ile tespit edilmiş, (B) harfiyle gösterilen alan yönünden ise her ne kadar davacının hak iddia ettiği bu alan yönünden bilirkişi raporları ile zilyetliğinin bulunduğu ve davacının uzun yıllardır kullandığı tespit edilmiş ise de dava konusu alanın Reşan Çayının sınırında olduğu, dosya arasında mevcut jeoloji bilirkişisi raporlarında (B) harfiyle gösterilen alanın taşkın anında taşkından zarar görebilecek muhtemel alan olarak belirtildiği dolasıyla bu alanın zilyetlikle iktisaba elverişli olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma öncesi Mahkemeye sunulan ziraat bilirkişisi raporlarında (A) ve (B) harfleri olarak gösterilen taşınmazların tarım arazisi vasfında olduğunu, harita (jeodezi) bilirkişisi raporlarında anılan taşınmazların imar-ihya gördüğünün rapor edildiğini, yine tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla dava konusu taşınmazların, gerek bozma öncesi alınan gerekse bozma sonrasında alınan jeodezi ve fotogrametri mühendisi raporlarında dava konusu taşınmazların 1951, 19 84... tarihli hava fotoğraflarındaki görüntüleri itibarıyla imar-ihya gördüğünü, 1951'den beri tarımsal amaçlı kullanıldığının belirtildiğini, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabında dava konusu taşınmazların kamulaştırma kapsamında Ilısu Baraj Gölü altında kaldığının belirtildiğini, taşkın etki alanını gösteren herhangi bir projenin dosyaya sunulmadığını, dava konusu taşınmazlar üzerinde müvekkili lehine kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap koşullarının oluştuğunu, zira dava konusu taşınmazın 1986 tarihli kadastro çalışmaları sonrasında yaklaşık 25 yıl tarımsal amaçlı kullanılmak suretiyle imar-ihya edildiğini, tanık ve mahalli bilirkişisi ifadeleri ile de bu durumun desteklendiğini, yetersiz ve hatalı 30.05.2024 tarihli harita bilirkişisi raporuna dayanılarak ve 17.05.2023 tarihli jeoloji mühendisi raporundaki ifadeler davacının aleyhine yorumlanarak davanın reddedilmiş olmasının isabetli olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.