Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1303 E. 2026/4769 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1303
Karar No
2026/4769
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1819 E., 2024/1116 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/412 E., 2022/470 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı müdahil ... vekili, aynı dilekçe ile davacılar ... ve ..., davacı ... vekili, bir kısım davacılar vekili, bir kısım asıl ve birleşen dosya davacıları vekili ve bir kısım asıl ve birleşen dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl dosya davacıları vekili Antalya Kadastro Mahkemesine sundukları dava dilekçelerinde; Antalya ili ... ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi hükümleri gereğince kadastro tespitleri yapıldığını ve 13.04.2012 tarihinde ilan edildiğini, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde ilk orman kadastrosunun 1946 yılında yapıldığını, 19 63... yılları arasında yapılan arazi kadastrosunda dava konusu taşınmazların tescil harici bırakıldığını, daha sonra 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan tarım arazilerinden olduklarını, ... köyünde dava konusu taşınmazlar ve çevresindeki yerlerin Hazine adına tapuya tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların entegre sera işletme alanları içinde kaldığını dava konusu yerlerde yapılan kadastro çalışma sınırlarının ve kadastro tesptilerin iptaliyle, müvekkilleri tarafından tarım arazisi olarak kullanılan ... köyü 780, 782, 783, 784, 788, 790, 794, 795, 796, 801, 803, 804, 1442, 1443, 14 44... parsel sayılı taşınmazların fiili duruma göre yazılması gerektiğini ileri sürerek, tarım arazisi olan dava konusu taşınmazların zilyetliğinin ve taşınmazlar üzerindeki muhdesatların davacılara ait olduğunun tespiti ile tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesi ve tapu kaydının beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemeler arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığı hakkında Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince verilen 11.04.2014 tarihli ve 2014/2 63... /5636 Karar sayılı ilamla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi üzerine dava, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/340 Esasına kaydedilmiş, eldeki dosya bu dosyadan tefrik edilerek aynı Mahkemenin 2016/70 Esas sırasına kaydedilerek eldeki yargılama sürdürülmüştür. 2.Birleşen Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/480 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde; kadastro ölçümleri sırasında ... köyü 282 54... parsel sayılı taşınmazların hatalı yapılan tespitlerinin düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Birleşen Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/373 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi hükümleri gereğince kadastro tespiti yapıldığını, dava konusu ... Mahallesi 282 54... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun 1946 yılında yapılıp kesinleştiğini, sonrasında 19 63... yılında yapılan arazi kadastrosunda dava konusu taşınmazın tescil harici bırakılmış iken 1983 yılında yapılan 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, dava konusu taşınmaz ve çevresinin 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planında tarımsal niteliği korunacak alanlar içerisinde entegre sera işletme alanları içerisinde kaldığını, taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, uzun yıllardan bu yana kesintisiz ve aralıksız iyiniyetli olarak malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın zilyetliğinin davacıya ait olduğunun ve taşınmaz üzerindeki muhdesatların müvekkiline ait olduğunun tespiti ile tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine ve tapu kaydının beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 4.Birleşen Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/236 Esas sayılı dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 282 54... , 461, 462, 463, 464, 465, 466, 467, 468, 469, 470, 471, 472, 473, 47 ve eski 796 parsel sayılı taşınmazları fiilen kullandığını, taşınmazların 1946 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosunda orman vasfıyla tespit edildiğini, orman kadastrosunun kesinleştiğini, 3116 sayılı Kanuna 5653 sayılı Kanun ile ek, 1/e fıkrası ile makilik alanlarda çalışma yapıldığını, dava konusu taşınmazlarda da makilik alanların tespitine yönelik çalışma yapıldığını ve taşınmazların makiye ayrıldığını, bu çalışmaların hiçbir zaman askıya çıkarılmadığını, makiye ayrılan taşınmazların özel kanunlara göre tapuya bağlandığını, ... köyünde 1963 yılında yapılan arazi kadastrosunda dava konusu parsellerin bulunduğu bölgede orman olduğu gerekçesiyle çalışma yapılmadığını, davacıların dava konusu taşınmazların kullanıcıları olduğunu, 3402 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda, 2/B kadastrosu