Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6319 E. 2026/2013 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6319
Karar No
2026/2013
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 26.09.2024 SAYISI : 2024/1 E., 2024/1 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen asıl karar davacı ... vekili tarafından ve ek karar ise davaya re'sen davacı yanında dahil edilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Uygulama kadastrosu sırasında, ...... ili ... ilçesi ........ köyü çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 383 parsel sayılı 8000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 21... parsel numarasıyla 6.522,33 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 381 parsel sayılı 9000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 21... parsel numarasıyla 10.758,55 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... ve arkadaşlarının murisi ............ adına tapuda kayıtlı bulunan eski 382 parsel sayılı 5.800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 21... parsel numarasıyla 6.112,34 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş; yörede yargılama sırasında yapılan toplulaştırma işlemi sonucunda 1 21... parsel sayılı taşınmazın toplulaştırmasından 2 49... ; 2 51... ; 2 33... parseller; 1 21... parsel sayılı taşınmazın toplulaştırılmasından 2 49... ; 1 21... parsel sayılı taşınmazın toplulaştırmasından ise 2 49... parsel sayılı taşınmaz oluşmuştur. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait ......... ili ... ilçesi . köyü eski 383 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini/sınırının yanlış belirlendiğini, eksikliğin/yanlışlığın davalılara ait 3 81... (yeni 1 21... ve 17) parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, taşınmazların eski hale getirilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; 381 parsel sayılı taşınmaz maliki olduğunu, davacının 381 parsel maliki olarak başka şahıslar aleyhinde kadastro tespitine itiraz ve tapu iptali ve tescili davası ikame ettiğini öğrendiğini, davanın yanlış malik aleyhine açıldığını, davacının ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediğini, yapılan kadastro işlemi ile yapılan ölçümler usul ve yasaya uygun olduğunu ve davacının itirazının yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı .............. cevap dilekçesi; 382 parsel sayılı taşınmazın annesi ........ kızı .......... adına kayıtlı olduğunu, annesinin şu an yatalak hasta olduğunu, konuşma yeteneğini yitirdiğini, davacının 382 parsel maliki olarak başka şahıslar aleyhinde kadastro tespitine itiraz ve tapu iptali ve tescili davası ikame ettiğini öğrendiğini, davanın yanlış malik aleyhine açıldığını, davacının ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediğini, yapılan kadastro işlemi ile yapılan ölçümler usul ve kanuna uygun olduğunu ve davacının itirazı yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 3. Bir kısım davalılar vekili Avukat ... cevap dilekçesi; uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun olduğunu ve davanın haksız olduğunu ileri sürerek, reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.05.2021 tarihli ve 2019/8 Esas, 2021/8 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 18.12.2023 tarihli ve 2021/13869 Esas, 2023/6484 Karar sayılı ilamıyla "...09.04.2021 tarihli teknik bilirkişi kurulu raporunun içeriğinin incelenmesinde Ağılcık-17 numaralı tapulama (ilk tesis kadastrosu) paftasında bulunan davacıya ait 383 parsel ile davalılara ait komşu parsellerin tapulama çalışmaları sırasında zeminde yapılan ölçümlerinin (takeometrik ölçü değerlerinin) tapulama paftası tersimatı ile uyumlu olduğu görülmüş olup tersimat hatası bulunmadığının" bildirildiği; raporun devamında ise, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe (1950 yılına) en yakın 19 48... tarihli hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılarak, davacıya ait 1 21... (eski 383) numaralı parselin sınırlarının belirgin ve keşif sırasında mahalli bilirkişilerin gösterdiği ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi çalışmalarında belirlenen sınırla uyumlu olduğu, ancak bu sınırların tesis kadastrosu çalışmaları sırasında oluşturulan ve 17 numaralı paftasına tersim edilen sınırlarla uyumlu olmadığı belirtilerek, tesis kadastrosu sırasında ölçü ve sınırlandırma hatası yapıldığının bildirildiği, ne var ki bilirkişilerce bildirilen ikinci durumun fiili kullanım sınırına ilişkin olup uygulama kadastrosu yapılırken fiili kullanım sınırının değil, teknik belgelerinde bir hata yok ise tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların dikkate alınacağı, davanın mahiyeti gereği fiili kullanım durumuna değer verilmeyeceği, ayrıca; yine bilirkişi raporunun devamında, davacıya ait 1 21... parselin dava konusu komşu parsellerle olan ortak sınırında "okumadan kaynaklı ölçü ve sınırlandırma hatası yapıldığı" belirtilmiş olup, raporun bu haliyle kendi içerisinde dahi çeliştiği; kaldı ki, bilirkişi raporuna ekli krokiler incelendiğinde, davacıya ait 1 21... ve davalıya ait 1 21... parsel arasındaki 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a çalışmaları sırasında tespit edilen ortak sınırın nereden geçtiğinin dahi gösterilmediği gibi, tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosuna esas paftaların çakıştırılmasında da gözle görülür şekilde fark bulunduğu halde, bilirkişi raporunun, bu farkı açıklamaktan uzak ve denetime elverişsiz olduğu açıklanarak infaza ve denetime elverişli rapor alınması ve karar verilirken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet uyuşmazlığını çözmek olmadığının da gözetilmesi, dolayısıyla teknik belgelerinde bir hata yok ise, tesis kadastrosundaki sınırların dikkate alınacağının düşünülmesi, yine mahkeme gözleminde belirtilen eski 383 parsel ile komşu eski 381 parsel sayılı taşınmaz arasında bulunduğu belirtilen yükselti farkının, taşınmazların sürümünden kaynaklanıp kaynaklanmadığının da tartışılıp değerlendirilmesi suretiyle, toplanmış ve toplanacak tüm deliller dikkate alınarak bir karar verilmesi gereklerine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Mahkemece tensip zaptının 9 numaralı ara kararı ile re'sen "Hazinenin davacı taraf yanında davaya katılmasının sağlanarak kuruma meşruhatlı davetiye tebliğine" karar verilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı ile "Bozma ilamı doğrultusunda teknik bilirkişi kurulundan alınan 12.03.2024 düzenleme tarihli Bilirkişi kurulu raporu incelendiğinde raporda 22/a uygulama çalışmaları sırasında tanzim edilen 383 numaralı parsele ait uygulama tutanağının 9 ve 10. paragrafında "iş bu parselin ölçü krokisinde 911 numaralı takeometrik kırık noktasının paftasına yanlış tersim edildiği ve yüzölçüm farklılığında bu durumda kaynaklandığı” şeklinde bahsedildiği ancak tam olarak detaylandırılmadığı, hatanın net ve kesin olarak 911 kırık noktasının yatay mesafesi; 247 olması gerekirken sehven 217 metre olarak paftasına işlendiği hususun tespit edilmediği yenileme çalışmasının usulüne uygun yapıldığı ancak tapulama paftasında 911 kırık noktasında tersimat hatası yapıldığının belirtildiği; nitekim bilirkişi raporunda yapılan bu tersimat hatası düzeltildikten sonraki durumun hava fotoğrafları ve fiili durumla uygun olduğunun da rapordaki haritaların çakıştırılmasından anlaşıldığı;bu kapsamda dava konusu taşınmazdaki tesis kadastrosu sırasındaki hatanın 383 parseldeki 911 kırık noktasındaki sayı hatası ve sonucunda tersimat hatasından kaynaklandığı ancak bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bu tersimat hatasının yenileme çalışmaları sonucunda düzeltildiği ve gelinen aşamada yenileme çalışmalarının usul ve kanuna uygun olduğunun belirtildiği, bu nedenle uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun olduğu noktasında tam bir vicdani kanaat oluştuğu..." gerekçesiyle davacı tarafından ispatlanamayan davanın esastan reddine; dava konusu ........... ili ... ilçesi ............ Mahallesi sınırları içerisinde bulunan eski 382 parsel, uygulama kadastrosu sonucu yeni 1 21... parsel ve toplulaştırma sonucu 2 49... parsel sayılı taşınmazın, eski 381 parsel, uygulama kadastrosu sonucu yeni 1 21... parsel ve toplulaştırma sonucu 2 49... parsel, 2 51... parsel, 2 33... parsel sayılı taşınmazın, eski 383 parsel, uygulama kadastrosu sonucu yeni 1 21... parsel ve toplulaştırma sonucu 2 49... parsel sayılı taşınmazın ayrı ayrı uygulama kadastro tespitinde olduğu üzere tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. Gerekçeli karar başlığında "davacı" olarak gösterilen Hazine vekili 03.07.2024 tarihli dilekçesi ile Hazinenin "davalı" taraflar arasında gösterilmesi gerekirken "davacı" olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu; bu nedenle öncelikle davadaki sıfatlarının "davalı" olarak değiştirilmesini; akabinde hükmün 6'ncı fıkrasında davalılar lehine vekalet ücreti takdir edildiği gözetilerek bu fıkraya "Hazine ve Maliye Bakanlığı" ibaresinin de eklenmek suretiyle hükmün tamamlanmasını talep etmiş ve İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2024 tarihli ek kararı ile "Mahkemenin bozmadan önce 2019/8-2021/8 Esas Karar sayılı dosyası ve öncesinde yapılan yargılamalarda Hazinenin dosya tarafları arasında yer almadığı, 04.03.2024 tarihli Yargıtay bozma kararından sonra yapılan yargılamalarda mahkeme hakimi tarafından 04.03.2024 tarihli tensip zaptının 9 numaralı bendinde Hazinenin davacı taraf yanında davaya dahil edildiği, dahil edilme gerekçesinin dosyanın bütününden tam olarak anlaşılamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) ve 3402 sayılı Kanunda böyle bir usulün olmadığı yine Hazinenin davalı sıfatının da bulunmadığı..." gerekçesiyle hükmün tamamlanması talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; eski 382 (uygulama kadastrosu sonucu yeni 1 21... ve toplulaştırma sonucu 2 49... ) parsel numaralı taşınmazın satın alındığı tarihteki alanının taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan 22/2-a kadastro yenileme tespit çalışmaları neticesinde 2.000 metrekare küçüldüğünü; müvekkilinin zeminde ölçüm yaptırarak ve tapu kayıtlarına güvenerek taşınmazı 8.000 m² yüzölçümüne sahip olduğu inancı ile satın aldığını; satın aldıktan sonrada zeminde ölçüm yaptırıp ve dosyaya sunulan aplikasyon krokisini esas alarak etrafını tel örgü çitle çevirtmek ve ağaçlandırmak suretiyle bu yüzölçümle kullanmaya başladığını; ne var ki 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu sonucunda tesis kadastro tespitine aykırı olarak davalılara ait taşınmazların yüzölçümünde büyümeler olmasının yenileme tespitinin eksik inceleme neticesi hatalı yapıldığını gösterdiğini; bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporunda tesis kadastro tespitinde tersimat hatası yapılarak hatalı ölçüm yapıldığı ve 22/2-a Uygulama/Yenileme Kadastrosu ile bu hatanın düzeltildiğinin rapor edildiğini; bu bilirkişi raporu ile önce alınan raporların çelişmesi nedeniyle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Hükmün tamamlanması talebi reddedilen Hazine vekili; hükmün tamamlanması talebinde yer alan gerekçelerle Mahkemece verilen 26.09.2024 tarihli ek kararının bozulması talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin 03.06.2024 tarihli asıl karara; davaya re'sen davacı yanında dahil edilen Hazine vekilinin ise 26.09.2024 tarihli ek karara yönelik ve temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi asıl kararının ve 26.09.2024 tarihli ek kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6319, K. 2026/2013, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6319-e-2026-2013-k-01185c7230e2