Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6332 E. 2026/1878 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6332
- Karar No
- 2026/1878
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1941 E., 2024/1024 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gerede 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/153 E., 2022/145 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne ve davacılar ... ve arkadaşları vekilinin duruşma isteminin ise davanın niteliğinden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ............. ili ........ ilçesi ......... köyü çalışma alanında bulunan 1108 parsel sayılı 300.402,78 m² yüzölçümündeki taşınmaz yaylak vasfıyla özel siciline kayıtlı olup tapu kaydının beyanlar hanesinde "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır." şerhi bulunmaktadır. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yayla vasfıyla tapuda kayıtlı olduğunu, müvekkilleri ve dava dışı bir çok kimse tarafından kadimden beri kullanıldığını, 1992 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulama çalışması ile orman sınırları dışına yayla vasfı ile çıkarıldığını, yenileme kadastrosu yapılana kadar ihtilafsız bir şekilde yayla vasfı ile kullanıldığını, 2012 yılında yapılan yenileme kadastrosu ile taşınmaz sınırlarının sınırlandırma ve ölçü krokisi üzerinde belirlendiğini, ancak yapılan tespitin 1992 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro çalışmasına uygun olmadığını, ihtilaf konusu olan alanın 20 05... OS noktaları arasındaki sınır olduğunu, bu alanın orman sınırları içerisine dahil edilerek müvekkillerinin orman arazisini işgal eder duruma düşürüldüklerini ileri sürerek, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan .......... Yaylası 1108 parsel sayılı taşınmazın kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesine yönelik 27.06.2012 tarihli aplikasyon tutanağı ve eki krokinin iptali ile 1992 yılında yapılan ve kesinleşen 2/B madde uygulama çalışması ile belirlenen sınırlara göre tapu sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların taraf sıfatının bulunmadığını, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığını, davacıların tapu maliki olmadıkları gibi kadimden bu yana taşınmazı kullandıklarına dair herhangi bir somut ve kesin delilleri bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının iddiasında haklı olduğu, 2012 yılında yapılan kadastro çalışmalarıyla daha önce 1992 yılında belirlenen sınırlara aykırı olarak sınır belirlemesi yapıldığı" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve .... ili ....... ilçesi ............. köyü 1108 parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca oluşturulan 27.06.2012 tarihli aplikasyon tutanağı ve ekli krokisinin iptali ile 21.12.2020 tarihli fen bilirkişisi raporu ve ekinde yer alan krokide gösterilen olması gereken sınırlar dikkate alınarak, 1108 parsel sayılı taşınmazın miktarının 309.759,96 m² olacak şekilde orman sınırlarının yeniden düzenlenmesine ve tapu siciline bu şekilde tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... vekili ve Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davanın dava dilekçesindeki açıklamaya göre 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ancak yapılan aplikasyon ve teknik hatadan dolayı orman sınırları içerisinde kalan taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılarak yayla vasfında Hazine adına kayıtlı 1108 parsel sayılı taşınmaz sınırlarına eklenmesi talebine ilişkin olduğu, yörede 1992 yılında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulama çalışması bulunduğu, bu çalışmada dava konusu taşınmazın .............. köylülerinin işgalinde bulunup Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ve yine 2012 yılında 3402 sayılı Kanun'un 5831 sayılı Kanun'la eklenen 4. maddesi ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 23.05.2012 tarihli ve 2012/5 sayılı genelgesinin A/1-6 maddesi ile özel teknik şartnamesinin 7. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi ile 1108 parsel sayılı 300.402,78 m² yüzölçümündeki taşınmazın beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkarılmıştır" şerhi verilmek suretiyle yaylak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, davacıların 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun uyarınca hak sahibi olmadıkları göz önüne alındığında, yaylakların mülkiyeti Hazineye, yararlanma hakkı ise ilgili köy ya da belediye tüzel kişiliğine ait olduğundan, özel veya kamu mülkiyetine konu olduğu belirtilerek gerçek ya da tüzel kişiler adına tespit veya tescil edilen taşınmazlar hakkında, yaylak iddiası ile dava açma hakkının da Hazine ve ilgili tüzel kişiliğine ait olup, köy adına da dava açmak ve açılan davayı takip yetkisi ile köy aleyhine açılan davalarda köyü temsil yetkisinin, 442 sayılı Köy Kanunu'nun 37/7. maddesi gereğince köy muhtarına; köy muhtarının hukuki bir engelinin çıkması durumunda ise, aynı Kanun'un 33/b maddesine göre köy derneğinin seçeceği temsilciye tanınmış olduğu, bu nedenle gerçek kişilerin bu konuda dava açma ehliyetleri bulunmadığı, hal böyle olunca; somut olayda, gerçek kişi davacıların taşınmazların yaylak vasfındaki taşınmaza eklenmesi gerektiği iddiası ile açtıkları davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine, davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; davayı aydınlatma ve somutlaştırma kapsamında yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını, dava dilekçesi, yapı kayıt belgesi, 2/B madde uygulama çalışmaları ve 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi kapsamında yapılan çalışmalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde müvekkillerinin talebinin kendilerine yaylak tahsisi yahut hatalı yapılan tahsisin iptali, el atmanın önlenmesine ilişkin olmadığını, davacıların amacının atalarından kalma, kamuoyunda imar barışı olarak adlandırılan yasa uyarınca ücretini ödeyip yapı kayıt belgesi bulunan evlerinin de bulunduğu kadim yaylanın hatalı ölçüm neticesinde orman sınırlarına dahil edilmesi ile oluşan mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik kişisel, meşru ve güncel, korunmaya değer hukuki yararları nedeniyle hukuksal koruma istemekten ibaret olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan çalışmalar kapsamında orman sınır noktalarının hatalı tespiti ile müvekkillerinin evlerinin bulunduğu alanın orman sınırlarına dahil edilmesine itiraz hakları bulunduğunu, öte yandan 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesine göre sınırlandırma ve tespitlere karşı dava açma süresinin 10 yıl olduğunu, hakdüşürücü sürenin mahkemelerce re'sen gözetilmesi gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve Kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulama çalışması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ancak yapılan aplikasyon ve düzeltme ile orman sınırları içerisinde kaldığı iddia edilen taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılarak yayla vasfıyla Hazine adına kayıtlı 1108 parsel sayılı taşınmaz sınırlarına eklenmesi istemine ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Bölge Adliye Mahkemesince, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, yalnızca davalı ... yararına vekalet ücreti taktir edilip, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf eden ve kendisini vekille temsil ettiren davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370/2. hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (B-4) numaralı bendinde yer alan "Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen alınarak davalıya verilmesine," ibaresinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine "Davalı ... ve davalı Hazine kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlı Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine," ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.