ve kullanıcı tespiti yapıldığını, davacıların 6292 sayılı Kanun ile taşınmazların mülkiyetini satın alma hakkına sahip iken, ... ve Milli Emlak Müdürlüğü tarafından yapılan işlemlerle bu haklarına kavuşamadıklarını ileri sürerek, dava konusu taşınmazlar hakkında 1975 yılında yapılarak, 26.03.1976 tarihinde askıya çıkarılan çalışmalarda 4 numaralı orman parseli olarak sınırlandırılan ve dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu taşınmazlar hakkında kurulan “orman sayılmayan makilik” olarak ibaresinin yok hükmünde olduğunun tespiti ile taşınmazların 2/B vasfında olduğunun tespit edilmesini ve tapunun beyanlar hanesine tesciline, eskiden var olan 2/B beyanları terkin edilmemişse devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "I-)Asıl dava yönünden; 1-a) ...'ün davasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/5. madde ve fıkrası uyarınca açılmamış sayılmasına, 2-a) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in davalarının derdestlik nedeni ile reddine, 3-a) Müdahil davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'ın davalarının reddine, II) Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinden birleşen 2016/480 Esas sayılı dava yönünden; 1-) ..., ..., ..., ..., ..., , , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçılarının davalarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, 2-) Diğer davacıların davalarının reddine, III-) Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinden birleşen 2016/236 Esas sayılı dava yönünden; 1-)Tarım ve Orman Bakanlığına yönelik davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine, 2-) Diğer davalılara yönelik davanın esastan reddine, IV-) Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinden birleşen 2021/373 Esas sayılı dava yönünden; 1-) Davanın reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı müdahil ... vekili, davacı ..., davacı ... vekili, bir kısım davacılar vekili Avukat ..., bir kısım asıl ve birleşen dosya davacıları vekili Avukat ... ve bir kısım asıl ve birleşen dosya davacıları vekili Avukat ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".... dava konusu taşınmazın hâlen 3116 sayılı Kanun hükümlerine yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde bulunan makilik nitelikte olduğu, tahdit kesinleştikten sonra 6831 sayılı Kanunun 1744, 28 96... sayılı Kanunlarla değişik 2. madde ve 2/B maddeleri uyarınca yapılan orman sınırı dışına çıkarma çalışmalarında da orman sınırı dışına çıkarılmadığı, Devlet ormanlarından tapu ve zilyetlikle toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 Esas, Karar; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 Esas, Karar ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 Esas, Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, dolayısıyla dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında olmayıp bu nedenle bu kapsamda olduklarına dair tespit veya şerh verilmesinin mümkün bulunmadığı; Nitekim ... köyünde 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesine göre 2012 yılında yapılarak 13.04.20 12... .05.2012 tarihleri arasında askı ilanına alınan kullanım kadastrosu çalışmalarında, dava konusu parsellerin hiç birinde herhangi bir kullanım kadastrosu ve kullanıcı güncelleme çalışması yapılmadığı ve dava konusu taşınmazların yukarıda açıklanan niteliği gereğince haklarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesi uyarınca yapılmış bir kullanım kadastrosu ya da güncelleme çalışması yapılmamış olunması yerinde olduğu gibi, halen orman niteliğinde olduğundan haklarında kullanıcı ve muhdesat şerhi verilmesinin de mümkün bulunmadığı; dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olup, davanın açılmamış sayılmasına ve derdestlik nedeniyle reddine yönelik kararlar yönünden de bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma ile hatalı karar verildiğini, bilirkişi raporunda belirtilen kısımların müvekkilinin kullanımında olduğunun dosyadaki bilgi ve belgelerle ispatlandığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacılar ... ve ... temyiz dilekçelerinde; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma yapılarak, hatalı karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu 282 54... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman kadastrosunun 1946 yılında yapılıp kesinleştiğini, sonrasında 19 63... yılında yapılan arazi kadastrosunda tespit ve tescil harici bırakılmış iken 1983 yılında yapılan 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, dava konusu taşınmaz ve çevresinin 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı'nda tarımsal niteliği korunacak alanlar içerisinde entegre sera işletme alanları içerisinde kaldığını, taşınmazın müvekkiline ait olup uzun yıllardan bu yana kesintisiz ve aralıksız iyiniyetli olarak malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

4. Bir kısım davacılar vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayandığını, İlk Derece Mahkemesince ilk karara yönelik istinaf Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında dosyaya yeni hiçbir bilgi ve belge girmemesine rağmen sonraki kararda ilk kararın aksine karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 5. Bir kısım asıl ve birleşen dosya davacıları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince ilk olarak davanın kabulüne karar verildiğini, istinafça kararın harç yönünden kaldırılmasına rağmen sonraki kararında esas hakkında farklı bir delil girmediği ve içtihat değişikliği olmadığı halde davanın reddine karar verildiğini, Mahkemenin gerekçeye emsal aldığı kararların bu dava ile ilgisinin olmadığını, dava konusu taşınmazların bulunduğu yer 2/B vasfında olduğu için taşınmazların çoğunun esas itibariyle ada ve parsel numarası almadığını, Mahkemece yapılan keşifte ve bilirkişi incelenmesinde davacıların zilyetliğinde olan yerlerin ayrıntılı olarak belirtildiğini, imar-ihya edilerek, uzun yıllardır kullanıldığının tespit edildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 6. Bir kısım asıl ve birleşen dosya davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 282 54... , 460, 461, 462, 463, 464, 465, 466, 467, 468, 469, 470, 471, 472, 4 73... parsel sayılı taşınmazların 2/B vasfında olduğunun tespiti, kullanıcılarının belirlenmesi ile tapunun beyanlar hanesine tescili ve 1975 yılında yapılan 6831 sayılı Kanunun 1/j uygulamasının ikinci kadastro olduğunun ve yok hükmünde olduğunun tespitine yönelik olduğunu, müvekkilleri dışındaki davacı ... müdahillerin ise taşınmazların 2/B vasfında olduğunun ve zilyetliklerinin tespitini istediğini, müvekkillerin dava ettiği parsellerin Hazineye ait olduğunu, tek davalının Hazine olduğunu, Mahkemece ilk karardan sonra dosyaya esas hakkında farklı bir delil girmediği ve içtihat değişikliği olmadığı halde tam tersi olarak davanın reddine karar verildiğini, iki kararın zıt olduğunu, Mahkemece dava konusu taşınmazlarla hiç ilgisi olmayan kararların emsal aldığını, dava konusu taşınmazların emsale ihtiyacı olmadığını, taşınmazlara yönelik önce açılmış tescil davasında, arazilerin 2/B olduğuna yönelik kesinleşmiş Mahkeme kararı olduğunu, hem Kadastro Mahkemesi hem de Asliye Hukuk Mahkemesi keşiflerinde her davacının kullandığı yerin ayrı ayrı gösterildiğini, krokiye bağlandığını, her davacıya nispi harç yükletildiğini, dosyada iki ayrı dava açıldığından bahisle 2 ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, Mahkemenin kararının bu yönüyle de hatalı olduğunu, eldeki davanın açıldığı tarihin 11.05.2012 olduğunu, Mahkemede aynı gün aynı dilekçe ile iki ayrı dava açıldığının tespit edildiğini, bu durumun maddi hata olduğunu, taraflar ve konu aynı olduğundan tek harç yatırıldığını, ayrı ayrı dosya oluşmasının nedeninin görev tayini olduğunu, iki davadan birine derdestlik birine esastan ret kararı verilerek mükerrer vekalet ücreti ve harçlara hükmedilmesinin doğru olmadığını, Mahkemece parsellerdeki 2/B kullanıcı şerhlerinin idare tarafından iptal edildiğini savunduğunu, idarenin tapunun beyanlar hanesindeki şerhleri iptal etme hakkı olmadığını, yetkisiz ve hukuka aykırı işlemin Mahkemece gözetilmesi gerektiğini, taşınmazların özel kanun kapsamında tapuya bağlanan yerlerden olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman sınırları içerisinde olup olmadığı, 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı ve davacılar lehine zilyetlik/muhdesat şerhleri verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına, dava konusu yerlerin 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan orman tahdidi içinde orman sayılan yer olduğu sabit olduğuna, dava konusu taşınmazlara ilişkin daha sonra yapılan orman kadastro çalışmasının 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. maddesi uyarınca öncesi orman iken bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitiren yerlerden olduğu gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarma yönünde bir çalışma olmayıp, Komisyonun 25.09.1975 tarihli tutanağındaki ifadelerden de anlaşıldığı üzere 6831 sayılı Kanun'un 1/j maddesi uyarınca muhafaza karakteri taşımayan makilik alan içinde kaldığı gerekçesiyle orman sayılmayan yerlerden olduğu yönünde bir çalışma olduğu, Kanunun aradığı anlamda bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirdiği için Hazine adına orman sınırları dışına çıkarma çalışması olmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup müdahil ... vekili, davacılar ... ve ..., davacı ... vekili, bir kısım davacılar vekili, bir kısım asıl ve birleşen dosya davacıları vekili, bir kısım asıl ve birleşen dosya davacıları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1303, K. 2026/4769, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1303-e-2026-4769-k-836715bfd020